“Sosyal Bilim Çalışmaları Ders Kitabı Cevapları Sayfa 30 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Sosyal Bilim Çalışmaları Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 30

1.4. BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NDE KÜLTÜR VE MEDENİYET

Soru: Aşağıdaki metinlerden yararlanarak soruları cevaplayınız.

  • Cevap: Cevap gelecek.

KAYNAK 1

Selçuklular’da devlet hazinesinden faydalanan zümreler dışında kalan bütün halk reâyâ diye adlandırılıyordu. Reâyâ vergi ödemek, devlet otoritesine ve onu temsil edenlere itaat etmekle mükellefti. (...) Buna karşılık hükümdar da reâyânın can, mal ve namusunu korumakla mükellefti. Birçok resmî belgede reâyânın hükümdara Allah’ın bir emaneti olduğu vurgulanmış, bürokrat ve emîrlerden onlara karşı âdil davranmaları, kendilerinden haksız taleplerde bulunmamaları istenmiştir. Siyasî hukuk bakımından birbirinden farksız olan bu çok geniş kitle içerisinde ekonomik ve sosyal bakımdan farklı sınıflar mevcuttu. Büyük Selçuklu Devleti üç büyük toplum katmanından oluşuyordu.

1. Göçebeler: Kalabalık kitleler halinde Ceyhun nehrini geçerek İran coğrafyasına giren Türkler”in önemli bir kısmını Oğuz boylarına mensup göçebe kabileler oluşturuyordu. (...) Göçebelerin başlıca üretimleri et, süt ve yündü. Keçe, yünlü elbise ve halı gibi mâmullerin yapımında kullanılan yün ticaret malzemesi olarak değer taşımaktaydı. Hayvancılığın yanı sıra avcılığın da göçebe ekonomisinde belli bir yeri vardı.

2. Köylüler: Köylüler ve çiftçiler Selçuklu toplumunun en kalabalık kesimini oluşturuyordu. (...) Büyük Selçuklu hâkimiyetinin yol açtığı göçler Horasan ve Orta İran coğrafyasında ziraatla meşgul olan köylüleri olumsuz etkilemiş, bunun yanı sıra Selçuklu-Gazneli savaşları da Horasan’da ziraî hayatın önemli ölçüde zarar görmesine sebep olmuştur. (...) Köylülerin hayat şartları, ülkede siyasî istikrarın kurulması ve iktâ sisteminin uygulanmasından sonra nisbeten iyileşmiştir.

3. Şehirliler: Selçuklular, şehir kültürünün geliştiği Horasan’da devletlerini ancak yerleşik hayatı ve şehir kültürünü koruyucu bir tavır almaya karar verdikten sonra kurabilmiştir. (...) Büyük şehirlerde her sokağın belli bir esnaf grubuna tahsis edildiği kapalı mekânlardan oluşan büyük pazarlar bulunmaktaydı. Vakıflar, hastahaneler ve zâviyeler şehirlerde oldukça yaygındı.

Osman Gazi Özgüdenli, Selçuklular(Metin aslına sadık kalınarak alınmıştır.)

KAYNAK 2

Sultan Alp Arslan, silaha silahla, fikre fikirle cevap verme zaruretini kavradığından dolayı, yıkıcı ve bölücü hareketlerle mücadelesini medreseler açmak ve burada yetişen insanlarla mücadelesini yürütmek istemiştir. (...) Kaynakların naklettiği bilgilere göre Nizamiyelerin ilki, Alp Arslan’ın gördüğü gerek ve verdiği izin üzerine Nişabur’da inşa edilmiştir. Sultan Alp Arslan’dan gerekli izni alan Nizâmülmülk, hemen faaliyete geçerek, hazineden harcadığı paralarla Nişabur’da ilk Nizamiye Medresesi’ni bina ettirdi. (...) Medreseler talebelerin barınması, okuması, ibadet v.b. ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmış binalardır. Nizamiyeler, bu genel anlayışın daha da ötesinde mükemmel planlanıp, inşa edilmişlerdir. Buna göre; medresede öğrencilerin ders görebileceği dersaneler, pek çok geniş konferans salonu, depo, erzak kileri, zemin katta bir hamamı ve bir de mutfağı vardı. Ayrıca öğrencilerin ibadet ihtiyaçları yanında Cuma namazı kılınan ve halka vaazlar verilen bir mescit mevcuttu. (...) Selçuklular, medreselerin ilmî faaliyetlerini rahatça yürütebilmeleri için zengin gelirli vakıflar tahsis etmiş, onları bol ve sürekli bir gelire kavuşturmuşlardır. Daimi bir gelire sahip olan medreseler, mâlî muhtariyete de sahip olmanın yanında, aldıkları maaşlarla geçim kaygısından kurtularak kendilerini mesleklerine veren öğretim üyeleri; aldıkları burslar ve kaldıkları yurtlarla kendilerini kaygısızca öğrenime vermek imkânını bulan öğrencileriyle yalnız zamanına göre değil, şimdiki zamana göre de ileri müesseseler sayılabilirler. (...) Nizamiye Medreselerinin maddî imkânları ve hocalarının ilimdeki şöhreti sebebiyle Azerbaycan, Tiflis, Yemen, Mısır, Mağrip ve Endülüs gibi İslam âleminin değişik bölgelerinden insanlar buralara gelerek ilim tahsil etmişler, sonra da memleketlerine dönerek Nizamiye misyonunu oralara taşımışlardır. Böylece Selçuklu ülkesinde Pamir’den Mısır’a kadar manevî birliği gerçekleştirmenin yanında, ilim adamları arasında kaynaşma da sağlanmıştır. (…)

Ahmet OCAK, Nizâmiye Medreseleri ve Büyük Selçuklularda Eğitim

(Metin aslına sadık kalınarak alınmıştır.)

Meb Yayınları Sosyal Bilim Çalışmaları Ders Kitabı Sayfa 30 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.