Türkçe’nin Beyliği metni cevapları ve soruları, Meb Yayınları 6. Sınıf Türkçe Ders kitabı sayfa 24-25-26-27-28-29-30-31-32-33-34-35-36-37-38-39-40-41 (Dilimizin Zenginliği Teması)

Türkçe’nin Beyliği Metni Cevapları

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 24 Cevapları

HAYDİ BAŞLAYALIM

Soru: Bir zaman makinesiyle 13. yüzyıla gittiğinizi hayal ediniz. Günümüze dönerken yanınızda üç şey getirebilecek olsanız bunlar neler olurdu? Arkadaşlarınızla paylaşınız.

  • Cevap: Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanını, o döneme ait bir kitap ve bir kıyafet getirirdim.

Soru: Okuduğunuz şiirde dal ve ağaç arasındaki ilgiyi aşağıdakilerden hangisi daha iyi ifade etmektedir? İşaretleyiniz.

Ağaç isem dalımsın salkım saçakPetek isem balımsın (...)

  • Cevap: Parça-bütün ilişkisidir.

Soru: Yukarıda verilen şiirde dal ve ağaç bağlantısına benzer bir yapı, başka hangi iki kavram arasında kurulmuştur? Söyleyiniz.

  • Cevap: Petek ile bal arasında kurulmuştur.

Okumaya başlamadan önce metnin görsellerini ve biçimini gözden geçiriniz. Okuma amacınızı göz önünde bulundurarak metni sessiz okuyunuz.

TÜRKÇENİN BEYLİĞİ

Balım Kız, Dalım Oğul, varalım gidelim, 13. yüzyılın Anadolusunu dolanalım, neler gördük, neler bildik söyleyelim, yurt dediğin bile bile sevilir, biz bugüne o günlerden geldik, yarınlara bugünlerden gideceğiz, ulusun güzel tarihi bir halk tekeridir ki, dünkü yolun izi var, yarma döner yüzü var. Erzurum, Sivas, Kayseri, Konya, Türklerin çini bezek bezedikleri Selçuk kentleriydi ki, 13. yüzyılda Moğol kırımı geldi, Sivas yandı, Kayseri yıkıldı, duvar çöktü, çini kırıldı. (...) Can gidici hey Dalım Oğul, gönül kalıcı hey Balım Kız. Bu sözde bir bilgelik var ki, 13. yüzyıl Anadolusunda dolaşılmadan olmaz, bu sözdeki halk özü o toprak gezilmeden anlaşılmaz.

Can gidici ki, Moğol kent basıp, kervan alıyor, ama gönül kalıyor. Gönül, gönül, kalıcı gönül, valnızlık ağacının alıcı gönül! İşte Balım Kız, 13. yüzyıl Anadolusunda, Türk halkının bir direnci, bir dayanağı var ki, bunca kırıma, bunca yağmaya direniyor, dayanıyor: Gönül direncidir bu ve 13. yüzyıl gönül çağıdır. Hiçbir çağda Anadolu insanı, gönül denen yürek gücüne, yürek erincine ve de sevinin uçar kuşuna böylesine bağlanıp, böylesine değer vermemiştir.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 25 Cevapları

(...) Anadolu Türk halkı, üç dala tutundu ki, biri kan gülü döşediği anayurda tutundu. Dağ başında, yol başında, buğday ekin, oba halkın deyip bu topraklardan sökülmemeye, bu topraklarda tutunmaya, yurdu bırakıp gitmemeye ant içti. Bir öbür dal da, Anadolu çarşısı idi ki, Anadolu Ahileri çarşıyı düzenlediler, dokumacılar, demirciler, çedikçiler, çadırcılar, urgancılar, semerciler, şekerciler, uncular, pekmezciler, helvacılar, terziler, kilimciler, tahtacılar, beşikçiler, deri tepicileri, iplik bükücüleri loncalar kurup, esnafı ve zanaatçıları çözülmekten, dağılmaktan korudular. Anadolu Türk halkı bir üçüncü dala daha tutundu ki, işte asıl bu dal, dili ile, yolu ile, töresiyle, yangın yağma, azgın sele, kötü yele direndi durdu. Bu dal gönül dalı idi. Anadolu Türklüğünü yok olmaktan, çözülmekten, dağılmaktan kurtardı. Bu dalı dikenler ve de bu dalı tutuşturanlar Anadolu erenleri idiler ki, Horasan’dan Türkçenin heybesini yüklenip, Türk töresini kuşanıp, yaya gelip, kaya gibi durdular; gönül suyunu dağdan verip, insanları arıttılar ve Türkoğlunun töresini yürüttüler.

Türkleri dil ve gönül bağıyla birlik tutmak, Türk törelerinin ateşini yeniden yakmak isteyenler Türkçenin heybesinden, hem gönülün kırmızı dutunu, hem de Türkçenin ballı dutunu birlikte çıkardılar, hele Oğuz beylerinden biri, bir ulusun yaşaması ile dil arasındaki bağı öyle anladı ki, saray dili, oba dili, çarşı dili bir olursa Türk halkı da birle birlik olur deyip, Konya çarşısında, Karaman çarşısında okuntu çıkardı, davul dövdürdü.

3. yüzyılın Anadolusunda gezerken, dil ve gönül bağının birliğine inanıp 13 Mayıs 1277’de, Türkçenin beyliğini ulusal devletin başına geçiren Karama- noğlu Mehmet Bey’in bu güzel işini övmeden geçmeyelim. (...) “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” 13. yüzyılın o kargaşa geçidinden, güzelim Türk halkı, işte böyle gönül çabasıyla, Türkçenin heybesiyle direne, dayana geçti... Ve de Balım Kız, Dalım Oğul, gönül ile dil ile obasını, çarşısını, yurdunu, töresini ve ala sancak devletini kurtardı.

Doğrusunu Bilelim

Soru: Metnin yazım ve noktalamasında orijinaline bağlı kalınmıştır. Günümüz yazım ve noktalama kurallarına uymayan ifadeleri öğretmeninizin yardımıyla bularak metin üzerinde düzeltiniz.

  • Cevap: Metindeki bazı düzeltmeler şunlardır: Anadolusunda
    → Anadolu’sunda, valnızlık
    → yalnızlık, gönülün
    → gönlün, Karama-noğlu
    → Karamanoğlu, bârgâhta
    → bargâhta.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 26 Cevapları

1. ANLAYALIM

Soru: a) “Bakraç” denince aklınıza neler geliyor? Söyleyiniz.

  • Cevap: Bakraç denince aklıma süt, yoğurt ve köy hayatı geliyor.

Soru: b) Karekodu okutarak “Bakraç” adlı dijital içeriğe ulaşınız

  • Cevap: Karekodu okutarak “Bakraç” adlı dijital içeriğe ulaştım ve izledim. 

Soru: c) İçeriğin konusu nedir? Söyleyiniz.

  • Cevap: : Bir çocuğun, “bakraç” kelimesinin anlamını merak edip çeşitli yollarla öğrenmeye çalışması anlatılıyor.

Soru: ç) İçerikteki kahraman, “bakraç” kelimesinin anlamını tahmin etmeye çalışırken hangi yollara başvuruyor? Söyleyiniz.

  • Cevap: Önce kelimeyi benzer başka sözcüklerle ilişkilendirmeye çalışıyor. Ardından kelimenin geçtiği cümlenin anlamından ipuçları çıkarıyor. Sonunda ise Güncel Türkçe Sözlük’e bakarak doğru anlamını öğreniyor.

2. ANLAYALIM

Soru: a) “Türkçenin Beyliği” metnini gözden geçiriniz ve anlamını bilmediğiniz kelime/kelime gruplarını belirleyiniz. “1. ANLAYALIM” etkinliğinden yola çıkarak bu kelime/kelime gruplarının anlamlarını tahmin ediniz.

  • Cevap:

Soru: b) Kelime/kelime gruplarının anlamlarını TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Tahmininizin doğru cevaba yaklaşma durumuna göre yıldızları boyayınız (Üç yıldız “Tahminim doğru.”, iki yıldız “Tahminim kısmen doğru.” bir yıldız “Tahminim doğru değil ” ifadelerini karşılamaktadır.).

  • Cevap: Tahminlerimi sözlük anlamlarıyla karşılaştırdım ve uygun sayıda yıldızı boyadım.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 27 Cevapları

3. ANLAYALIM

Soru: a) Aşağıdaki kelime/kelime gruplarının bir arada olma gerekçesini belirleyip söyleyiniz. Bu gerekçeye uygun olacak şekilde metinden birer kelime/kelime grubu belirleyiniz ve bu gruplara örnekteki gibi ekleyiniz.

  • Cevap:

Soru: b) Eklediğiniz kelime/kelime gruplarından hangileri metnin içeriğini daha iyi yansıtmaktadır? Açıklayınız.

  • Cevap: Türkçe, gönül, anayurt ve töre kelimeleri metnin içeriğini daha iyi yansıtır. Çünkü metinde dil, birlik, yurt sevgisi ve gelenekler anlatılmaktadır.

Hatırlayalım

Anahtar kelimeler, bir metnin içeriğini en iyi yansıtan kelimelerdir. Bu kelimeler ana düşünceyi de destekler.

4. ANLAYALIM

Soru: a) Okuduğunuz metni anlatmak için önemli olduğunu düşündüğünüz üç kelime/kelime grubu belirleyiniz. Bu kelimeleri etkinliğin “b” maddesindeki tabloya yazınız.

  • Cevap: Türkçe, birlik olmak ve anayurt.

Soru: b) Aşağıdaki tabloyu belirlediğiniz ifadelerden hareketle tamamlayınız.

  • Cevap

Soru: c) Metinde “gönül” ve “dil” kelimeleri arasında nasıl bir ilgi kurulmuştur? Söyleyiniz.

  • Cevap: Gönül ve dil, Türkleri bir arada tutan iki güçlü bağ olarak anlatılmıştır. Birlik ve beraberliği sağlamaktadır.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 28 Cevapları

5. ANLAYALIM

Soru: a) Yandaki karekodu okutarak “Lafla Peynir Gemisi Yürür mü? adlı içeriği izleyiniz.

  • Cevap: “Lafla Peynir Gemisi Yürür mü?” adlı içeriği izledim.

Soru: b) İzlediğiniz içerikteki hikâye unsurlarını belirleyerek yazınız.

  • Cevap:

Soru: c) İzlediğiniz içerikte yer alan kahramanlar arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

  • Cevap: Tüccar ile kaptan arasında alacak-verecek ilişkisi vardır; tüccar söz verir, kaptan masrafı gerekçe gösterip peşin ödeme ister.

Soru: ç) Hikâyenin geçtiği şehir deniz kıyısında yer almasaydı olay örgüsü bu durumdan nasıl etkilenirdi?

  • Cevap: Şehir deniz kıyısında olmasaydı gemi ve liman olmazdı; sevkiyat kara yoluyla yapılır, “peynir gemisi” üzerinden kurulan olay ve deyim böyle biçimde doğmazdı.

1. ANLATALIM

Soru: a) Burnunuzdan derin bir nefes alınız, nefesinizi kısa bir süre tutunuz ve yavaşça veriniz. Ardından aşağıdaki cümleyi tek nefeste söyleyiniz.

“Bugünden sonra divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.”

  • Cevap: Cümleyi tek nefeste söyledim.

Soru: b) Yandaki ifadeleri yay ayraç içinde belirtilen hızda söyleyiniz. 

  • Cevap: İfadeleri belirtilen normal ve yavaş hızlarda söyledim.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 29 Cevapları

Soru: c) Etkinliğin “a” maddesinde verilen cümleyi ses şiddetinizi aşağıdaki yönergeye göre biçimlendirerek seslendiriniz.

Fısıldayarak Normal konuşma sesiyle Yüksek sesle

  • Cevap: Cümleyi sırasıyla fısıldayarak, normal ve yüksek sesle söyledim.

Soru: ç) Etkinliğin “a” maddesinde verilen cümleyi aşağıdaki durumlara uygun biçimde seslendiriniz.

Bir haber spikeri: Ciddi, net ve anlaşılır bir ton kullanınız.Yaşlı bir bilge: Öğüt verir gibi, sakin ve vurgulu bir ton kullanınız.Bir şair: Duygulu, yavaş ve anlamı hissettirerek okuyunuz.Duyuru yapan kişi: Yüksek, dikkat çekici ve güçlü bir ses tonu kullanınız.

  • Cevap: Cümleyi haber spikeri, yaşlı bilge, şair ve duyuru yapan kişiye uygun ses tonlarıyla söyledim.

2. ANLATALIM

Soru: a) Aşağıdaki görselleri inceleyiniz. Bu görselleri anlatırken kullanabileceğiniz farklı kelime ve kelime gruplarını düşününüz.

  • Cevap: Arıların uçuşu, şelale, patlayan balon, hapşıran çocuk ve kaynayan su.

Soru: b) Bu görseller hangi sesleri çağrıştırmaktadır? Söyleyiniz.

  • Cevap: Arıların uçuşu, şelale, patlayan balon, hapşıran çocuk ve kaynayan su.

Soru: c) Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözleri, daha etkili ifadelerle değiştirerek cümleleri yeniden söyleyiniz.

  • Cevap

Top cama vurunca cam şangır şungur kırıldı.

Tenceredeki süt fokur fokur kaynıyordu.

Dere şırıl şırıl akıyordu.

Soru: ç) Bir doğa olayını ya da günlük bir durumu, farklı söz varlığı unsurlarını kullanarak (eş ve yakın anlamlı kelime, deyim, atasözü, kalıp söz, ikileme vb.) anlatınız.

  • Cevap: Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Sokaklar kısa sürede göle döndü, herkes sağa sola koştu.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 30 Cevapları

3. ANLATALIM

Soru: a) Metinde geçen “Balım Kız, Dalım Oğul” ifadesini hatırlayınız. Daha önce buna benzer hangi sevgi ifadelerini duydunuz? Bu ifadeleri belirleyerek arkadaşlarınızla paylaşınız.

  • Cevap: Canım kızım, güzel oğlum, kuzum, yavrum, bir tanem ve gözümün nuru gibi sevgi ifadelerini duydum.

Soru: b) Aile içinde kullanılan sevgi sözleri, arkadaşlar arasında kullanılan samimi hitaplar nelerdir? Bu sözler hangi duyguları ifade eder? Verilen soruların cevaplarına yönelik bir konuşma yapınız.

Konuşmanızda

  • daha önce bildiğiniz ve duyduğunuz sevgi ifadelerini kullanmaya,
  • anlatımınızı kendi deneyimlerinizle ilişkilendirmeye özen gösteriniz.
  • Cevap

SEVGİ SÖZLERİ

Aile içinde kullandığımız sevgi sözleri, birbirimize olan yakınlığımızı gösterir. Annem bana bazen “canım”, “yavrum” ya da “kuzum” diye seslenir. Ben de anneme ve babama “canım annem”, “canım babam” derim. Bu sözleri duyduğumda kendimi mutlu, değerli ve güvende hissederim. Kardeşime bazen “bir tanem” diye seslenirim. Böyle konuşmak aile içindeki sevgiyi daha da artırır.

Arkadaşlar arasında da samimi hitaplar kullanılır. Yakın arkadaşlarıma “dostum”, “kanka”, “canım arkadaşım” gibi sözlerle seslenebilirim. Bu ifadeler arkadaşlık, güven, sevgi ve bağlılık duygularını anlatır. Özellikle bir arkadaşım üzgün olduğunda ona güzel sözler söylemek, kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı olur.

Bence sevgi sözleri insanları birbirine yaklaştırır. Ancak bu sözleri söylerken karşımızdaki kişinin hoşuna gidip gitmediğine de dikkat etmeliyiz. Sevgi dolu ve saygılı konuşmak ilişkilerimizi güçlendirir.

Ben de günlük hayatımda aileme ve arkadaşlarıma içten sözler söylemeye çalışırım. Çünkü küçük bir güzel söz bile insanın yüzünü güldürebilir, moral verebilir ve aramızdaki bağı daha da güçlendirebilir gerçekten ve dostluğumuzu her zaman yaşatabilir.

Değerlendirelim

Soru: a) Konuşmanızı aşağıdaki puan çizelgesini kullanarak değerlendiriniz. Ölçütteki her bir davranışı gerçekleştirme durumunuza göre yıldızlarınızı yay ayraç içine çiziniz.

  • Cevap:

Soru: b) Topladığınız yıldızları hesaplayarak aşağıdaki ifadeleri tamamlayınız.

  • Cevap:

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 31 Cevapları

4. ANLATALIM

Soru: Dilimiz Türkçe” adlı bir yarışmaya katıldığınızı düşününüz. Numaralandırılmış soruların cevaplarını aşağıdaki kutulara yazarak ilerleyiniz. 5 dakika süreniz olduğunu, her kutunun puan değerinin 10 olduğunu, yıldızlı kutuların iki katı puan kazandıracağını unutmayın.

  • Cevap:

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 32 Cevapları

5. ANLATALIM

Soru: a) Aşağıdaki cümleleri sesli okuyunuz. Bu sırada anlam bütünlüğünü korumak için nerelerde durakladığınıza dikkat ediniz.

  • Türkçe dersini severim demiş.
  • Kütüphaneye uğramayı unutmayın diyerek sınıftan çıktı.
  • Ayakkabılarını giydi. Kapıda bekleyen ninesine — Yarın da masal anlatacak mısın, diye sordu.

Soru: b) Üç virgül (,) hakkınız olsaydı bu virgülleri cümlelerde nerelere yerleştirirdiniz? Cümlelerin üzerinde gösteriniz.

  • Cevap: Türkçe dersini severim, demiş. Kütüphaneye uğramayı unutmayın, diyerek sınıftan çıktı. Ayakkabılarını giydi. Kapıda bekleyen ninesine, “Yarın da masal anlatacak mısın?” diye sordu.

6. ANLATALIM

Soru: a) Aşağıdaki tabloyu inceleyiniz.

Soru: b) Tablodan hareketle aşağıdaki cümlelerde renkli yazılmış virgüllerin hangi amaçla kullanıldığını belirleyiniz. Virgülün aynı amaçla kullanıldığı cümleleri gruplandırınız.

  • Cevap:

Gruplandırırsak:

  • 1. GrupTırnak içinde olmayan alıntıdan sonra: 1, 3, 5
  • 2. GrupKonuşma çizgisinden sonraki alıntının bitiminde: 2, 6, 7, 9
  • 3. GrupKonuşma bölümünden önceki ifadenin sonunda: 4, 8

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 33 Cevapları

Soru: c) Bu gruplan oluşturan cümlelerin numaralarını etkinliğin “a” maddesindeki tablonun ilk sütununa yazınız.

  • Cevap:

Soru: ç) Defterinize virgülün öğrendiğiniz işlevlerine yönelik birer cümle yazınız.

  • Cevap

Örnek cümleler:

  • Dün derse çok çalıştım, dedi. (Tırnak içinde olmayan alıntı cümlesinden sonra)
  • — Bu oyunu birlikte oynayalım, dedi. (Konuşma çizgisinden sonraki alıntı cümlenin bitiminde)
  • Kitabı raftan aldı. Arkadaşına, — Bunu sen de okumalısın, dedi. (Konuşma bölümünden önceki ifadenin sonunda)

7. ANLATALIM

Soru: a) Aşağıdaki cümlede altı çizili ifadenin işlevini fark etmeye çalışınız. “Türküler söylemek" ile “türküler de söylemek” arasındaki farkı aşağıya yazınız.

O akşam dedem türküler de söylemişti.

  • Cevap: “Türküler de söylemek”teki de bağlaçtır, “ayrıca/başka şeylerin yanında” anlamı katar. “Türküler söylemek” yalnızca eylemi belirtir; “türküler de söylemek” başka şeylerle birlikte türküler de söylendiğini gösterir.

Soru: b) Aşağıdaki cümleyi sesli okuyunuz, ardından altı çizili ifadeyi çıkarıp cümleyi tekrar okuyunuz. Cümlede geçen altı çizili ifadenin işlevini arkadaşlarınızla tartışınız.

Türkülerde neşe, keder, umut var.

  • Cevap: “Türkülerde”deki -de bulunma hâli ekidir; “türkülerin içinde/türkülerde” anlamı verir.

Soru: c) Öğrendiklerinizden hareketle aşağıdaki cümlelerde altı çizili ifadelerin yazımındaki farkı belirleyip söyleyiniz.

  • Öğretmen, kardeşime kitap da hediye etmiş.
  • Kitapta güzel bilmeceler var.
  • Cevap:

Farklılıklar:

  • “Öğretmen, kardeşime kitap da hediye etmiş.”→ da bağlaç, ayrı yazılır (“ayrıca”).
  • “Kitapta güzel bilmeceler var.”→ -ta bulunma hâli eki, bitişik yazılır.

Soru: ç) Okuduğunuz metinden ayrı yazılan “da/de” ve bitişik yazılan “-da/-de/-ta/-te” örnekleri bulunuz. Bu örneklerin yer aldığı birer cümleyi defterinize yazınız ve bunların neden ayrı ya da bitişik yazıldığım arkadaşlarınızla tartışınız.

  • Cevap:

Metinden örnekler:

✅ Ayrı yazılan da/de: “Bunlar gibi birçok söz dilime işlemiş, bugün de kullanmaya devam ediyorum.”

✅ Bitişik -da/-de/-ta/-te: “Çocukluğumda duyup gördüklerim, bugün hayatıma renk ve ışık katmaya devam ediyor.”

GÖREVİMİZİ BİLELİM!

Kütüphaneler, güvenilir genel ağ adresleri, öğretmenleriniz ve konuya dair bilgi sahibi olan büyükleriniz vb. kaynaklardan ulaşabileceklerinizi belirleyiniz. Bu kaynaklardan yararlanarak farklı sözlük türlerine yönelik metinler bulmak amacıyla araştırma yapınız. Araştırmanız sırasında yukarıdaki sorulardan yararlanabilirsiniz.Araştırma süreciniz boyunca gerekli gördüğünüz noktaları defterinize not alınız. Ulaştığınız kaynaklardan yeterli bilgiye erişemediğinizi düşünüyorsanız farklı kaynakları araştırmanıza dâhil edebilirsiniz.

Soru: Bir kelimenin anlamını merak ettiğinizde ilk başvurduğunuz kaynak ne olur?

  • Cevap: TDK Güncel Türkçe Sözlük (çevrim içi ya da basılı).

Soru: Bir sözlük acaba hangi bölümlerden oluşur?

  • Cevap: Kapak, içindekiler, önsöz/kullanım kılavuzu, kısaltmalar-işaretler, A–Z sözlük maddeleri, ekler/kaynakça.

Soru: Sözlük türleri nelerdir?

  • Cevap: Genel Türkçe sözlük, çeviri sözlüğü (Türkçe-İngilizce vb.), terimler sözlüğü, deyimler-atasözleri sözlüğü, eş ve zıt anlamlılar sözlüğü, etimoloji sözlüğü, ağız/lehçe sözlüğü, resimli çocuk sözlüğü.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 34 Cevapları

Merhaba Arkadaşlar,Bu bölümde bazı stratejileri uygulamalı şekilde öğreneceğiz. “Strateji”, önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol, izlem demektir. Dersimizde öğrendiğimiz her strateji bizi amacımıza bir adım daha yaklaştıracak, ufkumuzu genişletecek, anlama/anlatma becerilerimizi geliştirecek ve böylece harika işler başarmamıza rehberlik edecek. Hazırsanız ilk stratejimizle başlayalım.

Bu soruların cevapları açık- layı.cı metin yapısına bağlı. Yani merak ettiğimiz her şey aslında “açıklama”ya ihtiyaç duyar. Peki, merak ettiğimiz bilgilere nereden ulaşabiliriz? Evet, bildiniz: Şu an elimizde tuttuğumuz ders kitabımız başvuracağımız kaynaklardan biri. Bunun yanı sıra kullanma kılavuzları, dilekçeler, haber metinleri, duyuru ve ilanlar, ansiklopediler açıklayıcı metin yapısının kullanıldığı kaynaklardan başlıcalarıdır.

Güvenilir genel ağ adresleri, blog sayfaları vb. çoklu ortam kaynakları da açıklayıcı metin yapısını kullanarak merak ettiğimiz konularla ilgili çeşitli bilgiler verir.

Açıklayıcı metinler bir konuda bilgi vermek, bîr işin nasıl yapılacağını göstermek ya da bir durumun neden önemli olduğunu anlatmak gibi amaçlar için yazılır. Peki, bu metinleri basit bir bilgi yığını olmaktan çıkarıp ilgi çekici hâle getiren strateji nedir? Bu soruya cevap verdiğimizde açıklayıcı metin yapısını da tanımış olacağız. Böylece kendimiz açıklayıcı bir metin yazmak istediğimizde planımızı bu yapıyı kullanarak hazırlayabiliriz.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 35 Cevapları

Tanıtım Konu genel hatlarıyla tanıtılır, temel bilgiler verilir.Açıklama/Detaylandırma Konu detaylandırılır, örnek ve açıklamalarla desteklenir. Gerekiyorsa alt başlıklar kullanılır.Sonuç Metnin ana fikri özetlenir ve vurgulanan önemli noktalar yeniden hatırlatılır.

Açıklayıcı metinleri daha iyi anlamak için bilgileri düzenlemek büyük önem taşır. Önemli bilgileri belirleyip bunları tablolar, kavram haritaları veya grafik düzenleyiciler ile görselleştirebiliriz. Bu yöntem, öğrendiğimiz bilgileri daha iyi hatırlamamıza ve anlamamıza yardımcı olur.O zaman haydi, açıklayıcı metinlerin nasıl oluşturulduğunu ve bilgiyi nasıl etkili bir şekilde sunduklarını dört güzel metinle keşfedelim.

Öğretmenimiz; “Karagöz” adlı metinde bilgilerin nasıl düzenli ve mantıklı bir şekilde verildiğini, metindeki bilgilerin hangi alt başlıklar altında toplandığını belirlerken aşağıdaki sorulardan yararlanacak. Öğretmenimiz sesli düşünürken biz de onu can kulağıyla dinleyelim ve gerekli gördüğümüz yerleri “Notlarım” bölümüne kaydedelim.

Soru: Metinde bilgi verilen varlık, durum veya kavramlar nelerdir?

  • Cevap: Karagöz oyunu, Karagöz, Hacivat, diğer oyun kişileri ve oyunda geçen olaylardır.

Soru: Metnin ilk bölümünde hangi genel bilgiler veriliyor?

  • Cevap: Karagöz ve Hacivat’ın oyunun baş kahramanları olduğu ve kişilik özellikleri anlatılıyor.

Soru: Açıklama/detaylandırma bölümünde neler anlatılıyor?

  • Cevap: Oyundaki diğer kişiler, bu kişilerin özellikleri ve olayların nasıl geliştiği anlatılıyor.

Soru: Sonuç bölümünde ana fikir nasıl özetleniyor ve hangi önemli bilgiler hatırlatılıyor?

  • Cevap: Karagöz oyunlarının günlük hayattan konular aldığı, insanları güldürüp eğlendirdiği ve olayların sonunda bir çözüme ulaştığı vurgulanıyor.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 36 Cevapları

KARAGÖZ

Türk halk tiyatrosunun en önemli bir kolu Karagöz olarak bilinen, hayal veya gölge oyunudur. Halk düşünce, felsefe ve yaşayışının örneklerinin sergilendiği bu dal, yüzlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Ancak bu tür gölge oyunlarının diğer ülkelerde de çok eski tarihlere dayandığı bilinmektedir. Başka Uzakdoğu ülkelerinde benzerleri olsa da, Karagöz adıyla-sanıyla, tipleriyle, sazı-sözüyle, olayları ile tamamen bize özgü bir temaşa, bir seyir, bir eğlence dalı olup çıkmıştır. Amacı eğlendirmek, seyredenlere hoşça vakit geçirtmek, seyircinin gündelik dert ve tasalarından uzaklaşmasını sağlamak, Türkçenin inceliklerini ve kıvraklığını göstermek, kelime oyunlarıyla dili sevdirmek olarak gösterilen bu halk tiyatrosu dalı, günümüzde sayılı sanatçılarla ayakta durmağa çalışmaktadır. Karagöz oyununda baş oyuncular iki kişidir: Karagöz ile Hacivat! Karagöz saf, içi dışı bir, düşündüğünü bir art niyeti olmaksızın hemen dobra dobra söyleyen, biraz kaba ama sevecen, dürüst, dünyaya metelik vermeyen bir kişidir.

Tahsili yoktur, doğru-dürüst bir işi veya mesleği de bulunmaz. Oburluğu ile tanınır; üstüne vazife olsun olmasın her olaya karışmak ister. Bu yüzden başına binbir türlü belâ gelir, sıkıntıya düşer. Hacivat ise aklı başında, tahsil görmüş, Türkçe’den başka Arapça, Farsça bilen, âlim geçinen, ukâlalıklar yapan, çok bilmiş, ağzından parlak ve süslü sözler dökülen, hikmetler savuran, uysal, her zor durumdan kurtulmasını bilen, yardımsever, çevresi geniş, her makamda tanıdığı olan, çelebi bir kişidir. Karagöz ile konuşurken söylediklerini rahatlıkla anlayıp kavrayamayınca, sözü onun anlayacağı bir yolla söyler, anlaşmaya çalışır.

Bu oyunda diğer tipler arasında Çelebi, Zenne, Tiryaki, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Sarhoş ile mahallî kişilikler yer almaktadır. Ayrıca halk edebiyatında hikâyeleri anlatılan Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun zaman zaman perdede görünürler. Mahallî kişilikler oyunlarda sadece yerel ağız özellikleri, giysileri, davranışlarıyla komik unsur olarak karşımıza çıkarlar. Oyundaki asıl olayda pek rolleri yoktur, olsa da önemli değildir.Karagöz oyunlarında konular genellikle hayatın içinden alınır. Günlük hayatta karşılaşılan olaylar, olay içindeki zıtlaşmalar, komiklikler vurgulanır, içinden çıkılmaz gibi görünen durumlar yaratılır, kargaşa ve anlaşmazlıklar sürüp gidecek gibi görünürken, Hacivat akılcı bir çözüm bulur, herkes sonuçtan memnun olur. Seyredenler de saatler süren bu meraklı oyundan mutlu, eğlenmiş ve dinlenmiş olarak, yüzünde gülücüklerle tiyatrodan ayrılır. (...)

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 37 Cevapları

Oturma düzenimize en uygun şekilde 4-6 kişilik gruplar oluşturalım. Öğretmenimizin rehberliğinde sıradaki metni grup olarak okuyalım. Bundan sonraki görevlerimiz şunlar:

Metnin tanıtım, açıklama/detaylandır- ma ve sonuç bölümlerini belirleyelim.Bölümlerde neler anlatıldığını kalem şeklinde verilen şemaya yazalım.Grup arkadaşlarımızın fikirlerine değer verelim, onları saygı ve merakla ' dinleyelim.Önce düşünüp tartışalım, sonra ortak bir karara varalım.Belirlediğimiz yönlere ilişkin önemli bilgileri bir kavram haritası, tablo veya grafik düzenleyici kullanarak grup arkadaşlarımızla yerleştirelim.Soru: Öğretmenimizin geri bildirimleri doğrultusunda çalışmamıza son hâlini verelim.

  • Cevap:

Tanıtım: Karagöz, Türk halk tiyatrosunun önemli bir gölge oyunudur. Amacı insanları eğlendirmek, günlük sıkıntılardan uzaklaştırmak ve Türkçenin güzelliklerini göstermektir.

Açıklama/Detaylandırma: Karagöz; saf, dürüst ve dobra bir kişidir. Hacivat ise bilgili, yardımsever ve çözüm bulabilen biridir. Oyunda Çelebi, Zenne, Tiryaki gibi başka kişiler de yer alır.

Sonuç: Karagöz oyunlarında günlük hayattan olaylar anlatılır. Hacivat sorunlara çözüm bulur ve seyirciler oyundan mutlu ayrılır.

Kavram haritası için önemli bilgiler:

  • Karagöz: Saf, dobra, sevecen
  • Hacivat: Bilgili, akıllı, yardımsever
  • Konular: Günlük hayat ve anlaşmazlıklar
  • Amaç: Eğlendirmek ve Türkçeyi sevdirmek

GÖZÜ BOYNUZ İLE İZİ YALDIZ

Salyangoz ve sümüklüböceği insanlar hep karıştırırlar. Hatta karıştırmak bir yana, ikisinin aynı hayvan olduğu bilgisizliği oldukça yaygındır. Dilimizde, yörelere göre iki canlının farklı adları da vardır. Salyangoza Anadolu’da “fişkene” derler. Salyangoz, sırtında burma evi, kavkısı, yani sırtında kabuğu olandır. Sümüklüböceğin içine saklandığı bir kabuğu yoktur. Tırnaklarımız kadar küçük bir kabuk vardır sırtında. Bu yüzden salyangozlar kabuklarının içine, sümüklüböcekler de kış günleri kapalı, izbe yerlere saklanırlar. Halkımız salyangoz ve sümüklüböcek adlarını bu hayvanlara yakıştıramamış, ayrıca konulan adlar yumuşakçalara da bir tanımlama getirsin diye, salyangozun gözleri boynuzsu çıkıntıların ucunda olduğu için “gözü boynuz”, sümüklüböcek de yürürken arkasında parlak bir salgı bıraktığı için “izi yaldız” demişler.

Bellek tembelliği ya da kolay konuşma alışkanlığı adı altında tanımladığımız, son yıllarda telefon mesajları ve ikonlarıyla da yaşamımıza giren bu yazma ve konuşma alışkanlığının sözcüklerinden biri de “kabuk”tur. Kabuk: Bir şeyin üstünü kaplayan, saran, dış etkenlere karşı koruyan sert tabaka. Örnek vermek gerekirse, dünyamızın çevresini saran kabuğun adı, yerkabuğu. Kaplumbağa, kurbağa, salyangoz, ağaç, ipekböceği, eklembacaklılar, ayçiçeği, fındık, ceviz, ahlat ve meyvelerin üstünü örten her şeye “kabuk” diyoruz. Oysa bütün dillerde bu kabukların ayrı ayrı adları bulunuyor. Bizde de pek çoğunun farklı adları var. Ama biz bu adları kullanmayıp her şeye bir kuyruk takar gibi arkasına bir kabuk eklediğimiz için, kolay konuşma alışkanlığımız sözcük dağarcığımızın gelişmesini engelliyor ve kötü bir Türkçeyle konuşmamıza neden oluyor.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 38 Cevapları

Çok basit bir örnek: Kaplumbağa kabuğunun adı sözcüğünün içinde saklı, “bağa.” Susuz kaldıklarında kabukları kuruduğu için kurbağanın derisinin adı da “bağa.” Biz yerde ölmüş bir kaplumbağanın “bağa”sını gördüğümüz zaman arkadaşımıza, “Bak bir kaplumbağa kabuğu” diyoruz. Kaplumbağa sözcüğünde “bağa” yerine kabuk sözcüğünü koysak, hayvanın adı kaplumkabuk olacak. Biz de aynen şöyle söyleyeceğiz: “Bak gördün mü, bir kaplumbağa kabuğu.” İşte bu yüzden, bu sözcükleri yerinde ve doğru kullanmalıyız.

Doğrusunu Bilelim

  • Metnin yazım ve noktalamasında orijinaline bağlı kalınmıştır. Günümüz yazım ve noktalama kurallarına uygun olmayan ifadelerin doğrusu şu şekildedir:
  • İpek böceğinin

Soru: Grupça aldığımız kararlardan hareketle metnin bölümlerinde neler anlatıldığını aşağıdaki şekil üzerine yazalım.

  • Cevap:

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 39 Cevapları

Soru: Belirlediğimiz önemli bilgileri aşağıda tablo, kavram haritası, grafik düzenleyici vb ile görselleştirelim.

  • Cevap:

Oturma düzenimize en uygun şekilde 2-3 kişilik gruplar oluşturalım. Sıradaki metni okuyalım. Öğretmenimiz bu adımda gerekmedikçe çalışmamıza müdahale etmeyecek ancak ihtiyacımız olursa ondan yardım isteyebiliriz. Bu sırada dikkat etmemiz gerekenler ise şunlar:

Açıklayıcı metin yapısını çözümlerken nelere odaklanmamız gerektiğini grup arkadaşlarımızla hatırlayalım.Grup arkadaşlarımızın fikirlerine değer verelim, onları saygı ve merakla dinleyelim.Metni çözümlerken önceki uygulamalarda izlediğimiz aşamaları takip ederek görevleri yerine getirelim.Önce grup arkadaşlarımızla konuşup tartışalım ancak bu adımda ortak bir karara varmamıza gerek yok. Her birimiz belirlediğimiz yönlere ilişkin verilen önemli bilgileri kendi defterimizde bir kavram haritası, tablo veya grafik düzenleyiciye yerleştirelim.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 40 Cevapları

TÜRK DİLİ, TARİHİ VE KÜLTÜRÜNE IŞIK TUTAN TONYUKUK YAZITI

Tonyukuk Yazıtı'm Tanıyalım

720 yılında dikildiği düşünülen Tonyukuk Yazıtı, 732’de dikilen Kül Tigin Yazıtı ve 735 yılında dikilen Bilge Kağan Yazıtı ile birlikte Türk tarihinin ve edebiyatının ilk yazılı eserleri olarak bilinen Orhon Yazıtları’nı oluşturur. Kül Tigin ve Bilge Kağan II. Doğu Türk Kağanlığının hükümdarları arasında yer alır. Tonyukuk ise İlteriş Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan zamanında vezirlik yapmış bir devlet adamıdır. Günümüzde Moğolistan’ın Karakurum şehri civarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yaptırılan Orhun Yazıtları Müzesi’nde sergilenen bu yazıtlar, Orhon (Yenisey) Irmağı’nın eski yatağının yakınlarında bulunduğu için bu isimle anılıyor. (...)

Vezir Tonyukuk’un yaşadığı döneme ait tarihî olaylara yer verilen yazıtta bağımsızlık için çekilen sıkıntılar ve verilen mücadelelerin yanı sıra elde edilen başarılarda Tonyukuk’un etkisi anlatılıyor. Tonyukuk, İlteriş (El-teriş: bir milleti bir araya getiren, ulus kuran) Kağan ve Kapgan (Kap-: al-, kapgan: alan, fetheden) Kağan’ı kendisinin tahta oturttuğunu, onlarla birlikte devletin devlet, milletin de millet olduğunu belirtiyor. Tonyukuk Yazıtı tarihî bir belge olmanın yanı sıra Türkçe yazılmış ilk kaynaklardan biri olduğu için Türk dilinin özelliklerini yansıtması bakımından dilbilim ve edebiyat açısından da önemli bir kaynaktır. Yazıt ayrıca dil ve anlatım özellikleri bakımından birtakım folklorik unsurlar da içeriyor. Örneğin Tonyukuk Yazıtı’nın 13. ve 14. satırlarında bir şeyin ince olunca kolaylıkla büküleceği ve kırılacağı, kalın olursa parçalanmasının güçleşeceği yazılıdır. Yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarılan Tonyukuk’un sözleri bir halk hikâyesine de konu olmuştur.

Hikâyede ihtiyar bir köylü, birbiriyle iyi geçinemeyen oğullarını çağırıp onlara ince birer dal verir ve kırmalarını ister. Oğullar ince dalları kolaylıkla kırar. Köylü bu defa onlara demet hâline getirdiği ince dalları verir ve kırmalarını ister. Ne var ki bu defa oğulları ellerine tutuşturulan demetlerdeki ince dalları kıramaz. İhtiyar köylü oğullarına. Vezir Tonyukuk’un 1300 yıl önce yazıtında yer verdiği sözle açıklama yapar: “Tek başınıza birer ince dal gibisiniz, ayrı durursanız sizleri kırmak kolay olur. Bir arada bulunur, birlik olursanız güçlü olursunuz” der. Aynı durumu betimlemek için dilimizde “Birlikten kuvvet doğar” ve “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” benzeri sözler de kullanılır.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 41 Cevapları

Tebrikler Stratejiyi nasıl kullanacağımızı artık öğrendik. Şimdi kitabımızdaki “Güzel Türkçemiz" metnini okurken bu stratejiyi kendi başımıza uygulayalım. Bakalım metnin tanıtım, açıklama/detaylandırma ve sonuç bölümlerini bulabilecek miyiz?

Metni çözümlerken önceki uygulamalarda izlediğimiz aşamaları takip ederek görevleri yerine getirelim.Belirlediğimiz yönlere ilişkin verilen önemli bilgileri kendi defterimizde bir kavram haritası, tablo veya grafik düzenleyiciye yerleştirmeyi unutmayalım.

Sevgili arkadaşlar, bizler ‘bilgi çağı’ denen bir dönemde yaşıyoruz. Çağımızda bilim ve teknoloji, insanların başını döndürecek bir hızla gelişiyor, ilerliyor. Bilim ve teknolojideki bu gelişmeler, dilimize yabancı dillerden pek çok sözcük girmesine neden oluyor. Türk ulusu olarak da bizlere konuşurken ve yazarken, dilimize giren bu yabancı sözcüklere karşılık Türkçe olanlarını kullanmak düşüyor.(...) Bir dil zenginleşmesi, o dilin yabancı sözcüklerden arındırılması kadar, o dile yeni sözcükler kazandırılmasına, sözcüklere yeni anlamlar yüklenmesine bağlıdır. Türkçemiz sözcük türetmeye oldukça elverişli bir dildir. Örneğin ‘faks’ makinesiyle ilk kez karşılaşan bir arkadaşımıza, bu makinenin adı ‘belgegeçer’ dersek, bu arkadaşımız belleğinde önce ‘belge’ ve ‘geçer’ sözcüklerini anlamlandıracak ve makinenin işlevini daha kolay kavrayacaktır; çünkü bu sözcükleri tanımaktadır. Oysa günümüzde pek çok insan, ‘belgegeçer’ sözcüğünü değil ‘faks’ sözcüğünü tercih etmektedir.

Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurduğu ilk yıllarda yaptığı çalışmaların başında Türk Dil Kurumu’nun kurulması gelir. Türk Dil Kurumu 12 Temmuz 1932’de kurulmuştur. Bu kurumun amacı, Türkçe- mizin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.

Türk Dil Kurumu ilk toplantısını 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında yapar. Bu toplantılara ‘Birinci Dil Kurultayı’ denir. Birinci Türk Dil Kurultayı’na bilim adamı, gazeteci, yazar, sanatçı ve devlet adamı olmak üzere yurdun dört bir yanından dokuz yüzden fazla kişi katılır. Atatürk kurultay baştan sona izler.

İşte bu kurultayın açılış günü olan 26 Eylül, her yıl ülkemizde ‘Dil Bayramı’ olarak kutlanmaktadır. Sîzler de bu bayramı dilimizin inceliklerini ve güzelliklerini daha iyi kavrayabilmek için bir kitap daha okuyarak kutlayabilirsiniz.

Gelecek Derse Hazırlanalım

Soru: Geçmişten günümüze Türkçenin gelişimine katkıda bulunmuş isimleri araştırınız, araştırma sonuçlarınızı defterinize not ediniz.

  • Cevap:

Türkçenin gelişimine katkıda bulunan önemli isimlerden bazıları şunlardır:

  • Kaşgarlı Mahmut: Divânu Lügâti’t-Türk adlı eseriyle Türkçenin zenginliğini göstermiştir.
  • Yunus Emre: Şiirlerinde sade ve anlaşılır Türkçe kullanmıştır.
  • Karamanoğlu Mehmet Bey: Türkçenin resmî dil olarak kullanılmasına önem vermiştir.
  • Ali Şir Nevai: Eserleriyle Türkçenin güçlü bir edebiyat dili olduğunu göstermiştir.
  • Mustafa Kemal Atatürk: Türk Dil Kurumunun kurulmasını sağlamış ve Türkçenin gelişmesine büyük katkı vermiştir.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Dilimizin Zenginliği Teması Sayfa 24-25-26-27-28-29-30-31-32-33-34-35-36-37-38-39-40-41 Türkçe’nin Beyliği Metni Etkinlik Soruları ve Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.