Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 66
“Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 66 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 66
Türk dilinin olgunluğu ve yüksekliği bu kadar tanıklarla meydana çıkarıldı. Gerek ki bu halk arasında yetişen sanat sahipleri, sanatlarını öz dilleri dururken, özge ile meydana koyamadılar. Her iki dilin de konuşabilselerdi, kendi dillerinde daha çok, başka bir dilde daha az konuşabilirlerdi. Eğer daha çok isterlerse her iki dilde konuşmalı idiler.
Her hâlükarda Türk dilin Fars dilinden o kadar üstün, hatta o kadar narin ve geniştiği şiiri dünyasına yayılmamış, kalenin gizli evinde kalmış, adeta terk edilmişti.
Ben gencken, ägzimda bir inci belirdiğinde ve henüz şiir şekli hâline gelmediğinde, ruh hâli nehrinin şarkısındaki inciler doğal eylemle ağa yaklaştığında prensibe göre Farsça idiler. Ama olgunluk yaşına yaklaştıkça, Tanrı, bana doğamızdaki güzel şeylere olan ilgimi ve hassas ve zor şeyleri anlamaya başlama arzusunu uyandırdığı için Türkçe kelimeler üzerine düşünme şansını verdi. Ana dilim üzerinde düşünmeye koyludum: Türkçenin derinliklerine dalınca gözlerime on sekiz bin âlemden daha yüksek bir âlem göründü. Bu âlemin süsler, bezekler içinde enginleşen göğü, dokuz gökten daha üstündü. Bu erdemler, yüzelikler hazinesinin incileri, yıldızlardan daha parlaktı. Bu âlemin bahçesine daldım, gülleri güneşler gibiydi. Her yanında göz görmedik, el ayak değmedik neler neler vardı!
Bu sözler, Fars diline pek ilgi duymasa da düşmanlarının ve muhaliflerinin onu Türk diline yakınlığından dolayı övdüğü ve geri itmeye çalıştığı şüphesini doğurmaz. Çünkü hiç kimse Farsça kelimeleri ve deyimleri benim kadar derinlemesine çalışamaz ve kimse onların güçlü ve zayif yönlerini benden daha iyi bilemez....
Bu dil ve güzel deyimler aracılığıyla şiir sofrasını yayarak İsa'nın nefesi, Hızır'ın suyu ile ölü adımı diriltmenin yolunu dünyaya gösterdiği gibi ben de o şekilde Türk dilinin güzelliği ile inceliğini, zenginliği ile genişliğini dirilerek dünyaya gösterdim. Ben Türk halkının söz ustalarının önündeki görevimi yerine getirdim. Onlar, kendi kelime ve deyimlerinin doğruluğunu, kendi dillerinin ve kelime dağarcığının kalitesini iyice anlayıp Farsça konuşanların alay ve aşağılamalarından kurtuldu diye düşünüyorum. Umarım onlar da bu kadar zorluk ve güçlükle ortaya çıkardığım bilgiden haberdar olup beni iyi bir dua ile anarlar ve ruhumu sevinçle doldururlar diye umuyorum.
(Ali Şir Nevayi, Muhakemetü'l-Lûgateyn: İki Dilin Muhakemesi, haz. F. Sema Barutçu Özönder.)
Soru: Aşağıda verilen soruları cevaplayınız.
- Cevap: Cevap gelecek.
Soru: 1) Ali Şir Nevaî iki dilin karşılaştırmasını yazmaya neden ihtiyaç duymuş olabilir?
- Cevap: Cevap gelecek.
Soru: 2) “Seddi İskenderi” mesnevisinde hükümdar nasıl tasvir edilmiştir?
- Cevap: Cevap gelecek.
Soru: 3) Neva'nin "Seddi İskenderi"si ile Bilge Abay'ın "İskender" hikâyesinin kendine has özelliklerini belirtiniz.
- Cevap: Cevap gelecek.
Meb Yayınları Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 66 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok