Rus Biçimciliği Hakkında Bilgi
Rus Biçimciliği Hakkında Bilgi
Rus Biçimciliğinin Genel Özellikleri
Rus Biçimciliğinin Temsilcileri
Rus Biçimciliği Nedir
Rus Biçimciliği, ünlü İngiliz edebiyat kuramcısı Terry Eagleton’m “edebiyat kuramım etkilemiş olan dönüşümün başlangıç tarihini belirlemek istiyorsak, genç Rus Biçimcisi Viktor Şklovski’nin çığır açıcı denemesi Aygıt Olarak Sanat’m yayımladığı yıl olan 1917’de karar kılmak en iyisi olacaktır.” (Eagleton, 2004: 14) sözleriyle, “Modem edebiyat kuramlarının ilki” olarak tanıttığı edebiyat kuramıdır. Rus Biçimciliği’nin lideri durumundaki Şklovski’nin de aralarında olduğu “Rusya’nın genç dilbilimcileri ve edebiyatçıları 1914’te kurulduğu kabul edilen ‘Sanatsal Dil İncelemeleri Topluluğu’nda (Obşçestvo izuçeniya poetiçeskogo ya- zıka) birleşmişlerdi. Kısaca OPOYAZ adı verilen bu topluluk, biçimciliğin çekirdeğini oluşturmuştu. (...) Biçimciliğin Petersburg’daki OPOYAZ grubunun kurucusu Viktor Şklovski’ydi.” (Aykut, 2008: 67-68)
Kuramın temel hareket noktası edebiyatı, edebiyat dışı disiplinlerle değerlendirmemektir. Rus Biçimcilerine göre edebiyat; tarih, psikoloji, sosyoloji gibi disiplinlerle açıklanırsa edebiyata hak ettiği değer verilmemiş; edebiyat bir nevi bu disiplinlerin alt dalı ya da yardımcısı derecesine inmiş olur. Bu nedenle bütün edebi eserleri, metin dışındaki referanslara yer vermeden, edebiyata has tekniklerle incelemeye çalışmışlardır.
Bu bakış açısının en önemli ilham kaynağı Saussure’ün dile yaklaşım şeklidir. Saussure’e göre dil bir sistemdir. Bu sistemin anlaşılabilmesi için sistem dışı unsurlara ihtiyaç yoktur. Sistemi oluşturan bütün unsurlar o sistem içinde anlamlıdır ve araştırılması gereken şey, sistemi oluşturan unsurlar arasındaki bağdır. Örnek olarak, trafik sistemi verilebilir. “Kırmızı ışık” sistem dışında “durmak” anlamına gelmez. Trafik sistemini çözmek isteyen kişi, trafik kurallarının tarihsel gelişimini değil, sistemin o anki işleyişi ele almalıdır.
Saussure’ün Rus Biçimcilerini nasıl etkilediğini, kuramın önemli isimlerinden Jacobson şöyle açıklar: “1917 yılında gerçek bir Saussure dalgası geldi. Savaştan önce, Karsevski İsviçre’ye göç etmişti. Saussure’ün görüşlerim bize o getirdi. Cenevre’de Saussure’ün öğrencisi olmuş, Devrim’le birlikte Moskova’ya geldiği vakit, Saussure’ün öğretisini tanıtan bir konferans verdi. Bu da belirleyici oldu.” (Akt. Aksoy, 1996: 20) Rus Biçimcileri, Saussure’ün dile yaptığını edebiyata yapmak istemişler, edebiyatı bir sistem olarak ele almışlardır. Bu nedenle tek tek edebi eserleri değil, genel olarak romanı ya da şiiri “edebi” yapan şeyi araştırmışlardır.
Rus Biçimcilerine göre, sanatın temel işlevi “alışkanlığa kırmak”tır. Onlara göre insanlar, görmeye alıştıkları şeylere karşı bir alışkanlık geliştirirler. Örneğin çok güzel bir manzara, zaman içinde insanlar için alışılmış bir sahne haline gelebilir. Sanatın gücü, dış dünyayı değiştirerek, ona olan bakışı tazelemektedir. Şklovski, sanatın bu işlevini “İşte sanat insanın yaşama duyumunu yeniden kazanması için vardır; insanın nesneleri hissetmesi, taşın taş olduğunu hissetmesi için vardır.” (Şklovski, 1988: 182) cümlesiyle ifade eder. Sanat da, bu yenilenme özelliği sayesinde ilerler, yenilenir. Her yeni ürün, kendisinden önceki anlayışı, kendisinden önceki anlayışın “parodisini” yaparak yıkar ve edebi anlayışı tazeler. Örneğin Türk şiirinde Milli Edebiyat şiiri, Servet-i Fünun şiirini; Garip şiiri, Milli Edebiyat şiirini; İkinci Yeniciler, Garip şiirini yıkmıştır ve temsilcileri edebiyat ortamına yeni ürünler getirerek edebi zevki tazelemişlerdir. Rus Biçimcileri, yukarıdaki örnekten de anlaşılacağı gibi, tek tek edebi ürünlerden çok, edebi anlayıştaki değişime sebep olan tazelenme dönemleri üzerinde dururlar.
Dönemin “alışkanlığı kırma” özelliğini ortaya koymaya çalışırlar. Rus Biçimci- leri’nin metin incelemeleri de metnin tahlilini yapmaktan çok, edebi anlayıştaki değişimleri vurgulamak içindir. Örneğin Don Kişot, Mantıku’t-Tayr, Binbir Gece Masalları gibi Doğu edebiyatı geleneği ürünlerinin tipik özelliği olan “derleme öyküler arasında yolculuğun gerekçelendirme görevi gördüğü zincirleme yöntemiyle kurulmuş tek figürlü romana geçişin tipik örneği” (Parer, 2004: 261) olduğu için önemlidir ve Batı edebiyatmda roman bu değişiklik ile başlamıştır. Don Kişot, aynı zamanda şövalye romanlarının ironi yoluyla parodisini yaparak o romanların da devrinin kapandığının ifadesidir. Batı edebiyatında romana daha sonra birçok farklı örnek verilecek ve her yeni roman, kendisinden önce gelen roman anlayışlarım yıkarak (alışkanlığı kırarak) yeni bir anlayış doğuracaktır. Günümüzde, Fransız Alain Robbe-Grillet’nin ortaya koyduğu “Anti-Roman” ya da “Postmodem roman” roman türünün ulaştığı son aşamadır. Ancak zaman içinde bu anlayışın da değişeceği açıktır.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok