“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 59 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 59

Önümdeki hayatı musikiye hasrederek yaşayamazdım; çünkü bunu yapmam günlerimi ancak her boydan zalim karşısında kabullendiğim mağlubiyet şartlarından elime ne geçecekse onunla geçirebilmem demekti. Şarkı söylemeğe başlayan köle, isyandan vazgeçtiğinin işaretini vermiş olacaktı. Bu hisse lise birinci sınıfta halkın karşısında Paul Anka (Pol Enka), Neil Sedaka (Niyıl Se- daka) şarkıları söylerken varmıştım. Nitekim, Franz Schubert (Franz Şubert), “İnsanlar benim musikimi işitip dinlemekten zevk alıyorlar; orada halbuki sadece acılarım var benim” demişti. Biricik ömrüm eksenine müzik yerleştirilmiş olarak seyredecekse, benim başıma Schubert’ten daha farklı bir şeyin gelme ihtimali zayıftı. Hakkını vermeye çabaladığım her nota esaretimden olan şikâyetime müstenit olacak, çektiğimle kalacak, en fazla ölürken alkışlanmayı bekleyen mağrurlar katına yükselecektim. Çocukluğumdan itibaren, insan ilişkileri gözümde karmaşık bir mahiyette tezahür etmekle kalmıyor, içimde bu ilişkilerin gerçekten ait oldukları yer hakkında tedirgin olduğum sualler geziniyordu. Sanat olma hususiyetleriyle resmin ve müziğin kendilerine mahsus değerleri beni cezbediyordu; ama bu değerler insan ilişkilerindeki vaziyeti kurtarma zemini dolayısıyla saflıklarından çok şey kaybediyorlardı. Şiir ise dik ve sağlam duruşunu sosyal zemine borçlu olmayan bir şeydi. Giderek şiir şiirliğini bir tür aykırılığa borçluydu. Bir şey olacaksam şair olabilirdim. Asıl mesele benim karakterimin, beni ben yapan dokunun (ne olursam olayım) bir şey olmama el verip vermediğindeydi. Günübirlik mecburiyetler beni kendimi sorgulayarak bir karara varma şartlarına kavuşmaktan mahrum bırakıyordu. İşte o yıl liseyi bitiremeyince, bir müddet boyunca bir mühlet, nihayetine şair olmaya karar vermekle erebildiğim ve böy- lece bünyemden endişe marazını söküp attığım neşteri kullanabilmeme kifayet edecek mühlet elime geçti. Adım İsmetti, (adımın ne manaya geldiğini İngilizce sözlükten öğrenmiştim: honesty) ben kendime karşı ne kadar dürüsttüm? Şair olma kararım benim kendi başıma isteyerek, tarta-biçe ulaştığım bir şey mi, yoksa bir yönlendirmeye boyun eğmemin mahsulü müydü? Neyi tartıp biçtiğim anlatılmaya değerdir, onu anlatacağım; ama önce yönlendirmeyi niçin zikre değer bulduğumu izah edeyim. Bir yönlendirmeden söz etmeme sebep olan hikâye şöyledir: 1959-1960 ders yılı Ankara’sında Liselerarası Şiir Yazma Yarışması’na Gazi Lisesi’nden (672-5 Edebiyat B) “Yaşamak” adlı şiirimin lisemizdeki elemeden geçmesiyle katılmıştım. (...) Volkan Vural’la ilk o gün karşılaştık. Benim şiirim yarışmanın beşincisi seçildi. İlk dördü bugün ne ben hatırlıyorum, ne de Türkiye. Yarışmada derece alanlara armağan kitapları birer birer sahneye çağırılarak verildi. Verilen kitaplarda verildiğine dair hiçbir işaret yoktu. Jüri üyeleri yarışmacılara basmakalıp tebriklerini sunmanın ötesinde hiçbir şey söylemedi. Sadece Jülide Gülizar bana dönüp “İsmet Özel siz misiniz?” diye sordu. Ben, bu sualin arkasından ne gelecek merakıyla yüklü bir “evet” deyince, Halide Nusret Zorlutuna içten bir gülümseyişle bana “Sen şair olacaksın küçük!” (oradaki öğrencilerin en çelimsizi bendim) dedi. Bir kehanet miydi bu? Ben, sıra ömrümün bir ânında şair olma tercihinde bulunmama gelince bu yönlendirmeden etkilendim mi? Hayır, etkilenmedim. Birilerin gözünde “bir şey” olmak küçük yaşlarımdan itibaren, sadece reddettiğim değil, aynı zamanda sertçe karşı koyduğum bir münasebet tarzıydı. (...)
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 59 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.