Mucize Hikaye
"Mucize Hikaye" okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.
Mucize Hikaye
2052 yılının sonbaharı idi. Kongre merkezi ağzına kadar doluydu. Yurt içinden ve dışından tüm tıp otoriteleri oradaydı. Hem ulusal hem de küresel basın yerlerini almış profesörün sunumunu bekliyorlardı. Ön sıradaki koltukta oturan profesör çok heyecanlıydı. Uzun yıllar üzerinde çalıştığı proje sonunda başarı ile sonuçlanmıştı. Şimdi ise tüm dünya onun açıklamasına kilitlenmişti. Profesör birden geçmişten bir anı hatırladı. Çevresindeki birçok kişi ona büyüyünce ne olmak istediğini sormaya bayılırdı. O ise her hafta farklı bir meslek ile çıkardı karşılarına. İlkokul öğretmeni olan Özden Hanım'a tüm sınıfa "hangi mesleğe sahip olursanız olun, o mesleğin en iyisi, en vicdanlısı, en başarılısı ve en yardımseveri siz olun," derdi. O sırada fotoğraf çektirmek için bir tıp öğrencisi geldi profesörün yanına. Profesör onu gülümseyerek karşıladı. İsteğini yerine getirdi. Öğrenci ağzı kulaklarına vararak tekrar yerini almaya gitti. Profesörse yeniden geçmişe gitti. Çok severdi çocukluğunu anımsamayı, bugüne nasıl geldiğini hatırlamayı. Öyle ya ömrümüzün en güzel çağları değil miydi ki çocukluk? Malum soru için babaannesine, "Mühendis olacağım babaanneciğim ama çevreye en büyük katkı sağlayacak yapıları sağlam ve güvenilir şekilde inşa edeceğim. Ev sahibi olamayan insanlar için çeşitli alternatifler üreteceğim, kira dertlerini ortadan kaldıracağım." Babaannesinin şaşkın bakışı hâlâ zihninde idi profesörün. Asistan Ahmet'in sesi ile geçmişten günümüze geldi profesör. "Değerli Hocam, programın akışı" diyerek bir kart uzattı. Profesör kartı alırken etrafı gözlemledi; sunucu yerini almıştı, kongre merkezinde hazırlıklar yoğun bir şekilde devam ediyordu. Aynı soruyu İngilizce öğretmeni teyzesi sorduğunda ise "Doktor olacağım teyzeciğim, başarılı ve özverili bir doktor. Bir günümü maddi imkânsızlık içerisinde olan insanları tedavi ile bir günümü ise yanıma gelemeyen hastalarımın evine gidip onları tedavi ederek geçireceğim," demişti. Profesör'ün yaka mikronunu takmak için bir görevli geldi. Özenle yerleştirdi. Profesör sunumda bedenini sonuna kadar özgürce kullanmak isterdi bu nedenle el mikrofonu ile uğraşamazdı. Bunu bilen asistanı kongre görevlilerini bilgilendirmiş olmalıydı. Her daim öğütlerinden faydalandığı, kitap okumayı onunla sevdiği emekli, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olan dedesi ile konuşmasında ise, "Dedeciğim ben genetik mühendisi olup farklı hastalıkların tespitini henüz ortaya çıkmadan bulacağım önlemler ile ortaya çıkmasının önüne geçip, insanları acıdan, sevdiklerini kederden kurtaracağım," demişti. Dedesi de "İnşallah evladım inşallah," diye onaylamıştı dua ile. Sunucu açılış konuşması için mikrofonunu kontrol ediyordu. Salonda büyük bir merakla birlikte sessizlik de hâkim olmaya başlamıştı. Eğitimci annesi ve biricik babası ile ise her zaman erdemler, idealler üzerine konuşurlardı. Onlar hep, kuzum insanlığa faydamız olsun da mesleğin adı fark etmez derlerdi. Hepsinin, üzerinde emeği büyüktü. Fen Öğretmeni Zafer Hoca'ya olan sevgisi profesörün bilime olan ilgisini artırmıştı. Onun gibi olup insan bedeninin içini, dışını bilmek, insanlığa faydalı bir birey olmak, buluşlar yaparak dünyanın en mutlu insanı olmak istiyordu. Tabi ki bunun yolunun çalışmaktan geçtiğinin farkındaydı. Birazdan ismi anons edilecekti profesörün ve çıkıp anlatacaktı. 44 yaşında olan, yıllarını vererek projesini başarıyla sonuçlandıran profesör mutluydu. Evet, buldum diyecekti... Artık insanlar üzülmeyecek, acı çekmeyecek, ağıt yakmayacak... Tüm dünya için kullanılacak yönteminden hiçbir şey talep etmeyecekti. Bu başarısını ülkesine, Türkiye'ye armağan edecekti. Konuşmasının sonunda tüm öğretmenlerine, ailesine, asistanlarına ve ekibine teşekkür edecekti. Evet, profesör büyük bir başarıya imza atmıştı. DNA'lar, RNA'lar, kanın ayrıştırılması, kök hücre, ilik, bunun gibi birçok insanın kendisine özel kodlarından laboratuvar ortamında önce analiz sonra sentezleri ile bir insanın eksik organını yahut mutasyona uğramış dokusunu oluşturabilmeyi başarmıştı. Yaratıcı bu "mucizeyi" yine insanın kendi içine saklamıştı. Bu sayede kanser ile tahrip olmuş dokular, kaza ile kaybedilmiş veya doğuştan olmayan uzuvlar, farklı rahatsızlıklar sebebi ile işlevini yerine getiremeyen organlar o bireye özgü birebir ama sağlıklı kopyasını laboratuvar ortamında üretebilmiş ve hızlandırma çalışması ile kullanılabilecek gelişime getirmişti. Artık insanlar uygun bağışçı beklerken ölüp gitmeyecek sevdiklerini arkasında bırakmayacaktı. Kalp hastası mı kalp üretilecek, böbrek yetmezliği mi var böbrek için kollar sıvanacaktı... Sunumu açılmıştı. Sunucu profesörü anons etmek için mikrofona yaklaştı. "Sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın takip ettiği çalışmayı sunmak üzere çok değerli profesör Doktor Nursima Uzun'u kürsüye davet ediyorum." Alkışlar ile kürsüye ilerledi profesör. İçinde bu başarıyı elde edenin bir kadın olmasının gururunu taşıyordu."Mucize Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)" ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok