Edebiyat severler Samipaşazade Sezai tarafından yazılan Sergüzeşt kitap özeti ve incelemesine bakmaya ne dersiniz?

Samipaşazade Sezai Sergüzeşt Kitap Özeti ve İncelemesi

Kitap İsmi: Sergüzeşt Kitabın Yazarı: Samipaşazade Sezai Kitabın Konusu: Kölelik düzeni içinde küçük yaşta alınıp satılan Dilber’in acılarını; merhamet, özgürlük ve insan onuru temasını anlatır. Okuduğunuz kitabın şahıs ve varlık kadrosu: Dilber, Celal Bey, Dilber’i alan ev sahipleri, esir tüccarları, konaktaki kadınlar ve hizmetliler, çevredeki memurlar; İstanbul konak hayatı, esir pazarı ve Nil (Mısır) hatırası. Okuduğunuz kitaptaki olayın geçtiği Yer ve zaman hakkında bilgi veriniz: Olaylar Osmanlı döneminde, ağırlıklı olarak İstanbul’da geçer; bir kısmı Mısır hatıralarıyla anılır. Zaman 19. yüzyılın ikinci yarısına yakın bir dönemdir. Kitabı siz yazmış olsaydınız başlığını ne koyardınız: Dilber’in Çilesi Kitapta en çok beğendiğiniz bölümü yazünüz: Celal Bey’in Dilber’e insan gibi davranmaya çalıştığı ve onu anlamaya yaklaştığı sahneleri beğendim; çünkü vicdan duygusu öne çıkıyor. Kitapta beğenmediğiniz bölümü yazınız: Dilber’e yapılan haksızlıkların üst üste gelmesi ve çaresizliğin çok büyümesi beni çok üzdü. Kitabı siz yazmış olsaydınız sonunu nasıl bitirirdiniz: Dilber özgürlüğüne kavuşur, Celal Bey de kölelik düzenine karşı daha açık bir mücadele verir; daha umutlu bir son yazardım. Okuduğunuz Kitabın özetini yazınız: Romanın merkezinde Dilber vardır. Dilber küçük yaşta ailesinden koparılır ve köle olarak alınıp satılır. Onun hayatı baştan itibaren başkalarının elindedir; nereye gideceğine, ne yapacağına kendisi karar veremez. Dilber’in en büyük acısı sadece çalıştırılması değildir; insan yerine konmamasıdır. Dilber bazen iyi bir söz duymak ister, bazen sadece kendi annesini hatırlar ve ağlar. Çocukluğu, sıcak bir yuvada değil, emirlere uymak zorunda olduğu evlerde geçer. Bu yüzden Dilber’in içinde sürekli bir korku ve yalnızlık büyür. Dilber farklı evlere gider. Bazı evlerde ağır iş yükü vardır, bazı evlerde de kıskançlık ve zulüm daha baskındır. Özellikle konaktaki kadınların aşağılayıcı tavırları Dilber’i yıpratır. Dilber’in güzelliği ve sessizliği, onu daha da hedef hâline getirir; çünkü bazıları onu kıskanır, bazıları ise bir eşya gibi görür. Dilber’in kaçma isteği bu yüzden artar. Özgürlük onun için sadece dışarı çıkmak değildir; insan gibi yaşamak, kendi kaderini belirlemek demektir. Ancak kölelik düzeni, kaçmayı çok zorlaştırır. Kaçmaya kalktığında yakalanma korkusu vardır; yakalanınca daha ağır cezalarla karşılaşacağını bilir. Bu sırada Celal Bey devreye girer. Celal Bey eğitimli, duyarlı bir gençtir ve köleliğe bakışı çevresindekilerden farklıdır. Dilber’i görünce onun bir “mal” değil, bir insan olduğunu daha açık fark eder. Dilber’e daha nazik davranmaya çalışır, onun acısını anlamaya yaklaşır. Dilber de Celal Bey’in bu tavrında ilk kez güvene benzer bir duygu hisseder. Bu ilişki, romanda bir umut ışığı gibidir; çünkü Dilber ilk kez tamamen yalnız olmadığını düşünür. Fakat çevrenin baskısı ve dönemin düzeni, bu umudu büyütmeyi zorlaştırır. Celal Bey’in iyi niyeti bile sistemi tek başına değiştirmeye yetmez. Roman ilerledikçe Dilber’in kaderi yine başkalarının kararlarına bağlı kalır. Dilber’in özgürlüğe yaklaşması gerekirken önü kesilir; kölelik düzeni onu tekrar tekrar duvara çarptırır. Dilber’in yaşadığı her olay, okura köleliğin ne kadar insanlık dışı olduğunu gösterir. Çünkü burada suç Dilber’in değildir; suç, onu alıp satan ve onu bir eşya gibi gören düzendedir. Dilber, umudu kırıldıkça daha çok içine kapanır; ama içindeki özgürlük isteği de sönmez. Hikâye, Dilber’in acısı üzerinden bir toplum eleştirisine dönüşür. Romanın sonunda yaşananlar, okura çok ağır bir duygu bırakır: Merhametin tek başına yetmediği, gerçek değişim için düzenin değişmesi gerektiği anlaşılır. “Sergüzeşt”, Dilber’in trajedisiyle köleliğe karşı güçlü bir vicdan sesi olarak biter.

Samipaşazade Sezai tarafından kaleme alınan Sergüzeşt tavsiye ettiğimiz kitaplardandır.