Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 178
“Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 178 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 178
Kurmaş onun yanındayken hırpalanmıyordu. Ama büyükükçe sahibi bununla pek fazla ilgilenmiyordu. Böyle durumlarda Kökserek'e daima düşman köpekler rastlardı.
Bir zaman, evin büyük iri ala erkek köpeği, onu tenha bir yerde yakalayıp yere çalarak çok hırpaladı. Bunu görentirde itler de başına üşüştür kasıklarından ısırip budundan çekmiştirerek neredeyse öldüreyazdılar. Hay huyla çocuklar, büyükler başlarına toplanıp köpekleri dövüp zor bela ayırdılar.
Ama Kökserek şimdiye kadar hiçbir zaman "gık" diye acı çektiğini hissettiren bir ses çıkarmamıştı. Dalayacağım diye it saldırdığında ense tüyleri kabarıp diken diken oluyordu. Dişleri vücuduna geçip acı verdiğinde sessizce ağzını kenardan açıyordu. – Kâfir, inatçının ta kendisi! Teslim olmuyor, yılmıyor! diye obanın dilinden düşmüyordu.
Bununla birlikte Kökserek hakkında obanın hanımları çeşitli söylentiler yaydılar.
– Hirsiz. Ne kadar beslersen besle bundan bir halt çıkmaz. Kökü düşman değil mi? diye konuşuyorlardı.
Bazıları: "Gece, kuzuların kuyruğundan ayrılmıyor. Koyunları ürkütüyor. Gece de gözleri keskin. Yalnız itlerden korktuğu için evde yatıyor," diyorlardı. Kurmaş bu dedikodulara aldırs etmiyordu.
Gerçekten Kökserek yemeğe son derece düşkündü. Önüne getirilen yemeği, yanında biri olduğu zaman yalamıyor, yemiyordu. Şayet yanında birileri olmazsa hemen silip süpürüyordu. Çok acıkmışsa kendine verilmeyen yemeği de yerdi. Göz önünde sele sazlığın içine dalıp keçe evin duvarında asılı duran et, tuzlu deri, kazanda yoğurt (irkit) katık varsa, hepsini sanki kendisine ayrılmış gibi koklayıp yalayıp yutuyordu. Bazen suç üstünde yakalanıp dayak da yiyordu. Çok kez aniden kafasının üzerine "pat" diye inen oklavayı vüculunun her zerresine işleyen kamçıyı da tattı. Bütün bunlara tepki olarak sadece ağzını yandan açıyordu.
Kurmaş, eğitmeye çalışsa da, Kökserek hırsızlık ile helâl yemeğin farkını bir türlü kavrayamadı. Bazen kendileri varıp "ye" diyorlardı. Bazen de kendisi çalıp yerken dövüyorlardı. Bundan dolayı ara sıra önüne hazırlanıp getirilen yemeği yemez, gözünün altından feldir feldir bakardı.
Her nasıl olsa da Kökserek bulup buluşturup aç kalmıyordu. Günde iki oğün yemek yemek onun prensibi olmuştu. İki kez bizzat elden yemek verilmezse, o günü Kökserek bir başına gidip kendisi birşeyler atıştırırdı. Böylece yaz sonlarına gelindiğinde Kökserek kocaman bir bozkurt olarak yetişti. Artık ala erkek köpek de yanına yaklaşamıyordu. Ense kilları dikleşip gözleri yeşile karışıp dişlerini gösterip ağzını sonuna kadar açıp saldırığında nice sıradan erkek köpekler, zayif kancıklar çenileyip köşe bucak ondan kaçarlardı.
(Muhtar Awezov, Kökserek)
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Meb Yayınları Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 178 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok