Şinasi'nin Türk Edebiyatındaki Yeri ve Şiire Getirdiği Yenilikler
Şinasi'nin Türk Edebiyatındaki Yeri ve Şiire Getirdiği Yenilikler Şinasi'nin Tanzimat Edebiyatındaki Önemi Şinasi'nin Türk Edebiyatı Şiirine Getirdiği Yenilikler Tanzimat edebiyatının ve düşüncesinin ilk hamleci isimlerinden biri olan İbrahim Şinasi Efendi, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’ya gönderdiği
Şinasi'nin Türk Edebiyatındaki Yeri ve Şiire Getirdiği Yenilikler
Şinasi'nin Tanzimat Edebiyatındaki Önemi
Şinasi'nin Türk Edebiyatı Şiirine Getirdiği Yenilikler
Tanzimat edebiyatının ve düşüncesinin ilk hamleci isimlerinden biri olan İbrahim Şinasi Efendi, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’ya gönderdiği ilk öğrenciler arasında yer almış, bu teması neticesinde de Avrupa edebiyatım yakından tanıma imkânı bulmuştur. Türk edebiyatında öncü bir sanatçı ve fikir adamı olarak önemlidir. Tanzimat’ın ilk kuşağı olan “Şinasi-Namık Kemal-Ziya Paşa” mektebinin ilk hocasıdır. Uzun yıllar bulunduğu Avrupa’da edindiği yeni fikirlerle Türk edebiyatına ve fikir hayatına bir yön vermeye gayret etmiş, eski edebiyat geleneğini yıkmayla uğraşmak yerine yenilikler getirmeye çalışmıştır.
Şinasi, 1859’da ilk batılı şiir tercümesi örneklerini içeren “Tercüme-i Manzume ’yi kaleme almıştır. Küçük bir eser olan bu kitap, bir sayfaya Fransızca şiirin aslının, karşı sayfaya da Türkçe tercümesinin konulması şeklinde oluşturulmuştur. Racine’den, La Fontaine’den, Lamartine’den, Fenelon’dan, Gilbert’ten şiirlerin yer aldığı bu eserle, Türk okuruna ilk defa Batı şiirinden çeşitli örnekler sunulmuş olur. Türk edebiyatında ilk tiyatro örneği olan “Şair Evlenmesi ” adlı eserini yayınlamış, 1860’da Agâh Efendi ile birlikte ilk özel gazete olan “Tercüman-ı Ahvâl” gazetesini çıkarmış, 1862’de bu gazeteden ayrılarak “Tasvir-i Efkâr” gazetesini hazırlamış, bu gazeteyle matbaacılıkta denediği yeni ve dönemine göre ileri tekniklerle matbaacılığımızda öncü isimlerden biri olmuştur. Kendi kurmuş olduğu matbaasında önemli eserlerin yayınlamasına da ön ayak olmuştur.
1862’de şiirlerinden yaptığı seçmeleri “Müntehabat-ı Eş’ar” adlı kitabında toplamıştır. Eser; kasideler, gazeller, şarkılar, methiyeler, müffetler, mısralar, tarihler, hikâyeler, hezeller ve hicivler olmak üzere dokuz bölümden oluşmuştur. 1863’te “Durub-ı Emsâl-i Osmaniye” adlı atasözlerini içeren eserini yayınlamıştır. 1865 yılı başlarında “Tasvir-i Efkar” gazetesini Namık Kemal’e bırakarak Paris’e gitmiş, bu gidişinde dört yıl kadar Paris’te kalmış ve sözlük çalışmalarına ağırlık vermiştir.
Şinasi, özellikle gazetecilik faaliyetlerinde etkili ve etkin bir şahsiyet olarak adeta bir okul vazifesi görmüş, etrafındaki gençleri ve yazılarıyla ulaşabildiği insanları, Batı modelinde fikri ve edebi bir zeminle tanıştırmaya gayret etmiştir. İlk özel gazete onun imzasını taşır. Edebiyat tarihimizde ilk tiyatro, ilk makale onun kaleminin ürünüdür. Dilde sadeleşme meselesi ve Türk şiirindeki ilk yenilik hamleleri onun eseridir. Edebiyatımızda sosyal ve politik bir pencerenin açılmasında Şinasi’nin etkisi yadsınamaz.
Divan şiirinin kıyısından en bilinçli uzaklaşma, onun rehberliğinde olmuştur diyebiliriz. Şiirde sade bir dilin peşinde olmuş, biçim ve içerik açısından yenilikler getirmeye çalışmıştır. Nicelik olarak az ve nitelik olarak kuru sayılabilecek şiirleri olmasına rağmen, şiirimize yeni fikirler getirmesi onu edebiyatımızda yol açıcılardan biri kılmıştır. Eski şiirden kopmaya çalışmış, “Arz-ı Muhabbet” başlıklı şiiri ile ilk olarak edebiyatımızda şiirine başlık koyan şair olmuştur. Bu yeniliklerin temelinde Fransız ve Batı edebiyatım yakından tanımasının etkisi büyüktür.
Divan geleneğinde adeta unutulan nesir tarzı çalışmaları Şinasi yeniden hatırlatmıştır. Eski edebiyatın süslü nesir geleneğinin terkedilmesi gerektiğini ifade ederek nesir dilini sadeleştirmeye gayret etmiştir. Yeni yazı dilinde anlaşılırlığı ve sadeliği öncelemiştir.
Şinasi’nin Türk edebiyatı ve fikir hayatına getirdiği birtakım yeni kavramlar vardır. Kasidelerinde sık sık dile getirdiği kavramlar, onun düşünce dünyasının temel prensipleridir. Kanun, medeniyet, Batı dünyası, millet, vatan, akıl, adalet, devlet, dil ve edebiyat hakkındaki yeni görüşlerini, bu kavramların başlıcaları olarak sıralayabiliriz. Örneğin “akıl” kavramı, ileri medeniyetler seviyesine ulaşabilmemiz için en çok önemsediği unsurlardan biri olarak karşımıza çıkar. Münacaat’ındaki; “Vahdet-i zatına aklımca şehadet lazım Can-u gönlümde münacat u ibadet lazım ”
Dizelerinde ifadelendirdiği gibi geleneksel inanış biçiminin bile akılcı bir zeminde gözden geçirilmesi gerekliliğine inanmıştır. Osmanlı düşünce hayatına ve edebiyatına dair yeni fikirler taşıyan ve bunu hayata geçirmeye çalışan Şinasi, Münâcât’ıyla öncü sayılabilecek bir örnek vermiştir. Bu bakımdan Şinasi’nin bu şiiri, edebiyatımızda bir yenilik merhalesidir. Klasik münacatlarda tabiat tasvirleri yapılarak şiire başlanmasına rağmen, burada göğe ait unsurların tasviri ile başlanmış, fakat bu tasvirlerde aşın söz sanatlarına kaçılmamış ve bahis çok uzatılmamıştır. Bu şiir metnini, yeni şiirimizin kurucu şiirlerinden biri olarak kabul edersek, hem içerik hem de dili bakımından yenilikler içerdiğini söyleyebiliriz. Geleneksel inanış biçimlerinde, Allah’ın varlığına herhangi bir delil getirme ihtiyacı duyulmaksızın iman etme kanaati yaygındır. Şiirdeki “Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım ” dizesi, Batı dünyasından aldığı akılcı bakış açısının etkisini taşır. Münacaatların dua faslı ile bitmesine karşın şiirde dua kısmına yer vermemiş, bu yönüyle Klasik edebiyattaki münacatlardan ayrı bir özellik sergilemiştir. Sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olan şiirde konuşma diline oldukça yaklaşılmış, edebi sanatlara mümkün olduğunca az yer verilmiş, mazmunlardan da olabildiğince uzak durulmaya çalışılmıştır.
Mustafa Reşid Paşa için yazdığı dört kaside Şinasi’nin şiir anlayışını en iyi ortaya koyan örneklerdir. Kasidelerinde de akıl, adalet, hak, demokrasi, medeniyet, cumhuriyet, kanun, kader bahsi üzerine yeni bakış açılan ortaya koymaya çalışmıştır. Eski şiirin kaderci anlayışından sıyrılıp bireyin duygu ve düşüncelerinin merkeze alındığı bir şiir yaratan Şinasi, sadece şekil yönüyle eski şiire bağlı kalmış, içerik bakımından tamamen uzaklaşmaya çalışmıştır.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok