Yedi Meşaleciler Hakkında Bilgi
Yedi Meşaleciler Hakkında Bilgi
Yedi Meşalecilerin Özellikleri
Yedi Meşalecilerin Temsilcileri
Yedi Meşaleciler Topluluğunun Üyeleri
Yedi Meşalecilerin Sanat Anlayışı
Yedi Meşaleciler, Cumhuriyet devrinde kurulan ilk edebi topluluktur. 1928 yılında, Servet-i Fünun’u yöneten Halit Fahri Ozansoy’un ön ayak olduğu, yazılan Servet-i Fünun’da yayımlanan 20’li yaşlardaki gençlerin birlikte çıkaracaktan bir eserin ilanıyla edebi topluluk edebiyat alemine tanıtılmış olur: “Mecmuamızın hey’et-i tahririvesini teşkil eden gençlerden Sabri Esat, Cevdet Kudret, Yaşar Nabi, Vasfi Mahir, Muammer Lûtfi, Ziya Osman ve Kenan Hulusi Beyler müntehap yazılarını YEDİ MEŞALE isimli bir kitapta topladılar. Pek yakında intişar edecek bu olgun eseri karilerimize tavsiye ederiz.” (Akt. Önertoy, 1993: 37) İlanda bahsi geçen “Yedi Meşale” isimli kitap bir ay sonra yayımlanır. Yedi Meşaleciler, kitabın önsözünde de bir bildiriyle kendi sanat anlayışlarını açıklarlar. Hareket noktalarını “canlılık, samimiyet ve daima yenilik” olarak özetleyen Yedi Meşaleciler, “Yazılarımızda ne dünün mızmız ve soluk hislerini, ne son zamanların renksiz ve dar Ayşe, Fatma terennümünü bulacaksınız.” (Akt. Önertoy, 1993: 38) gibi iddialı bir cümleyle hedeflerini açıklamışlardır. Bu ifadelerindeki amaç “Memleket Edebiyatnın/Millî Edebiyatın kalıplaşmış, nitelik kaybına uğramış yayılımını kırmaktır. Onlar genelde edebiyatın, özelde de şiirin içine düştüğü kısır döngüye, yeni bir açılımla son vermek istemişlerdir.” (Gür, Sena, 2010: 110) Yedi Meşaleciler, Yahya Kemal ve Ahmet Haşim gibi önemli sanatçıların desteğini alırlar. Hatta aynı yılın temmuz ayında yayın hayatına başlayan “Meşale” adlı derginin ilk sayısının başyazısını yazan Haşim “Henüz bahar manzarası içinde, taze yaprak gürültüleriyle sallanan bu fidanları, tekemmül etmiş bir ağaç tarzında tenkit etmek insafsızlık olur. Gençliğin ekseriyetle meziyet tohumu olan kusurlarını sevmeyenler, onda sevecek pek az şey bulurlar.” (Akt. Önertoy, 1993: 39) cümleleriyle gençleri yüreklendirir.
Ancak hem Milli Edebiyat’ın kuvvetli tesirinin hala devam etmesi, heceyle olgun eserler verilmeye başlanması hem de aralarında, Ziya Osman Saba dışarıda bırakılacak olursa, güçlü sanatçıların olmayışı nedeniyle sadece 8 sayı yayımlanabilen “Meşale dergisi 15 Ekim 1928’de yayın hayatına son vermiştir.” (Kolcu, 2009: 22) Sonrasında, eserleriyle sadece “Yedi Meşale” kitabında yer alan ve bu kitaptan sonra gruptan ayrılan Muammer Lütfi’yle sayılan altıya düşen; Ziya Osman dışında, edebiyat aleminde yankı uyandıran eserler ortaya koyamayan grubun, derginin kapanmasından sonra Milliyet gazetesinin sanat sayfasında bir süre daha yazılan çıkar; ancak zamanla farklı meşgalelerle mekânsal olarak da ayrı düşülünce bu birlik tamamen dağılır. Çeşitli “nedenlerle edebiyatımızda bir akım başlatamayan, bir okul niteliği kazanamayan topluluk, edebiyatımızın o yıllarda aksayan yönlerine dikkat çekip, edebiyat dünyasında gençlerle de ilgilenmek gerektiğini ortaya koyarak yankı uyandırmıştır.” (Önertoy, 1993: 49)
Yedi Meşaleciler içinde altı şair bir de hikâyeci (Kenan Hulusi Koray) bulunmaktadır. Ziya Osman Saba, insan ve yaşama sevgisiyle dolu, çocukluk günlerine özlem duyan ve bu duygularını yeni bir üslupla şiirlerinde işleyebilen başarılı bir şairdir. Şiirlerini “Sebil ve Güvercinler” ve “Nefes Almak” adlı kitaplarda yayımlamıştır. Yer yer otobiyografik öğelerin yer aldığı öyküler de yazan Saba bu eserlerini de “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” ve “Değişen İstanbul” adlı kitaplarda yayımlamıştır.
Yaşar Nabi Nayır, daha çok yayıncılık alanındaki çalışmalarıyla tanınmış ve günümüzde de yayımlanmaya devam eden “Varlık” dergisini kurmuştur. Vasfi Mahir ve Cevdet Kudret, edebiyatımızla ilgili inceleme ve araştırmalar yapmıştır. Kenan Hulusi Koray, başarılı bir hikâyeci olmasına rağmen adından yeterince söz ettirememiştir. Sabri Esat ise Empresyonist ağırlıklı şiirler yazmaya devam etmiştir.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok