Taşın Gizemi Hikaye
"Taşın Gizemi Hikaye" okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.
Taşın Gizemi Hikaye
Her zamanki gibi göremediğim bir bahar sabahına uyandım. Hiç ses gelmeyince anne ve babamın işe gittiğini anladım. Yatağımın başına yaslanan bastonumu aldım. İki yaşından beri bu bastona muhtacım. Rahat bir şekilde mutfağa gidebilmek için İpek ablaya seslendim: - İpek abla, yardımcı olur musun? İpek abla hemen yanıma geldi ve birlikte mutfağa yöneldik. Mutfağın kapısına yaklaştığımızda her zamanki gibi güzel kokular almaya başladım. Omletin kokusu açlığımı artırdı. İpek ablaya teşekkür ettim ve masaya oturdum. İpek abla "Afiyet olsun." dedi. Ben yalnız yemek istemiyordum bu yüzden İpek ablaya : - Sen kahvaltı yaptın mı, diye sordum. İpek abla : - Neden olmasın, dedi ve beraber sohbet ederek güzel bir kahvaltı yaptık. Mutfağın penceresinden vuran güneş beni ısıttı. - İpek abla odamdan günlüğümü alıp beni bahçeye çıkarır mısın, diye sordum. O da "Tabii ki" deyip gitti. Bahçeye çıkıp hamağa uzandım ve beş yıl önce yazdığım günlüğümü dokunarak okudum. Günlüğümü okurken uyumuşum. Uykumda kabus görüyordum ve hamaktan "İpek ablaaa" diye bağırarak düştüm, sırtım acıdı. Ellerimle bastonumu bulmaya çalışırken elime keskin bir taş geldi ve elimi kestim. Çok acımıştı. Taşı elimden bırakamadım çünkü şekli bana bir şeyi andırıyordu. Çığlığımı duyan İpek abla yanıma geldi ve beni kucağına alıp odama götürdü. Yatakta yatarken İpek abla elimdeki taşı alıp yere koydu, annemi aradı. Bir saat sonra annem yanıma geldi ve elimin yaralandığını görünce üzgün bir ses tonuyla : - İyi misin canım kızım, diye sordu. Ben de iyi olduğumu belirtmek için başımı salladım. Hemşire olan komşumuz Selin ablayı annem çağırdı ve bize gelip elimi pansuman etti. Akşam olunca ben yatağıma uzandım ama uyuyamadım. Aklıma gelen taş uykumu kaçırıyordu. Yere eğildim ve İpek ablamın yere koyduğu taşı buldum ve onu ellerimle inceledim. Bu taşı sanki annemin yatak odasında tutmuş gibiydim. Taşın üstünde dokunarak okunabilecek bir yazı vardı. Yazıyı dokunarak okumaya çalıştığımda taşın üstünde "Handan" yazdığını fark ettim. Bu annemin ismiydi, çok şaşırdım. Neden annemin ismi bu taşta yazıyordu ki? Bu soruyu düşünürken uyuyakalmıştım. Sabah annem ve babam işe gitmişti, İpek abla ise çamaşır asıyordu. Bunu fırsat bilip bastonumu aldım ve dikkatli bir şekilde annemlerin yatak odasına ilerledim. Karşımda kocaman merdivenler vardı. İpek abla olmadan bu merdivenlerden çıkmam imkânsızdı ama merakım sayesinde ilk adımımı çoktan atmıştım. Sanırım merdivenler yeni silinmişti çünkü ayağım arada kayıyordu. İpek ablanın beni çağırma sesiyle irkildim : - Nisa neredesin, Nisaaaa! Merdivenden aşağıya hızlı bir şekilde inmeye çalışırken ayağım kaydı ve yere düştüm. İpek abla beni yatağıma taşıdı ve bana: Biraz dinlen sonra merdivenden niye çıktığını öğreniriz, dedi. Annemlerin gelmesine yarım saat kalmıştı. O odaya çıkıp önceden tuttuğum taşı bulmaya çalışmalıydım. İpek abla yemek yaparken şansımı bir kere daha denedim ama bu sefer daha dikkatliydim. Sonunda annemlerin odasının kapısına ulaştım. İçeri girip dokunarak etrafı aradım ama hiçbir şey bulamadım. Yarım saat çoktan bitmişti. Annem ile babamın sesleri geldi. Ben de kendimi hemen dolabın içine soktum çünkü üst kata hiç çıkmazdım. Beni görseler kesinlikle neden geldiğimi sorarlardı ve ben cevaplayamazdım. Annem ile babamın konuşmalarını daha net duymaya başladım. Babam anneme: - Bugün bir doktorla görüştüm. Nisa'yı muayene ettirmek için randevu aldım, dedi. Annem de ona "Of Ensar! Nisa'nın gözlerinin böyle olacağını bilseydim..." dedi ve ağlamaya başladı. Ben de bunu duyunca çok üzüldüm. Annemler odadan çıktılar ve ben de yavaşça odama indim. Oturup her şeyi düşünmeye başladım. Annem neden ağlamıştı ki? Benim kör olacağımı bilseydi neyi yapmazdı? Belki o taşı bulsaydım annemin söylediklerini açığa çıkarırdım. Bu derin düşüncelerin içinden beni çıkaran babam oldu. Yanıma gelip - Haydi Nisa, yemek hazır; gel mutfağa gidelim , dedi. Birlikte mutfağa geçtik. Ailece güzel bir akşam yemeği yedikten sonra oturma odasına geçtik. Annem bana - Nisa, İpek bana merdivenlerden tek başına çıkıp bizim odaya gittiğini söyledi. O da senin onsuz üst kata çıkabilmene çok sevinmiş. Bu senin için iyi bir gelişme. Bense çok şaşkın bir şekilde donakalmıştım. Oysa odaya çıkarken çok sessiz olduğumu düşünüyordum. Neyse ki neden çıktığımı sormadılar. Babam bana : - Nisa, nasıl yukarı çıktığını bize de bir göstersene. Annenin çantasındaki cüzdanı bize getirir misin? - Ayağa kalktım ve bastonumu alarak çantaya doğru ilerledim. Çantanın içine elimi attığımda cüzdanı buldum ama yanında sert bir cisim vardı. Biraz daha inceledim, bu benim aradığım taştı. Taşı cebime koydum ve cüzdanı aldım. Babam: - Nisa bir şey mi oldu, niye gelmiyorsun, diye sordu. Ben de : - Hayır, dedim ve yanlarına gittim. Annem: - Aferin benim kızıma! Nisa, cebindeki ne? Az önce cebinde öyle bir şişkinlik yoktu. Ben de telaşlı bir şekilde : - Şeyyy, aaaahh başım ağrıdı, ben odama gideyim. İpek abla yardımcı olur musun? İpek abla yanıma geldi ve odaya doğru ilerledik. Odaya gelir gelmez yatağıma oturup taşları çıkardım. İkinci taşta "Her şeyi yanlışlıkla yaptı." yazıyordu. İki taşın da keskin girinti ve çıkıntıları vardı. İki taşı birleştirip okuyordum ki kapıyı biri tıkladı. Ben taşları hemen yatağın altına attım ve uyuma numarası yaptım, içeri biri girdi. Hiç ses çıkarmadı. Yanıma gelip görme yetimi kaybettiğim ilk zamanlarda uyuyamadığımda uyuyabilmem için çalan müziği açtı. Ben de uykuma yenik düştüm. Sabah annemin sesiyle uyandım: - Nisa uyan, bugün işe gitmeyeceğiz. Kahvaltı hazır, hem de bahçede yiyeceğiz, dedi. Ben de ona "Tamam anneciğim, ben İpek ablamla gelirim." dedim ve annem çıkınca yatağın altına elimi uzattım ama taşlar yoktu. İpek abla gelmişti ve kapıyı tıklatıyordu. İçeri girdi. Bazen ailenin tek çocuğu olmak kötü olurdu, çok ilgi gösteriliyordu. Bir de engelliysen olması gerektiğinden daha çok ilgi görüyordun. İpek abla beni annemlerin yanına getirdi. Güzel bir kahvaltıyı yaparken annem ile babama bir soru sordum. "Dün gece biri odama mı girdi?" Annem bana "Evet, ben girdim. Müzikle daha iyi uyursun diye düşündüm ve kaybettiğim taşları yatağının altında buldum. Oysa taşları bahçede kaybettiğimi düşünüyordum." dedi sert bir ses tonuyla. "Anne, o taşları bana verir misin?" diye sordum. Annem de "Onlar benim için çok önemli." dedi. İpek ablayla beraber odama geçtim. Taşları alabilmek için bir plan yapıyordum ki babam ve İpek abla içeri girdi. Doktora gideceğimiz için İpek abla beni hazırladı ve ailece doktora gittik. Babamlar bu yüzden işe gitmemişlerdi. Doktor beni muayene etti. İlaçlarımı düzenli kullandığım için görebileceğimi söyledi. Ben çok mutlu olmuştum. İki gün sonra beni ameliyat edeceğini söyledi. Dünyalar benim olmuştu. Bu mutluluk sayesinde taşları unutmuştum. Annemler iki gün boyunca işe gitmediler. Bunu kutlayıp durduk. Sonunda beklediğim gün geldi. Hastaneye gidip ameliyat oldum ve bir gün sonra taburcu oldum. Eve gidip uyudum. Bu sefer her zamanki gibi olmayan görebildiğim bir bahar sabahına uyanmıştım. Çok mutluydum. Kimseye muhtaç olmadan mutfağa geçtim. İpek abla yine döktürmüştü. Kahvaltı yaparken aklıma taşlar geldi. Babam ve annem yanıma geldi, birlikte bu anı kutlamak için bir geziye çıktık. Gezimiz çok güzel geçiyordu. Annem bana pamuk şekeri almaya gitti. Ben de babama: - Baba, ben bir zaman önce iki taş buldum. İkisini birleştirince "Handan her şeyi yanlışlıkla yaptı" diye yazıyordu. Sanki benim için de kabartmalı şekilde yazılmıştı. Sonra annem bu taşları benden aldı. Neden aldı hiç anlamadım. Baba, annem neyi yanlışlıkla yaptı, diye sordum. Babam gülümseyerek konuşmaya başladı: - Sen iki yaşındayken gözlerini tutup çok ağlardın ve bazen uyuyamazdın. Annene sürekli kızı doktora götürelim, derdim ama annen geçer bir şey olmaz, derdi. İki ay sonra yürürken eşyalara çarpmaya başladın ve ben seni doktora götürdüm. Yüksek göz tansiyonundan dolayı gözlerinin görmediğini öğrendik ama doktor ilaçları düzgün kullanırsa gözlerinin on yaşında açılabileceğini söyledi. Annen bu durumu büyüyünce sana nasıl açıklayacağını düşünür, hep ağlardı. Sen yedi yaşına gelince bu durumu sana eğlenceli bir şekilde anlatabilmek için bu taşları yaptım ama annen düşünceme olumlu bakmadı ve taşları benden aldı. Babamın bu anlattıkları beni çok üzdü. Annem pamuk şekeri almış geliyordu. Ben koşarak o da şaşkınlıkla bana bakıyordu. - Anne, keşke bu taşların gizemini bana daha önce sen söylemiş olsaydın. Her şeyi babamdan öğrendim. Bunun için kendini üzme. Ben seni çoktan affettim, dedim ve sımsıkı sarılarak ağladık."Taşın Gizemi Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)" ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok