“Montesquieu, d'Alembert, Diderot, Condillac, Voltaire gibi düşünürler, devletin meşruiyet kaynağının yurttaşlarının...ve mutluluğu için çalışmak olduğuna inanıyorlardı. İnsanların akılcı davranmaları gerektiğini savunan bu düşünürler, insanların akıllarını kullandıkları takdirde kendileri için gerçekten iyi olanı bulup ona erişmenin yollarını kolaylıkla keşfedebileceklerini, bu yüzden insanlara hayatlarını kendi bilgileri,...ve deneyimlerine dayanarak düzenleme imkânının sağlanması gerektiğini öne sürdüler. İnsanları...kılan şeyin akıllarını kullanma yeteneği olduğuna inandılar. Yasaların, yurttaşların taleplerine göre düzenlenmesi ve insanların haklarını koruması gerektiğini söylediler. Aklın ve bilimin yardımıyla gerekli ilerlemenin gerçekleşeceğinden emin olan bu düşünürler, her şeyi reformdan geçirme ve daha iyi bir gelecek inşa etme konusunda tam bir...ergilediler. Referans noktaları doğaydı yani her şeyde insanların ve kurumların uyması gereken bir...düzen bulunduğunu savundular. Kendi aralarında doğal sistemleri tanımlama noktasında farklılık gösterseler bile doğal bir ahlak, hukuk, din ve ekonomi düzeni olduğuna inanıyorlardı. Demek ki 18. yüzyıl Fransız filozofları; geçmişin kapsamı içinde kalan her şeye bütün düşünce, inanç ve kurumlara savaş açarken akıl ve...eliyle kurulacak yeni dünyanın habercisi ya da öncüsü olma mücadelesi verdiler. Geleceği yaratacak...ve inançların savunucusu oldular. İlerlemeye ve insanlığın geleceğine sarsılmaz bir inanç besleyen bu düşünürler...ve sosyal bilimlerin insanın bu dünyadaki durumunu iyileştirecek tek güç olduğunu savundular. Özgürlüğün her türüne mutlak bir inanç beslediler.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Montesquieu, d'Alembert, Diderot, Condillac, Voltaire gibi düşünürler, devletin meşruiyet kaynağının yurttaşlarının...ve mutluluğu için çalışmak olduğuna inanıyorlardı. İnsanların akılcı davranmaları gerektiğini savunan bu düşünürler, insanların akıllarını kullandıkları takdirde kendileri için gerçekten iyi olanı bulup ona erişmenin yollarını kolaylıkla keşfedebileceklerini, bu yüzden insanlara hayatlarını kendi bilgileri,...ve deneyimlerine dayanarak düzenleme imkânının sağlanması gerektiğini öne sürdüler. İnsanları...kılan şeyin akıllarını kullanma yeteneği olduğuna inandılar. Yasaların, yurttaşların taleplerine göre düzenlenmesi ve insanların haklarını koruması gerektiğini söylediler. Aklın ve bilimin yardımıyla gerekli ilerlemenin gerçekleşeceğinden emin olan bu düşünürler, her şeyi reformdan geçirme ve daha iyi bir gelecek inşa etme konusunda tam bir...ergilediler. Referans noktaları doğaydı yani her şeyde insanların ve kurumların uyması gereken bir...düzen bulunduğunu savundular. Kendi aralarında doğal sistemleri tanımlama noktasında farklılık gösterseler bile doğal bir ahlak, hukuk, din ve ekonomi düzeni olduğuna inanıyorlardı. Demek ki 18. yüzyıl Fransız filozofları; geçmişin kapsamı içinde kalan her şeye bütün düşünce, inanç ve kurumlara savaş açarken akıl ve...eliyle kurulacak yeni dünyanın habercisi ya da öncüsü olma mücadelesi verdiler. Geleceği yaratacak...ve inançların savunucusu oldular. İlerlemeye ve insanlığın geleceğine sarsılmaz bir inanç besleyen bu düşünürler...ve sosyal bilimlerin insanın bu dünyadaki durumunu iyileştirecek tek güç olduğunu savundular. Özgürlüğün her türüne mutlak bir inanç beslediler.


Soru: Montesquieu, d'Alembert, Diderot, Condillac, Voltaire gibi düşünürler, devletin meşruiyet kaynağının yurttaşlarının...ve mutluluğu için çalışmak olduğuna inanıyorlardı. İnsanların akılcı davranmaları gerektiğini savunan bu düşünürler, insanların akıllarını kullandıkları takdirde kendileri için gerçekten iyi olanı bulup ona erişmenin yollarını kolaylıkla keşfedebileceklerini, bu yüzden insanlara hayatlarını kendi bilgileri,...ve deneyimlerine dayanarak düzenleme imkânının sağlanması gerektiğini öne sürdüler. İnsanları...kılan şeyin akıllarını kullanma yeteneği olduğuna inandılar. Yasaların, yurttaşların taleplerine göre düzenlenmesi ve insanların haklarını koruması gerektiğini söylediler. Aklın ve bilimin yardımıyla gerekli ilerlemenin gerçekleşeceğinden emin olan bu düşünürler, her şeyi reformdan geçirme ve daha iyi bir gelecek inşa etme konusunda tam bir...ergilediler. Referans noktaları doğaydı yani her şeyde insanların ve kurumların uyması gereken bir...düzen bulunduğunu savundular. Kendi aralarında doğal sistemleri tanımlama noktasında farklılık gösterseler bile doğal bir ahlak, hukuk, din ve ekonomi düzeni olduğuna inanıyorlardı. Demek ki 18. yüzyıl Fransız filozofları; geçmişin kapsamı içinde kalan her şeye bütün düşünce, inanç ve kurumlara savaş açarken akıl ve...eliyle kurulacak yeni dünyanın habercisi ya da öncüsü olma mücadelesi verdiler. Geleceği yaratacak...ve inançların savunucusu oldular. İlerlemeye ve insanlığın geleceğine sarsılmaz bir inanç besleyen bu düşünürler...ve sosyal bilimlerin insanın bu dünyadaki durumunu iyileştirecek tek güç olduğunu savundular. Özgürlüğün her türüne mutlak bir inanç beslediler.
  • Cevap: 
Montesquieu, d'Alembert, Diderot, Condillac, Voltaire gibi düşünürler, devletin meşruiyet kaynağının yurttaşlarının iyilik ve mutluluğu için çalışmak olduğuna inanıyorlardı. İnsanların akılcı davranmaları gerektiğini savunan bu düşünürler, insanların akıllarını kullandıkları takdirde kendileri için gerçekten iyi olanı bulup ona erişmenin yollarını kolaylıkla keşfedebileceklerini, bu yüzden insanlara hayatlarını kendi bilgileri, akıl ve deneyimlerine dayanarak düzenleme imkânının sağlanması gerektiğini öne sürdüler. İnsanları eşit kılan şeyin akıllarını kullanma yeteneği olduğuna inandılar. Yasaların, yurttaşların taleplerine göre düzenlenmesi ve insanların haklarını koruması gerektiğini söylediler. Aklın ve bilimin yardımıyla gerekli ilerlemenin gerçekleşeceğinden emin olan bu düşünürler, her şeyi reformdan geçirme ve daha iyi bir gelecek inşa etme konusunda tam bir iyimserlik sergilediler. Referans noktaları doğaydı yani her şeyde insanların ve kurumların uyması gereken bir doğal düzen bulunduğunu savundular. Kendi aralarında doğal sistemleri tanımlama noktasında farklılık gösterseler bile doğal bir ahlak, hukuk, din ve ekonomi düzeni olduğuna inanıyorlardı. Demek ki 18. yüzyıl Fransız filozofları; geçmişin kapsamı içinde kalan her şeye bütün düşünce, inanç ve kurumlara savaş açarken akıl ve bilim eliyle kurulacak yeni dünyanın habercisi ya da öncüsü olma mücadelesi verdiler. Geleceği yaratacak düşünce ve inançların savunucusu oldular. İlerlemeye ve insanlığın geleceğine sarsılmaz bir inanç besleyen bu düşünürler doğa bilimleri ve sosyal bilimlerin insanın bu dünyadaki durumunu iyileştirecek tek güç olduğunu savundular. Özgürlüğün her türüne mutlak bir inanç beslediler.

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 148 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.