“9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Sayfa 15 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

9-10. Sınıf Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 15


Aile Kurumu Toplumsal yapının işleyişini sağlayan; bireyin üreme, barınma, eğitim, inanç, sağlık, dayanışma, denetim, düzen, eğlenme gibi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde oluşturulmuş, sürekliliği olan yapılara kurum denir. Köklü bir yapıyı içeren ve genellikle devletle ilişkisi olan aile, eğitim, din, ekonomi, siyaset, hukuk, sağlık gibi temel kurumlar bir toplumun norm ve değerlerinin oluşumunda rol oynar. Ayrıca toplumsal sorunların çözümüne, bireysel ve toplumsal ihtiyaçların karşılanmasına da yardımcı olur. Aile, geçmişten günümüze kadar bütün toplumlarda var olan ve toplumun çekirdeğini oluşturan temel kurumlardan biridir. Bu bakımdan aile insan soyunun devamını sağlayan, toplumsallaşma (sosyalleşme) sürecinin ilk ortaya çıktığı, maddi ve manevi birikimlerin sonraki kuşaklara aktarıldığı; biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal, hukuksal yönleri bulunan toplumsal bir birim olarak tanımlanır (Görsel 1.1). Bir başka ifadeyle aile bireylerin psikolojik ve sosyal yaşamının şekillenmesi ile değerlerin, kültürün ve geleneklerin- korunmasını ve aktarılmasını sağlayan en önemli kurumların başında gelir. Aile kurumunun oluşması, nikâh esasına dayanan evlilikler aracılığıyla gerçekleşmektedir (Görsel 1.2). Böylece evlenen çiftler yeni bir ailenin kurucusu olarak kabul edilir. Sevgi, saygı, dayanışma ve uyuma dayalı ilişkiler ideal bir aile yapısını ve toplumsal bir yaşamı beraberinde getireceğinden evlilik hayatı büyük bir öneme sahiptir. Bu sebeple aile birliği ve hayatı tüm toplumlarda çeşitli örfi kurallar veya yasalarla koruma altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda bu durum "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlığı altında düzenlenen 41. maddede "Aile, Türk toplumun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar." şeklinde vurgulanmıştır. Bu madde, eşler arasındaki eşitliği anayasal güvence altına almasının yanı sıra devlete ailenin huzur ve refahını koruma görevini de yüklemektedir. Böylece aile birliğinin devamı ve toplumsal hayatın huzur ve refah içinde sürdürülmesi sağlanmış olur. Türklerde aile kurumuna büyük değer verilmiş, evlenerek yuva kurmanın toplumun sürekliliği açısından hayati önem taşıdığı düşüncesi İslamiyet öncesi ve sonrası dönemde kabul görmüştür. Eski Türk- ler evliliği ve aileyi "ev" kavramı üzerinden ele alarak "ocak kurma" ifadesi ile de tanımlamışlardır. Eski Türkler ateşi kutsal kabul etmişler ve ocaklarını çadırlarının ortasına yerleştirmişlerdir. Bu yönüyle ocak, aile yaşamının merkezinde yer alan ve aile bireyleri arasındaki bağlılığı güçlendiren çok önemli bir unsur olarak görülmüştür. Ocak; aile fertlerini aydınlatması, soğuktan koruması, doyurması bakımından aileyle özdeşleşmiştir. Ocağa verilen bu önemin yansımalarını günümüze kadar ulaşan çeşitli ifadelerde ve deyim örneklerinde görmek mümkündür. Örneğin "aile ocağı" sözü bireylerin dayanışma, sevgi ve saygı içinde yaşadığı ortamı; "ocağına incir ağacı dikmek" birinin evini barkını dağıtmayı ifade eder. Aynı şekilde "baba ocağı" ifadesi insanın doğup büyüdüğü evi ve aileyi, "asker ocağı" vatanı koruma amacıyla bir araya gelmiş insanları ve "sağlık ocağı" sözü de bireyi bedensel ve ruhsal rahatsızlıklardan koruyan kurumu ifade etmektedir.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

9-10. Sınıf Meb Yayınları Türk Sosyal Hayatında Aile Ders Kitabı Sayfa 15 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.