“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 46 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 46

Sonra, düzyazıyı tembel bir öğrenciye benzetip şiirin ondan daha eski ve deneyimli, gövdesinin de ondan daha küçük olduğunu öne sürerek, “İyi bir edebi beğeni oluşturmanın tek bir yolu vardır: Şiir okumak... Ne kadar çok şiir okursa insan, ister politik, felsefi söyleşide olsun, isterse tarih, sosyoloji ya da anlatı edebiyatında olsun, her türlü boş söze karşı da o kadar hoşgörüsüz olur,” diyen Joseph Broclsky’yi (Cozef Brakılski) de unutmamak gerekir. İtalyanların “Kitap en iyi arkadaştır” anlamında kullandıkları bir atasözleri var mı, bilmiyorum, ama, İtalyan şair Petrarca (Petrarka), “Ahbaplıklarından zevk aldığım dostluklarım var: Kitaplarım... Bana bütün zamanların ve bütün ilimlerin kapılarını açarlar, gereksinme duydukça, onları yanımda bulurum hep,” diyor. Descartes içinse, iyi yazılmış kitapları okumak, geçmiş yüzyılların en iyi okumuş yazmışlarıyla bir sohbet. Alain (Alan), sık sık boy gösterdiği toplantılardan birinde tanıştığı Balzac (Balzak) tutkunu Sorbonne’lu (Sorbon) bir çokbilmişin okuma yöntemini, “Gerçek Kültür ile Sözde Kültür” başlıklı denemesinde, onun ağzından şöyle açıklıyor: “Bakın, her şeyden önce bir okuma yönteminiz olmalı. Yoksa okurken çok zaman yitirebilirsiniz. Bir kitabı baştan aşağı okumak gereksiz. Kalem elde okumalısınız. Yapacak iki işiniz olacak: Birincisi, okuduğunuz bütün önemli yerleri alfabe sırasına göre, eserin sayfasını, hatta satırını belirterek not edeceksiniz. İkincisi, maddelere göre onları sıralayacaksınız.” Bunlar, belki gerçekten, yazan birine okuma konusunda verilebilecek, ya da verilmesi gereken öğütlerdir ama, Alain’in nasıl canını sıktığını kestirebilirsiniz. Çünkü Alain, ömrü boyunca insanlara çok okumalarını, ama hiç not almamalarını öğütlemiştir. İstediği, insanların bir yazarı okuya okuya, kendiliğinden, derinliğine tanıyıp öğrenmesidir. Hem böylece, yazacak olanların anlatımlarındaki coşkuyu da hiçbir şey kesintiye uğratamayacak, azaltamayacaktır. Kısacası, Alain’e göre hayran olmanın mutluluğu, okunan yapıtın aydınlatıcılığında, okuyanın sürüklenişindedir. “Gerçekte, hiçbir şey, güzel bir roman üstüne çıkarılmış notlar kadar tatsız olamaz,” derken de bunu söylemek istemiştir. “Sesli okuma” yöntemini benimseyen Philippe Sollers (Filip Solers) ise, sık sık ses ile okuma arasındaki ilişkiye dikkati çekiyor yazılarında. Söz gelimi, 21 Temmuz 1995’te “Le Monde”da (Lö Mond) yayımlandıktan sonra “İzlek”in Ekim-Kasım 1995 tarihli 25-26. sayısında da Aytekin Karaçoban’ın çevirisi ile yer alan “Okuma ve Sesi” başlıklı yazısında, Sollers, “Sessiz bir okuma, bir cinayet yerinde iki ayağıyla tepinen hızlı bir tepki gücü gibidir,” diyor; buna da Hemingway’in, “kulağı olmayan bir yazar, sol eli olmayan bir boksör gibidir” sözünden yola çıkarak vardığını belirtiyordu. Ancak, bu görüşü benimsemenin ya da bu görüşe katılmanın, yöntemi başarıyla uygulamak anlamına gelmediği, uygulayıcısına bu garantiyi vermediği de bilinmelidir. Çünkü ‘”sesli okumak”, biraz da yetenek işidir. Sözgelimi; “Okumayı kendinden önce bir kişi, bir pratik, üstelik kahinsel ve büyüsel bir pratik” olarak tanımlayan Mallarme, kısa süre önce bitirdiği “Zar Atımı”nı, Valeıy’ye (Valeri) bir yaz öğleden sonrasında, tüm pencereleri kapalı, kasvetli odasında, alabildiğine alçak, alabildiğine tekdüze, etkisiz bir sesle okumuştur da, Valery, “Zar Atımı”nın sonunu güçlükle getirebilmiştir. Oysa, yine Sollers’in söylemesine göre, Rimbaud (Rambu), “Sesli harflere renkler bulan ve bunu onların gizli doğumları olarak adlandıran” biridir. yazarken de, okurken de. Son yıllarda ünlenen Amerikalı dilbilimci Whorf (Vof) ise, okumak konusunda bir yöntem önermemekle birlikte, yazılı metinlere kendi mesleği açısından bakarak şöyle diyor: “İngilizcenin tüm en basit seslerinin (fonemlerinin), aynı zamanda karışık, sistemli ve kaçınılmaz bir yasanın eşgüdümü altında nasıl bir araya toplandıklarını görmek, tıpkı bir sıvının kimyasal formülünün belli biçimdeki kristallerin belirmesini öngördüğü gibi... İşte benzersiz bir deney!”
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 46 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.