"Solucan Mimi Hikaye" okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.

Solucan Mimi Hikaye

Bir zamanlar solucan kasabasında tombul mu tombul Mimi adında bir solucan yaşarmış. Mimi hayal kurmayı dans etmeyi ve yemek yemeyi çok severmiş. Her gün farklı bir hayal kurar heyecanla sınıf arkadaşlarına kurduğu hayallerinden bahsedermiş. Mimi'nin en büyük hayali uçmakmış. Bir gün yine sınıfta hayallerinden bahsederken arkadaşı Rürü: -Sen bir solucansın Mimi ve solucanlar asla uçamaz. Tabii bir kuşun gagasında değilsen, deyip gülmeye başlamış. Ve diğer sınıf arkadaşları da Rürü'ye katılarak Mimi'nin uçma hayaliyle dalga geçmişler. Mimi aslında bu duruma biraz alışıkmış çünkü arkadaşlarından farklı bir görüntüsü varmış. Onlardan daha iri bir solucanmış ve onlarda olmayan tüylere sahipmiş. Çoğu zaman üzgün bir şekilde okuldan eve sürünürmüş. Bugün yine üzgün bir şeklide eve gittiğinde, Onu kapıda karşılayan annesi: -Benim güzel kızımı kim üzdü bakayım, diye dolanmış Mimi' ye. Mimi: -Anneciğim bugün arkadaşlarıma hayalimden bahsettim ve benimle dalga geçtiler. Zaten hep bana gülüyor, benimle alay ediyorlar. Ben artık okula gitmek istemiyorum. Anne solucan Mimi' ye sıkı sıkı dolanarak: -Solucan kasabasında senin kadar iri ve güzel bir solucan daha önce hiç olmamıştı Mimi. Solucanlar kendilerinden farklı gördükleri her şeyi yadırgıyorlar. Kabullenemiyor ve dalga geçiyorlar çünkü anlamak ve yardımcı olmak zordur. Seni anlıyorum ama kolay olan vazgeçmek ve bu sana hiç bir şey kazandırmayacak. Hayallerinden asla vazgeçmemelisin. Uçmak bizler için imkânsız gibi görünebilir ama bu solucan kasabasında hayal ettiğin kadar var olursun. Şimdi, gözlerini kapat küçüğüm, kendini gökyüzünde hayal et. Üzülebilir kırılabilirsin ama ne okula gitmekten ne de hayal kurmaktan asla vazgeçme. Sen öncelikle kendine inanmalısın, demiş. Annesinin sözleri Mimi'ye yağmur sonrası toprağın o enfes kokusu gibi huzur vermiş. Kendini gökyüzünde hayal ederek derin bir uykuya dalmış. Ertesi sabah, her zamankinden neşeli açmış gözlerini Mimi. -Anneciğim ben okuluma gideceğim, demiş. Anne Solucan: -Aferin Mimi, seninle gurur duyuyorum. Hadi o zaman kahvaltıya, demiş. Mimi, kahvaltısını yapıp neşe içerisinde okuluna doğru sürünürken gözüne uzaktan mavi sarı kırmızı renkli bir cisim çarpmış. O yöne doğru sürünmeye başlamış ve yaklaştıkça o renklerin bir kelebeğin kanadı olduğunu görmüş. Yavaşça yerde yatan kelebeğe doğru sürünerek seslemiş: -İyi misiniz? Mimi'nin sesini duyan kelebek hafifçe doğrulmuş ve: -Lütfen bir damla su verebilir misin? demiş. Mimi: - Elbette, diyerek sabah annesinin beslenme çantasına koyduğu suluğunu kelebeğe doğru uzatmış. Kelebek o kadar yorgun ve bitkin görünüyormuş ki suyu içebilmesi uzun sürmüş. Mimi, suyunu içen kelebekten suluğunu almak için uzandığında kelebek gözlerini kocaman açarak: -Senin burada ne işin var? diye sormuş. Bu soru karşısında şaşıran Mimi: -Burası solucan kasabası ve ben burada doğdum büyüdüm. Benim evim burası, demiş. Kelebek Mimi'ye doğru uzanarak; -Sevgili çocuğum sen solucan değilsin, sen bir tırtılsın, demiş. Mimi, tırtılın ne olduğunu bilmiyormuş o yüzden kelebeğe: -Ben tırtıl değilim, ben bir solucanım diye cevap vermiş. Kelebek, Mimi'ye kendisine yardım ettiği için teşekkür ederek oradan ayrılmış. Mimi de kelebeğin kendisine söylediklerini düşünerek okulun yoluna doğru sürünmüş. O gün okul her zamankinden güzel geçmiş, arkadaşlarıyla güzel oyunlar oynamış. Zil çalıp herkes evlerine doğru sürünmeye başladığında Mimi'nin kendisini gizlice takip eden kelebekten haberi yokmuş. Anne solucan kapıda Mimi'yi bekliyormuş ve Onu görünce gözlerinin içi parlamış. Anne solucanın Mimi'den başka da yavruları varmış fakat o baharda Mimi kapısının önünde düştüğü ilk andan itibaren anne solucan, onun çok özel bir solucan olduğunun farkındaymış. Annesinin ışıl ışıl gözlerini fark eden Mimi, daha hızlı sürünerek annesine dolanmış ve hemen okulda gününün çok güzel geçtiğinden bahsetmiş. Yardım ettiği kelebekten ve konuşmalarından bahsetmemiş çünkü tırtıl ne demekti, nasıl tırtıl olunuyordu önce kendisi öğrenmek istemiş. Mimi, ödevlerini yaparken kapı çalmış. Anne solucan kapıya yaklaşmış: -Kim o? diye seslenmiş. Kapının diğer tarafından: -İyi akşamlar bayan solucan, rahatsız ettiğim için üzgünüm fakat sizinle Mimi hakkında konuşmam gerek, demiş. Anne solucan tedbirli bir şekilde kapıyı aralamış ve karşısında muhteşem kanatlarıyla parlayan kelebeği görmüş. -Buyrun, sizi dinliyorum diye cevap vermiş kelebeğe. Kelebek: - Ben uzun yoldan uçarak geldim. Tam kasabanızın üzerinden geçerken susuzluktan ve yorgunluktan baygın düştüm. Sevgili kızınız Mimi bana su vererek yardımcı oldu. Mimi'nin bir solucan değil tırtıl olduğunu size söylemeliyim hanımefendi. Yumurta dönemindeki o şiddetli fırtınada sanırım Mimi'nin yumurtası rüzgârla kasabanıza uçmuş olmalı, demiş. Anne solucan başını sallayarak: - Evet o dönemde çok fırtına vardı yumurtalar karışmış olabilir. Ben zaten Mimi'nin farklı ve özel bir solucan yani tırtıl olduğunu biliyordum demiş gülümseyerek. Mimi, kelebek ve anne solucanın konuşmalarına kulak misafiri olmuş. Kalbi heyecan ve mutlulukla hızla çarpmaya başlamış çünkü araştırmalarına göre tırtıllar büyüdükleri zaman kelebek oluyormuş ve buna göre Mimi de yakında kozasını örecek ve kelebek olacakmış. Anne solucan, Mimi'nin kelebekle konuşmalarını dinlediğini fark etmiş ve Mimi'ye seslenmiş: -Güzel kızım yanıma gel. Mimi usulca anne solucana doğru sürünmüş ve O'na dolanmış: -Anneciğim yani ben kelebek mi olacağım? Gökyüzünde uçabilecek miyim? diye sormuş. Anne solucan: -Evet Mimi, kendinde var olduğu için üzüldüğün şeyler aslında senin özelliğinmiş. Bizlerden farklı görünen tarafların aslında üstün taraflarınmış ve hayalini kurduğun her şey aslında senin gerçeğinmiş, demiş. Mimi, anne solucana sıkı sıkı dolanarak gökyüzüne doğru kanat çırpışını hayal etmiş. Ve baharın sonuna doğru kozasını ören Mimi, gökyüzüne doğru uçmak için ilk adımını atmış. Bir süre sonra koza çatlamış ve harika kanatları belirmiş önce, sonra bacakları. Güneşin doğuşuyla Mimi artık bir kelebek olarak uyanmış sabaha. Anne solucana uçmuş önce, ona her zaman destek olduğu için teşekkür etmiş. Sonra sınıf arkadaşlarının yanına gitmiş. Mahcup mahcup ona bakan Rürü'ye doğru ilerlemiş ve kanatlarını açmış. Rürü: -Mimi sen haklıymışsın. Artık hem hepimizden daha güzel görünüyorsun. Hem de uçabiliyorsun. Seninle dalga geçtiğimiz için çok özür diliyorum, demiş ve diğer arkadaşları da Rürü'ye katılarak Mimi' den özür dilemişler. Mimi: -Sevgili arkadaşlarım, farklılıklarımız bizim en büyük değerimiz. Hayal kurmaktan, dost olmaktan vazgeçmemeliyiz. Birbirimizi farklılıklarımıza rağmen sevebilmeliyiz. O zaman gerçek mutluluk olur, demiş. Rürü ve diğer sınıf arkadaşları sürünerek Mimi'nin etrafına toplanmışlar ve onun harika kanatlarına, bacaklarına hayran hayran bakmışlar. Mimi, kendisi uçabildiği gibi artık arkadaşlarını da sırtına alarak uçurabiliyormuş. Anne solucanın sözlerini düşünüyormuş her uçuşunda; "Diğerlerinden farklı olabilirsin bu senin özelliğin: kendine inan, kendine güven her şeyi başarabilirsin," diyormuş.

"Solucan Mimi Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)" ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.