Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 129
“Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 129 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 129
Osmanlı Devleti'nin Klasik Dönem siyasi düşüncesini oluşturan diğer unsurlardan biri de kanun-ı kadim anlayışı olmuştur. İlk Türk devletlerinde herkese aynı şekilde uygulanan töre uygulamaları Türk-İslam devletlerinde de şeri hukuka aykırı olmadığı sürece varlığını devam ettirmiştir. Osmanlı Devleti'nde kanunname ve Şeyhülislam fetvasında kanun-ı kadim, "Ol kanundur ki ne zaman başladığını kimse bilmeye." olarak nitelendirilmiştir. Osmanlı Dönemi ilim ve devlet adamları tarafından açık bir şekilde tanımı yapılmamış olmakla birlikte kanun-ı kadim kavramı Osmanlılar tarafından benimsenmiş kanunlar ve uygulamaları ifade etmektedir. Nizam-ı âlemin sağlanması ile kanun-ı kadimden sapılmaması arasında güçlü bir bağ kurulmuş, Osmanlı Devleti'nin her döneminde "kadimden olagelene aykırı iş yapılması" eleştirilmiştir. Osmanlı Devleti'nin yönetim anlayışında "nizam-ı âlem" tamamlayan diğer bir kavram adalettir. Türk Moğol devlet geleneğinde değişmez bir töre veya yasanın tarafsızlıkla uygulanması şekliyle anlaşılan adalet, eski İran devlet anlayışıyla bağdaşarak Orta Doğu'da kurulmuş Türk-İs- lam devletlerinde hâkim olmuştur. İslam dini ile birlikte ele alınan ve "adalet dairesi" olarak teorileştirilen bu kavram, Yusuf Has Hacip, Niza- mülmülk, İbni Haldun gibi önemli düşünürlerin de çalışmalarında da yer almıştır. Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig adlı eserinde şöyle ifade edilmiştir: "Memleketi tutmak için çok asker ve ordu lazımdır. Askeri beslemek için de çok mal ve servete ihtiyaç vardır. Hazinenin bu malı elde etmesi için halkın zengin olması gerektir. Halkın zengin olması için de doğru kanunlar konulmalıdır. Bunlardan biri ihmal edilirse dördü de kalır. Dördü birden ihmal edilirse beylik çözülmeye yüz tutar." Adalet dairesi, özellikle XVI. yüzyıldan sonra Osmanlı düşünürleri arasında büyük ilgi görmüştür. Kınalızade Ali Efendi 1564'te kaleme aldığı Ahlâk-ı Alâî adlı eserinde bu konuya değinmiştir (Görsel 3.19). Üç bölümden oluşan bu eserin birinci bölümü ahlak felsefesi, ikinci bölümü aile ahlakı, üçüncü bölümü ise devlet idaresi ve siyasi ahlak ile ilgilidir. Üçüncü bölümde mülkün (devlet) korunması ve adaletin hâkim kılınması, devlet başkanının niteliği ve görevleri, devlet adamlarının seçiminde uyulması gereken kurallar, devletin halk ile münasebeti, ordunun gücü gibi konular ele alınmıştır. "Adalet dairesi" şeması ile devlet-ordu-halk (reâyâ) bütünleşmesine dikkat çekilerek devletin ancak adaletle yaşanabileceği anlatılmıştır.- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 129 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok