Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları (Lise) Sayfa 64
“9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Sayfa 64 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz. 9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 64 verilen çocuk, işi öğrendikçe önce kalf
“9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Sayfa 64 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 64
verilen çocuk, işi öğrendikçe önce kalfa sonra da usta ünvanı almıştır. Çırağın, ustasına itaat etmesi ve ilgili meslek dalının geleneklerine uyması şarttır. Çırak bu süreçte sadece mesleğin inceliklerini öğrenmekle kalmamıştır. Lonca, çırağın okuma yazma öğrenmesi ve dinî eğitimiyle de ilgilenmiş; ona alçak gönüllülük, sosyal dayanışma, özveri gibi değerleri de kazandırmıştır. Mesleğin inceliklerini öğrenince çırağın yaptığı ürünler ustalara gösterilir. Ürünleri beğenilirse genç "şed (kuşak) bağlama" adı verilen bir törenle usta ünvanını alır. Medrese eğitiminin yanında -özellikle Osmanlı ordusunda teşkilatlanmayla başlayan yenileşme girişimleri ile birlikte- askerî eğitim veren kurumlar da vardır. Örneğin II. Mahmut Dönemi'nde askerî tıp okulu açılmış ve devletin doktor ihtiyacı bu şekilde karşılanmıştır. Askerî tıp okuluyla birlikte muvazzaf asker yetiştirmek amacıyla harp okulu, harp okuluna öğrenci yetiştirmek amacıyla da bugünkü ortaokul (rüştiye) ve liselerin (idadi) yerini tutan askerî rüştiye ve idadiler açılmıştır. Osmanlı toplumunda fertlerin birbirleriyle ilişkilerinin ve yöneticilerin halka bakışının temelinde Yunus Emre'nin "Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü." anlayışı yatmaktadır (Görsel 2.21). Bu anlayıştan hareketle yoksullara ve öğrencilere yiyecek dağıtmak için imarethaneler ve aşevleri kurulmuştur. Devletin son döneminde ise Sultan II. Abdülhamit kimsesiz çocuklar ile engelli ve muhtaç insanları himaye etmek amacıyla 1895 yılında Darülacezeyi kurmuştur. Osmanlı Devleti'nin çok uluslu yapısından dolayı her ailenin kültürü ve dinine göre (Müslim ve gayrimüslim) şekillenen bir aile yapısı vardır. Bu nedenle Osmanlı ailesi şeklinde geneli örnekleyecek bir aile yapısından bahsetmek mümkün değildir. Bununla birlikte Osmanlı Dönemi'ndeki Türk aile yapısı İslamiyet öncesi, sonrası ve Selçuklu Dönemi Türk aile yapısının devamı ve sentezi niteliğindedir. Selçuklularda olduğu gibi Osmanlı hukuk düzeni de şeri ve örfi hukuk olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Örfi hukuk, Türk düşünce ve yaşam tarzının eski dönemlerde şekillendirdiği geleneksel uygulamalara dayanmaktadır. Yönetim, maliye ve askerlik alanlarında ağırlıklı olarak örfi hukuk kuralları geçerlidir. Şeri hukuk kuralları Kur'an, sünnet, icma, kıyas aracılığıyla şekillenmiştir ve şeri mahkemelerin en üst karar merci "Kadilkudat"tır(Kadıların Kadısı). Evlenme, boşanma, miras gibi aileye ilişkin konular şeri hukukun alanına girmektedir. Aile hukukuna dair işlemlerde şeyhülislamın verdiği fetvalar da göz önünde bulundurulmuştur. Bu fetvalarda gayrimüslimlerin birçok konuda özgür bırakıldığı ve buna dayanarak kendi örfi hukuk kurallarına göre hareket ettikleri görülmektedir. Bu anlamda gayrimüslimler; nikâh, boşanma gibi hususlarda kendi hukukuna göre davranabildikleri gibi Osmaniı şeri mahkemelerine de başvurabilmişlerdir. Mahkemelerin İslamiyet'in hukuk ilkelerine göre verdikleri kararları içeren mahkeme kayıtları (şeriyye sicilleri) Osmanlı Devleti'ndeki sosyal yapı ve aile yaşantısı hakkında önemli bilgiler içermektedir. Bu kayıtlarda bazı gayrimüslim kadınların evlilik, boşanma, miras gibi konularda şeri mahkemeleri tercih ettikleri görülmektedir. Türklerde toplumun en temel kurumunun aile ve aileyi bir arada tutan esas unsurun da kadın olduğu düşüncesi genel kabul görmüştür(Görsel 2.22). Türk toplumunda kadın her zaman erkekle yan yana düşünülmüştür. Bu sebeple Türk hakanları, Çin imparatoruna yazdıkları mektuba "Gökle yerin tahta geçirdiği, Güneş'le Ay'ın koruduğu Türk hakanı ve hatunu der ki..." diye başlardı. Gök ve Güneş hatunu, yer ve Ay ise hakanı simgelemektedir. Türk kadınının toplum içindeki konumu ve saygınlığı İslamiyet öncesinde de sonrasında da yüksek olmuştur. Türkler günümüzden 1300 yıl kadar önce...- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
9-10. Sınıf Meb Yayınları Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Sayfa 64 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok