“Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 132 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 132

XVII. yüzyılda ünlü seyyah Evliya Çelebi, gezdiği yerlerde devlet mekanizmasının işleyişindeki aksaklıkları takip etme imkânına sahip olmuş; yaşanan hadiseleri, ekonomik sıkıntıları ve haksız uygulamaları açık bir şekilde eserine kaydetmiştir. Kâtip Çelebi eserlerinde devletin işleyişindeki sıkıntılara yer veren ve bu konudaki tespitlerini hazırladığı risale ile IV. Murat'a sunan ıslahatçı mütefekkirdir. O, Kanuni Sultan Süleyman zamanında başlayan mali ve siyasi bozulmaları sebep-sonuç ilişkisi bağlamında ortaya koyarak düzeltmek için birtakım tedbir ve çözümler önermiştir. Kâtip Çelebi Düstûru'l-amel li-ıslahi'l-halel (Bozuklukların Düzeltilmesinde Tutulacak Yollar) adlı eseriyle devletleri canlı gibi doğma, gelişme, duraklama, gerileme ve yıkılma evrelerine ayırarak İbni Haldun gibi bir yaklaşım benimsemiştir. Ancak o, İbni Haldun'dan farklı olarak yerinde ve zamanında alınacak önlemlerle beklenen sonun uzatılabileceğini belirtmiştir. Kâtip Çelebi, devlet idaresine yönelik yapıcı görüşleri yanında toplumun manevi yönüne ait önerilerde de bulunmuştur. Koçi Bey ise IV. Murat ve Sultan İbrahim'e sunduğu risalelerde devlet içindeki sorunlara değinerek rüşvetin önlenmesi, sadaretin ve memuriyetlerin ehline verilmesi, tımar dağıtımındaki usulsüzlüklerin giderilmesi, haksız azillerin yapılmaması gibi çözüm önerileri sunmuştur. XVII. yüzyılın sonları ile XVIII. yüzyılın ilk çeyreği arasında devletin çeşitli kademelerinde görev alan Defterdar Sarı Mehmed Paşa Nesâyihü'l-Vü- zerâ ve'l-Ümerâ adlı eserinde Osmanlı devlet sistemini ilgilendiren önemli konuları işleyerek sorunları tespit etmiş ve çözüm önerileri sunmuştur. Kanun-ı kadime dönülerek sorunların çözümleneceğini ifade eden Defterdar Sarı Mehmed Paşa, bu noktada Kanuni Sultan Süleyman Döne- mi'ne dönülmesini önermiştir. XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde ıslahatçı mütefekkirlerin genel olarak devlet-i ebed müddet inancını devam ettirdiği görülmektedir. Osmanlı ıslahatçı mütefekkirleri genellikle bu asırdaki duraklama ve çöküntünün sebeplerini tamamen bir iç mesele olarak kabul etmişlerdir. Buna göre devlet otoritesinin zaafa uğradığı, askeriye ve ilmiyenin bozulduğu, hazi- nenin boşaldığı ve halkın fakir düştüğü belirtilmiştir. Osmanlı sultanlarının yönetime gerekli ilgiyi göstermemesi, devlet kadrolarına ehil olanlarının getirilmemesi ve rüşvet bu durumun sebepleri olarak ortaya konulmuştur. Devletin güçlü dönemlerinde olduğu gibi bir an önce ülkede kanun-ı kadime dönülmesi, adalete ve hukuka saygı gösterilmesi önerilmiştir. Bunun da yönetim kadrolarına tecrübeli, bilgili, dirayetli, liyakatli yöneticilerin getirilmesiyle mümkün olduğu belirtilmiştir. Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa'ya elçiler göndermeye önem vermiştir. Bundaki temel amaç, hem o ülkesinin siyasetinden haberdar olmak hem de o ülke medeniyetinin temel unsurlarını tespit etmektir. Bu elçiler gördüklerini ya bir rapor ya da sefaretname ile devlete takdim etmişlerdir.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 132 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.