“Tartışarak okuma tekniği ile ilgili açıklamayı inceleyiniz. Sanatçı, İnsan ve Oyun adlı metni yanında verilen sorular çerçevesinde tartışarak okuyunuz. Metni okurken hazırladığınız sorularla tartışmayı zenginleştirebilirsiniz.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Tartışarak okuma tekniği ile ilgili açıklamayı inceleyiniz. Sanatçı, İnsan ve Oyun adlı metni yanında verilen sorular çerçevesinde tartışarak okuyunuz. Metni okurken hazırladığınız sorularla tartışmayı zenginleştirebilirsiniz.

Soru: Tartışarak okuma tekniği ile ilgili açıklamayı inceleyiniz. Sanatçı, İnsan ve Oyun adlı metni yanında verilen sorular çerçevesinde tartışarak okuyunuz. Metni okurken hazırladığınız sorularla tartışmayı zenginleştirebilirsiniz.

  • Cevap: 

SANATÇI, İNSAN VE OYUN*

Olay ilk kez vuku bulmuyordu. Bu olay üzerine kurulmuş tiyatro oyunları, sinema filmleri vardı. Ancak olayın gerçek hayatta geçmesi gene de kanıksanmışlık duygusu uyandırmıyor ve her şey yeni baştan bir kez daha yaşanıyordu: aynı trajik duygu etkisini yitirmediğini gösteriyordu. Yakınlarda bir kez daha yaşanan olay, işte şu bildik olay: gerçek hayatında gerçek bir acıyı yaşayan bir tiyatro sanatçısının, acısını içine gömerek, onu yok sayarak seyircisinin karşısına çıkması ve onu eğlendirmeyi başarması... Olay, komedi sanatçılarının ya da palyaçoların başına geldiğinde, trajik olan görünür hale geliyor. Sahneye çıkması gereken sanatçı, az önce annesinin öldüğünü işitmiştir; ancak salon seyirciyle doludur, onların mazeret dinlemeyeceği düşünülmektedir, böylece, sanatçı bağrına taş basarak sahneye çıkmak ve seyircisini eğlendirmek zorundadır! O anda, kimsenin aklına, seyirciden özür dilemek gelmiyor. Çünkü bu özrün kabul edilip edilmeyeceği bilinmiyor. Bu özür kabul edilebilir bulunsa bile, mazeretin maliyeti göze alınamıyor ve sonuçta sanatçı feda edilerek program yerine getiriliyor. Burada, insanı rahatsız eden bir şeylerin varlığı duyumsanmıyor mu?

En başta, sanatçının bağrına taş basarak sahneye çıkmak zorunda, o sanatçı bakımından trajik (acınılası) bir durumdur; ama o, görevini yapmak zorundadır. Seyircinin, sanatçının durumunu bile bile onu seyretmesi ise katı kalplilik sayılmalıdır; ancak gerçek, seyirci tarafından sonradan öğrenilmişse, o seyirci de bir eziklik yaşamak durumuna düşüyor. Böylece iki tarafı da üzen bir olay, bu üzücü niteliği biline biline niçin kabulleniliyor?
Çünkü oyuncu, yaptığı işin “kutsal” olduğu kanısını taşıyor. Ona sorulduğunda, oyununun bir gün bile olsun ve sebebi her ne olursa olsun aksatılması, mümkünü kabil olmayan bir durumdur: o oyun oynanacaktır! Seyirciyse, bu “kutsal” olanın öte yanında yer alıyor ve katlanılması gereken her ne varsa onun adına ifa ediliyor: seyirci buna inanıyor veya inandırılıyor! İyi de bu düzenleme kimin marifetiyle kotarılıyor? Bu işler, bunca fedakârlıklar hem oyuncuyu hem seyirciyi hüzne sevk eden bu tavır, gerçekte kim adına ve kimin için alınıyor? Bu sorunun cevabı, bu fedakârlıktan kimin çıkarının bulunduğunun ortaya konulmasıyla açığa çıkartılabilir. Bu işte kimin çıkarı var?

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 81 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.