“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 83 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 83

Soru: Aşağıdaki I ve II. metni, yazarların bakış açılarını ve tutumlarını tartışarak okuyunuz. OĞUZ ATAY’IN TEK ÖYKÜ KİTABI (KORKUYU BEKLERKEN)* Oğuz Atay yazın alanında adını ilk kez, 1970’de TRT Sanat Ödülleri Yarışmasında kazandığı Başarı Ödülü ile duyurdu. Ödül kazanan romanı Tutu- namayanlar, iki cilt olarak 1971 ve 72’de yayımlandı. Bu romanıyla, 1976’da yayımlanan son yapıtı Bir Bilim Adamının Romanı arasına 1975’de çıkan öykü kitabı Korkuyu Beklerken giriyor. Korkuyu Beklerken" in 1960 sonrası Türk öykücülüğü için önemli sayılması gereken bir yapıt olduğu kanısındayım. Oğuz Atay ne romanlarıyla ne öyküleriyle, Türk yazınındaki herhangi bir geleneğin izleyicisi olarak görünmüyor. Yapılan kimi yakıştırmalara karşın, batı öykünmecisi olmaktan da uzak durmuş özgün bir yazarla karşı karşıyayız. Öykülerinde olsun, romanlarında olsun, eleştiriyi eksene almıştır Oğuz Atay. Bir bakıma, içerik açısından hep ‘tutunamayanlar’ı yazıyor. Dolayısıyla, bir anlamda toplum eleştirisi getiriyor. Ama alıştığımız anlamda bir toplum eleştirisi değil bu. Belli bir düzenin, bu düzenin yarattığı çelişkilerin nedenli sonuçlu eleştirisi değil. Yabancılaşmış kişilerin tutunamayı- şını sergiliyor yazar. Kişinin toplumuyla ilişkilerindeki bozukluklar ve bunlardan doğan, kişinin kişilik bütünlüğündeki aksaklıklardır seçtiği konular. Diyebiliriz ki, bir tür psikolojik öykü yazmaktadır. İlginç olan nokta ise, psikolojik öyküyü, genellikle yapılagelenin tersine, bireyselci düzlemde getirmemesidir. Kişinin kişi olarak değil birey olarak, toplumun -hangi toplum olursa olsun- salt toplum olduğu için yaraladığı bir üyesi olarak sergilendiği öyküler yer almaktadır Korkuyu Beklerken"de. Ekonomik koşullar, siyasal ortam, nes- nel-toplumsal olanaklar-olanaksızlıklar ne olursa olsun; toplum, Oğuz Atay’ın öykülediği kişileri, durumları, kişi’nin antitezi olan toplum biçiminde etkilemektedir. Çoğu kez, ruh sağlığı çeşitli derecelerde zedelenmiş kişilerle çıkar karşımıza yazar. Ya da yine toplum, onun kişilerine hasta olarak bakabilecektir diyelim. Bu kişilerin bireysel gibi görünen sorunlarının gerisinde hep toplum vardır, tutunamamanın acısı ya da ayrıcalığı vardır. Garip bir biçimde dışa dönük kişilerdir bunlar. Yabancılaşmaları da dışa dönük bir yabancılaşmadır. Korkuyu Beklerken"de oldukça nesnel, acımasız ve korkusuz bir ‘teşrih’ görüyoruz. Oğuz Atay öykülerini, besbelli hak verdiği kişilerinin değil, karşı safın merceğinden yazmaktadır. Bu da onun öyküsüne çok gizli bir ironinin yanı sıra özel bir estetik tavır sağlamaktadır. Bireysel hastalıklı durumlar denip geçilemeyecek bir genelliğe ulaşabilmiş durumlar aracılığıyla söyler sözünü Atay. Bir akımın, bir geleneğin izleyicisi olmadığını, öykünmeciliğe de düşmediğini söylemiştim bu yazarın. Ama bu söylediklerimle hiç de çelişkili olmamak üzere, yine bir yakıştırma yapmadan edemeyeceğim: Oğuz Atay Türk öyküsüne Çehov’u sokmuştur. Bunu kitapta yer alan ‘Bir Mektup’ öyküsünün, Çehov’un ‘Memurun Ölümü’ öyküsünü anıştırmasından ötürü söylüyor değilim yalnızca. Öykücülük çizgisinin bütünüyle Atay, Türk öyküsünde yeni ve özgün bir Çehov kanalını temsil ediyor. Yedi öykünün yer aldığı kitapta anlatım çeşitlenmesine pek rastlanmıyor. Ama öykülerde bir tekdüzelik de yok. Üç öykü mektup biçiminde yazılmış. Bu üç mektup da, öykülerin içeriğine uygun düşen bir anlatımla amaca ulaşmakta elverişli birer araç oluyor ve mektupları yazanların (‘Ne Evet Ne Hayır’ öyküEleştirel
  • Cevap: Bu etkinliğin cevabı diğer sayfadadır. (Bkz. sayfa 84) 

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 83 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.