“9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Sayfa 43 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 43

Eski Türkler arasında tek eşli evlilikler (monogami) yaygındır. Erkeğin ikinci bir eşle evliliği çoğunlukla çocuğu olmaması durumunda ilk eşin rızası alınarak gerçekleştirilmiştir. Fakat hükümdarlar siyasi sebeplere dayalı olarak birden fazla kadınla evlilik(polijini)yapabilmiştir. Çocuk sahibi olamayan aileler evlatlık edinebilmiş ve bu çocuğa tutunçu oğul adı verilmiştir. İslamiyet öncesi Türk toplumunda pederî bir aile yapısı bulunmaktadır. Babanın ön planda olduğu bu aile türünün ataerkil aile yapısından farklı yönleri vardır. Örneğin pederî ailede kadın ve erkek arasında diğerine göre bir eşitlik durumu söz konusudur ve çocuklar aileyle ve kendisiyle ilgili konularda söz hakkına sahiptir. Baba, kızını evlendirirken onun da rızasını almak durumundadır ve kadın ile erkek mirastan eşit oranda pay alır. Eski Türk- lerde erkeğin ailesi, çeyiz hazırlanması amacıyla kız tarafına mal ve para yardımında bulunmuştur ki buna kalın (çeyiz) adı verilmiştir (Görsel 2 Kalın; at, deve, koyun gibi çeşitli ehlî hayvanlardan da oluşabilmiştir. Kadın ise baba ocağından yumuş adlı bir çeyiz getirmiştir. Çeyiz kadının ilk aiiesinin maı varlığından aluiği paydır ve boşanma durumunda kadın, "kalın'înı kocasından isteme hakkına sahiptir. Eski Türklerde cinsiyete bakılmaksızın çocuklara mümkün olduğunca eşit şekilde davranılmıştır. Oğul sözcüğü bugün sadece erkek evladı ifade etse de eski dönemlerde hem kız hem de erkek çocuk için kullanılmıştır. Erkek çocuk asıl ismini toplumdan kabul görecek bir yiğitlik veya erdemli bir davranış sergilemesi durumunda almış ve ailesinin mal varlığından pay almaya hak kazanmıştır. Bireyin üyesi olduğu grubun dışında biriyle evlenmesinin (egzogami) esas olduğu Türk top- lumunda evlilik sonrası eşler yeni bir çadıra yerleşmiştir (Görsel 2.5). Böylece yeni bir çekirdek aile kurulmuştur. Baba ocağının devamını sağlamak ailedeki en genç bekâr erkeğin görevidir. Soyun güvencesi olan ateşin eril olduğuna inanıldığı için en küçük erkek çocuğa ot tigin (ateş prensi, ocak beyi) lakabı verilmiştir. Töreye göre büyük erkek kardeş hükümdar olurken ülke bölünmesin diye küçük erkek kardeş hükümdar olamamış, ordu komutanı olarak hükümdarın yanında görev yapabilmiştir. Fakat babanın mirası küçük erkek kardeşe kalmıştır. Eski Türklerde ateşin kutsal olduğuna ve insanı kötülüklerden koruduğuna inanılmıştır. Bu sebeple ateş aileyi, ocak ise yuvayı simgelemektedir. Bu anlayışın izleri Türkçedeki pek çok deyim ile İstiklal Marşı'nın "Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak" dizesinde açıkça görülmektedir. Araştır-Paylaş Soru: Töre sözcüğü ilk kez MS 8. yüzyıla tarihlenen Köktürk nda "törü" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. "Ey Türk Oğuz beyleri, milleti, bunu işitin! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini (devletini) ve töreni kim bifadesinde olduğu görülmektedir. Yazıtların farklı bölümlerinde töre kelimesine on bir kez değinilmesi törenin Türk toplumu açısından önemini göstermektedir. Bu bilgilerden yararlanarak "töreli oturup kalkmak", "töreli aş ekmek yemek", "eski köye yeni âdet getirmek" deyimlerinin anlamlarını araştırınız. Araştırma konunuzla ilgili sunum hazırlayarak arkadaşlarınızla paylaşınız.
  • Cevap:

SUNUM BAŞLIĞI: TÜRK KÜLTÜRÜNDE TÖRE VE DEYİMLER

1. Slayt: Giriş

Töre: Bir toplumda kuşaktan kuşağa aktarılan yazısız kurallar, gelenekler ve değerlerdir.
Köktürk Yazıtlarında töre kelimesinin sık geçmesi, törenin Türkler için ne kadar önemli olduğunu gösterir.

2. Slayt: “Töreli oturup kalkmak”

Anlamı: Davranışlarda görgü kurallarına, adaba ve geleneğe uygun hareket etmek.
Örnek: Büyüklerin yanında saygılı konuşmak, misafire ikramda bulunmak, kaba hareketlerden kaçınmak.
Sonuç: Bu deyim, toplumsal saygıyı ve düzeni korumayı vurgular.

3. Slayt: “Töreli aş ekmek yemek”

Anlamı: Sofrada töreye, görgü ve saygı kurallarına uyarak yemek yemek.
Örnek: Yemeğe büyükler başlamadan başlamamak, nimete saygısızlık etmemek, paylaşarak yemek.
Sonuç: Toplumda birlik, paylaşma ve nimete saygı değerlerini güçlendirir.

4. Slayt: “Eski köye yeni âdet getirmek”

Anlamı: Alışılmış töre ve geleneklere uymayan, toplumun yabancı olduğu yeni davranışlar getirmek.
Örnek: Köyde herkesin benimsediği bir düzen varken, kimsenin kabul etmediği farklı bir kural dayatmak.
Sonuç: Geleneklere ters yeniliklerin bazen tepkiyle karşılanabileceğini anlatır.

5. Slayt: Genel Değerlendirme

Bu üç deyim, Türk toplumunda törenin günlük yaşamda ne kadar belirleyici olduğunu gösterir.
Töre; oturup kalkmamızı, sofradaki hâlimizi ve yeniliklere bakışımızı şekillendiren temel kültürel güçtür.

9-10. Sınıf Meb Yayınları Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Sayfa 43 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.