“Sosyal Bilim Çalışmaları Ders Kitabı Cevapları Sayfa 47 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Sosyal Bilim Çalışmaları Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 47

SORUYORUM

Soru: Aşağıdaki metinden yararlanarak soruları cevaplayınız.

  • Cevap: Cevap gelecek.

XV. YÜZYIL OSMANLI TOPLUMUNDA SOSYO-KÜLTÜREL YAPI, DİN VE DEGİŞME

Çok geniş bir coğrafyada, oldukça değişik kültürler, medeniyetler, toplumlar, büyük dini sistemler ile temasa gelmiş ve oldukça köklü sosyokültürel değişim olgu ve süreçlerine maruz kalmış bulunan Türklerin tarihi son derecede zengin tecrübe ve kültür mirasına sahiptir. (...)

Türk kültürüne kaynaklık eden üç esas etki akımı olan “Türk”, “İslam” ve “mahalli” unsurların, temelde geleneksel ve klâsik Osmanlı toplumu ve özellikle de onun XV. yüzylda şekillenen sosyokültürel yapısına dinamik bir biçimde kaynaklık etmek bakımından büyük ölçüde işlevsel olduklarına önemli işaret etmelidir. (...)

Türkler geleneksel inanışlarının yanında X. yy.dan itibaren İslamlaşmış ve bu olay Türk tarihi, İslam tarihi ve dünyaya tarihi bakımından önemli sayılabilecek sonuçları beraberinde getirmiştir. Her şeyden önce, Türkler için İslam dinini kabul çoğunluğu göçebe olan Türklerin yerleşik hayata geçişini sürecini hızlandırmış, buna Türk topluluklarının hayatı, tarihi, kültürü, medeniyeti, örf ve âdetleri, efsaneleri, norm ve değerleri, dünyaya görüşü üzerinde meydana gelen köklü değişiklikler eklenmiş ve hattâ özellikle Osmanlı döneminde âdetâ Türklük İslâmlıkla eşdeğer bir hale gelmiş; bu çerçede eski kültürden bir çok unsurlar silinip atılmışsa da yine de onlardan önemli bir bölüm özellikle halk kültürü düzeyinde hayatiyetini sürdürmeyi başarmıştır. (...)

Dinî değer sistemi giyimkuşamdan mezar taşına kadar sosyokültürel hayatın görünür tüm alanlarında kendini hissettirmiştir. (...) Nitekim, konunun önemli bir uzmanı olan Halil İnalcik'ın değerlendirmesine göre, meselâ Türkiye'de, bugün yalnız sanat, musiki, güzellik anlayışı, mutfakta değil, yaşam tarzı, davranışlar hattâ toplumun din anlayışında Osmanlı'nın bir şekilde yaşamaya devam ettiği ve bunun hızla değişen bir toplumda bazen çatışmalara yol açtığı hususu sosyolojik bir gerçeklik olarak karşımza çıkmakta...(...) Bu çerçevede; 624 yıl gibi dünyaya tarihinde oldukça uzun sayılabilecek bir siyasi hakimiyet dönemini temsil etmesinin yanında kendisinden miras kalan kültür ve medeniyet unsurları ve sorunları ile (...) problematik bir biçimde yaşamaya devam etmektedir. (...) İçerisine çeşitli etnik ve dinli kökenlere, kültürlere mensup insanların dahil olduğu dinamik bir toplumsal ve kültürel yapıyı, onun zaman içindeki istikrarı ve değişimini, bu istikrar ve değişimin etkenlerini, bunların yarattığı toplumsal düşünce dalgalanmaları ve hareketleri, görüntüleri, işlevleri, etkileri ve sonuçlarıyla birlikte izleyip anlayabilmek ve bilimsel ve sistematik bir analize tabi tutmak araştırmacının karşısına oldukça güç bir iş olarak çıkmakta (...)

Osmanlı toplum hayatı ve kültürüne, Selçukludan intikal ederek yaşayan (...) Türk kültür geleneğinin sürekliğinin bir göstergesi olarak meselâ Türk dili tüm yabancı etkilere rağmen daima canlı bir biçimde varlığını sürdürmeyi başarmıştır. (...) Meselâ bu çerçevede Osmanlı Sultan eski bir Türk unvanı olan “Han”ı benimsemiş; hanedan sülâlesinin mensubu olduğu Oğuz Türklerinden Kayı aşıretinin damgası Osmanlı paralarında remiz olarak yerini almış; Oğuz efsanesi, Türk dili ve edebiyatı işlenmeye başlamış (...)

Orta Asya’nun hanlık geleneğini bir gazi önderin kişiliğinde Orta Çağ İslam kültüründeki sultanlıkla birleştiren bir devlet rejimi (...) hanedan egemenliğine dayanmakta ancak, kimin padişah olacağı konusunda kesin bir kural bulunmadığından, Osmanlı ailesinin bütün erkekleri taht üzerinde hak sahibi sayılmakta, padişah ölünce oğullarından hangisinin tahta geçeceği konusunda devlet yönetimindeki etkili grupların yani ümera, ulema, vb.lerinin tercihleri önemli rol oymaktaydı. (...) Şu hale göre, eski Türk devlet geleneğinden kaynaklanan “kut” ve “töre” anlayışının yanı sıra eski Sasani ve Müslüman Abbasi İmparatorlukları gibi bir Ortaçağ devletinin otokratik ve Doğulu yapısını en azından prensip olarak Osmanlıda bulmak mümkün olmaktadır.

Osmanlılar daha XIV. yüzyılda bir Balkan devleti olmaya da meylettiklerinden, Anadolu kültür etkisine Balkan ve hattâ Avrupa etkisini eklemek gerekmektedir. (...) Başlangıçta, görünüşe göre toplumun büyük ölçüde Türklerden oluştuğu Osmanlı toplum kuruluşu anlaşılan erken dönemden itibaren ve özellikle de Balkan fetihleriyle birlikte Rum, Ermeni, Yahudi, Bulgar, Sırp, Arnavut, Sloven vb. bir çok unsurların dahil olduğu “çok uluslu”, “çok dinli” bir devlet ve hattâ İstanbul’un fethini müteakip “imparatorluk” formuna bürünmeye başlamış (...)

Meb Yayınları Sosyal Bilim Çalışmaları Ders Kitabı Sayfa 47 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.