
Sona Kalan Donakalır Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa


Sona Kalan Donakalır Atasözünün Açıklaması
Sona Kalan Donakalır Atasözünün Anlamı
Sona Kalan Donakalır Atasözünün Hikayesi Kısa
Sona Kalan Donakalır Atasözünün Öyküsü
SONA KALAN DONA KALIR ATASÖZÜNÜN ANLAMI
Bir işi geciktirenler zamanında yapmayanlar zarar eder, kendisinden önce hareket edenler olduğu için kendisine bir şey kalmaz.
SONA KALAN DONA KALIR ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ
Önce bir uğultu duydu Orhan. Fakat bu uğultu ne fırtına uğultusuna, ne de bir başka uğultuya benziyordu. Dalgalı bir denizin dibindeki sesleri andırıyordu. Ama çok sürmedi… Sesler kesildi. Sadi Dede’nin sesi duyuldu:
“Geldik işte… Açabilirsin gözlerini…”
Eli Sadi Dede’nin elindeydi. Gözlerini kırpıştırarak açan Orhan, çevresine dikkatle baktı. Ahşap bir evin, genişçe odasındaydılar. Biri kız, dört çocuk vardı odada. En küçükleri kız çocuğuydu. Altı-yedi yaşlarında gösteriyordu. Üç erkek çocuğunun en büyüğü on iki, diğer ikisi Orhan’ın yaşındaydılar…
Görüntü berraklaştı, sesler anlaşılır hale geldi… Dede ile torun dikkat kesildiler. Ve bir hanım sesi duyuldu. Besbelli annelerinin sesiydi:
“Çocuklar! Yemeğiniz hazır. Oyalanmayın. Yapacak çok işim var…” Son cümle ile birlikte, sesini duyduğumuz çocukların olduğu odaya girdi. Aynı anda Orhan ve Sadi Dede sıvışıp mutfağa geçtiler… Ortada, bir sofra beş üzerine konmuş ufak bir tepsi vardı. Orhan, sofradaki yiyeceklere baktı. Tepsinin üzerine resmi çizilmişti. İki kuru soğan kurumuş ve sararmış bir parça peynir ve iki bazlamadan başka bir şey yoktu…
Dede torun göz göze gelirken, gözlerinde üzüntünün bulutlan vardı. Hemen uygun bir yere mevzilenip beklemeye başladılar. Orhan, bu perişan evin yoksul mutfağından bir atasözünün çıkabileceği beklemiyordu…
Derken önce kız çocuğu, bir serçe gibi kanatlanmış olarak mutfağa daldı. Hemen sofraya çöktü. Ve onun peşinden diğer iki erkek kardeş içeri girdi… Erkek çocuklardan biri soğanları yumrukla ezdi. Diğeri, kız kardeşinin elindeki peyniri çekip, iki-üç parçaya böldü. Sıra bazlamalara geldi. Ama hâlâ en büyük kardeş ortada yoktu…
Sadi Dede, yaşı gereği yokluklar, kıtlıklar görmüş bir adamdı. Çocukların durumunu pek de yadırgamıyor ama üzülerek seyrediyordu. Oysa Orhan şaşkındı. O üç çocuk, üç yırtıcı kuş gibi bir konup, bir kalktılar. Onlar kalktıklarında, sofrada yiyecek bir lokma bile kalmamıştı…
Onlar çıkarken, büyük kardeşleri mutfağa girdi. Girdi de… Bir sofraya, bir de gidenlerin arkasından baktı. Ve öfkeyle dışarı çıktı. Sadi Dede ile Orhan, ne olacağım görüp duyabilmek için, sinerek çocuğu izlediler. Daha odaya girer girmez;
“Sofrada sadece soğan kabukları var anne!” dedi çocuk…
Deprecated: usort(): Returning bool from comparison function is deprecated, return an integer less than, equal to, or greater than zero in /home/evvelcevap.com/public_html/wp-content/plugins/mk-reaction-v2a/inc/class-reactions.php on line 228