“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 47 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 47

Başka bir söyleyişle, ya da Octavio Paz’ın (Oktavyo Paz) demesine göre, Whorf, bize, dilbilimsel işaretleri formlar ve arketipler olarak görmeyi öneriyor ve yine Paz’a göre, bu, düpedüz “temaşa etmek” önerisi: “Temaşa, anlamının en yüce formudur, zira ‘görmek” ile ‘anlamak’ı birleştirir... “ böyle diyor, Paz. Nietzsche (Niçe) ise, okumak ile anlamak arasındaki ilişkiye gelip dayanan noktada, “Bir tümcenin temposu konusunda yanılmak, anlamı konusunda yanılmaktır” diyor. Gerçekten, tempo önemlidir. İster sesli, ister sessiz olsun, yanlış bir ritimle ve bu yüzden, kaçınılmaz bir biçimde yanlış vurgularla okunmuş tümce, ne bileyim, bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken eve kaçıp kapıyı çalmışım da açan kimse olmamış gibi bir etki yaratır bende. Hemen ardından, ikincisi de gelmekte gecikmez: Anahtarı da işyerinde unuttuğumu anımsamamışım gibi yani... Bu yüzden yanlış okumalara - Eco’nunkilerden (Eko) söz etmiyorum - daha çok, yazılı bir metni sesli olarak başkalarına okuyanlarda rastlandığını bilirsiniz. Ama, kendi kendinize okurken de olur kimi zaman, mutlaka başınıza gelmiştir... Böyle anlarda, yanlış bir şey okuduğunuzun ayrımına varır da geri dönebilirsiniz, doğru okuma için bir şans daha yaratmış olursunuz kendinize. Ama yok, ayrımına varamazsanız ya da ayrımına varıp geri döndükten sonra başka bir biçimde yanlış okur da bunun ayrımına varamazsanız yapacak bir şey yoktur: Geri dönmemecesine yitip gitmiştir anlam. Evet anlam... doğru ya da yanlış anlam, doğru ya da yanlış anlama. Ya da daha kötüsü, en kötüsü: Anlamama, hiçbir şey anlayamama. İşte, Voltai- re’in, “İnanın, o kadar kitap olmasına karşın çok az insan okuyor, çoğu yalnızca gözlerini kullanıyor,” derken söylemek istediği budur. (...) Tüm bunlardan sonra, bunca sözden sonra kendini “Okumak nedir?” diye sormak zorunluluğunda duymak ne can sıkıcı. Oysa, bu soruyu kime sorsanız, size mutlaka onun T.D.K. Türkçe Sözlük’te yer alan ve doğal olarak çoğu öğrenmek, bilmek, anlamak ile ilgili olan anlamlarından birini söyleyecektir. Başkaları için de farklı değildir “okumak”ın anlamı. Sözgelimi, Littre (Litre), ünlü sözlüğünde “Okumak’’ı şöyle tanımlar: “Bir kitabın, bir yazının içindekileri şuurla anlamak, yani, şuurlu bir şeçiş yapmak. “ İngiliz eleştirmen Matthew Arnold da (Metyuv Arnold) “okumak” için, “Dünyada düşünülen ve söylenen şeylerin en iyisini tanıyıp öğrenmek ve bu yolla kendine özgü, bağımsız bir düşünce akımı yaratmak,” der. Yukarıda sıraladığım tanımlara bir göz atıp “okumak”ın sizdeki anlamlarını da şöyle bir düşündüğünüzde, bir şey dikkatinizi çekiyor mu?.. Evet, “okumak”, amacı ile bütünleşen, sadece, ama sadece amacı ile var olan, ancak öyle tanımlanabilen işlevlerden. Kimine göre yemek gibi, içmek gibi, uyumak gibi, giyinmek, barınmak gibi, zorunlu; kimine göre, son derece gereksiz; kimine göre ise, “varlığıyla yokluğu bir” olarak nitelenmesi de bu yüzden. Günümüzde şöyle de denebilir sanırım. Kimisi gol atmak, kimisi zengin olmak, kimisi de ünlü olmak için futbol oynar. Kimilerinin futbolu seçmesi ise, sırf sağlıklı kalabilmek içindir. Evet, ne yazık ki, “Niçin okuyoruz?” sorusu çıkıyor ortaya. “Yaşadığın için okursun,” diyor, Sollers (Solers). Debord da (Döbo), “Yazmayı bilmek için okumuş olmak gerek ve okumayı bilmek için yaşamayı bilmek,” diyerek onaylıyor onu. Bacon (Beykın), “Bazı kitaplar vardır ki tadına bakılır, bazıları yenir yutulur; pek az kitap ise iyice çiğnenir ve sindirilir,” diyor. Kant (Kant) ise eğlendirici bir okumanın, sağlığımız için beden hareketleri kadar yararlı olduğu görüşünde. Soru: Eleştirel Okuma Notları
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 47 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.