“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 268 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 268

Lâkin hakîm padişah kahraman, arif, fazıl, şair olduğu kadar da insaflıydı! Her şeyi evvela kendi nefsinde muhakeme eder; her hükmü, her kararı vermezden evvel bir kere kendi vicdanından geçirirdi. Huzurundaki kulları sualine bir cevap bulamamaktan kıvranırlarken o da sıkıldı. “Derunî lisanla” kendi kendine sordu: “Ey Süleyman! Bunlara sorduğun şeyin ne olduğunu acaba kendin bilir misin?” “Bilmem ama...” “Ama?” “... Sezerim!” Azıcık ferahladı. Sezdiğini düşünmeye başladı. Bu ... tabiatın, ilmin, irfanın ötesinde bir hakikatti. Evet, işte “Kızılelma”, ne olduğunu sanki biliyor, fakat söylemiyordu. Hâlbuki bu vezirler, kazaskerler, beylerbeyi... Hayır, hiçbir şey sezmiyorlardı. Birisinin lâfı ötekininkine uymuyordu. Kimi Çin, kimi Hint, kimi Sint, kimi Viyana, kimi Roma diyordu. Kızılelma bunlardan hiçbiri değildi! İçinden “Belki hepsinden daha kıymetli bir yer!” dedi. Sonra, utançlarından kızaran kullarına sordu: “Kızılelma’nın neresi olduğunu kimden öğrenebiliriz?” Herkes önüne bakıyor, yanlış bir şey söylememek için kimse ağzını açmıyordu. Yalnız İskender Paşa, “Padişahım” dedi, “kazasker kullarının ilimleri kitaptandır! Vezir kullarınla biz kölelerine gelince. öyle derin âlimlerden değiliz! İşte ne kadar bilgisiz olduğumuz sual-i hümayununuzla meydana çıktı. ‘Bin âlimin bilmediğini bir arif bilir’ derler. İrade buyurun. Bir arif bulalım. Ona sorun.” “Arif kimdir?” “Bilmeyip sezen, padişahım.” Eleştirel Okuma Notları Sonra İskender Paşa, saf bir askerin basit mantığı ile “Kızılelma, Kızılelma” diyen halkın mutlaka bir şey murat ettiğini, kuşların ötüşünde bile kendi dillerince bir mana olduğunu söyledi. Kısa boylu, inatçı kazasker halkın ne söylediğini, ne istediğini asla bilemeyeceğini tekrar iddia etti. Padişah, İskender Paşa’ya, çıkıp gizlice ordunun içine girmesini, nümayiş alayında bağıranlardan rast gele üç kişi tutup huzuruna getirmesini irade etti. İskender Paşa çıkınca padişah kazaskerlere “örfe dair” ayrı ayrı Arapça sualler sormaya başladı. Vezirlerle beylerbeyi, anlamadan dinliyorlardı. * * * İskender Paşa, biraz sonra otağa girdi. “Üç kişi tuttum, padişahım!” dedi. “Evvelâ bir tanesini getir bakalım.” İskender Paşa, otağın mehabetinden ürkerek sapsarı kesilmiş, başında perişanîsi2 dağılmış, tir tir titreyen bir adamı soktu. Bu, uzun boylu, palabıyıklı, kuvvetli bir garipti. Orduda ayakkabıcılık yapan serserilerden biriydi. Otağ kapısının dışındaki kapıcıların öğrettikleri gibi tahta doğru gitti. Yeri öptü. Ayağa kalkmadı. Kolları göğsünde bağlı, dizüstü kaldı. Padişah sordu: “Kızılelma, Kızılelma dersiniz, bu neresi?”
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 268 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.