Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 267
“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 267 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 267
“Öyle sanınm. “Sanmak bilmek değildir...” Padişah, sırasıyla alim kazaskerlere de sordu. Kızılelma için kimi “Çin”, kimi “Maçin” diyordu. Ayas Paşa: “‘Hint’tir.” Haydar Paşa: “‘Sind’dir!” İskender Paşa, “Kafdağı’nın arkası olsa gerektir” dedi. Büyük padişah anlamak istediği şeyi kimsenin bilmediğini görünce canı daha beter sıkıldı. Tahtın koltuklarım asabiyetle tuttu. Âdeti olmayan anî bir hiddetle kazaskerlere döndü. Acı acı gülümsedi: “Yazık sizin ilminize!” “Her şeyi biliyoruz!” sanan bu “Horasanî” kavuklu başlar uğradıkları hakaretin altında hafifçe sallandılar. Onlar her şeyi kabul edebilirdi. Lâkin cahilliği? Asla . . . Ortalarından kara sakallı, bastıbacak, şişman bir fakih bir adım ilerledi. Bu hem en âlimleri, hem en cesurlarıydı. “Padişahım!” dedi, “bu ‘Kızılelma’ halk kullarının uydurduğu bir efsanedir. Ne aslı vardır, ne faslı... Bir hakikat değildir ki biz bilelim. Halk ise, padişahım, bilmez söyler.” Zamanın hakîm Süleyman’ı altın koltuğa dayalı elini kaldırdı: “Halkın dediği! Hakk’ın dediği!” Bodur kadı bu sözden bir şey anlamadı. Padişah devam etti: “Bu bir hakikattir! Mademki halk söylüyor; halktan gelen ses, Hakk’ın sesidir! Ona efsane denmez. Mutlaka bir aslı vardır! Fakat siz bilmiyorsunuz.” “Ne şer’de, ne ilimde böyle bir isim yoktur ki müsemması olsun.” “Ne şer’de, ne ilimde böyle bir isim yok diyorsun.” “Evet padişahım.” “Lakin örfte yok mu?” Eleştirel Okuma Notları Fakih düşündü. Önüne baktı. “Yok” diyecekti. Fakat işte sefer eğlentisi yapmaya başlayan büyük ordunun velvelesi içinde “Kızılelma’ya” naraları birbiri arkasına çakan şimşekler gibi gürlüyordu. Asker yalnız sefere gideceği, muharebeye gireceği zaman değil, hatta şımardığı, isyan ettiği vakitlerde bile bu narayı savurmuyor muydu? Bu daima taşan, kabaran, coşan bir kuvvetin ne olduğu bilinmeyen bir gayesi idi. Daha medresede minimini bir çömezken sipahi, yeniçeri bölüklerinin bu narayı bastıklarını işitirdi. Bunu iyice hatırlıyordu. Ama aslının ne olduğunu merak edip öğrenmemiş, okuduğu metinlerde bu isme dair bir şeye rast gelmemişti. Yutkundu. Önünde bağlı duran ellerini sıktı. Artık “Kızılelma örfte yoktur” diyemezdi. Çünkü. işte. duyuyordu! “Var padişahım” dedi. “Öyleyse ‘müsemma’sı da var.” Fakih sustu. Kızardı. Bir adım geriledi. Yine önüne baktı. “Örf’ün hakikatini şeriat de tasdik etmiyor muydu? Padişah bunu bilen fazıllardandı. Karşısında safsataya imkân yoktu. Öbür kazaskerler arkadaşlarının mağlûbiyetine bakarak, ağız açmadıklarına için için seviniyorlar, ‘Sükût sözden hayırlıdır!’ hikmetini hatırlıyorlardı. Padişah yine acı acı güldü. “Dünya ne tuhaftır!” dedi, “Siz işte bu halkın başlarısınız. Bu halkı idare edersiniz. Halbuki onun istediği şeyin ne olduğunu bilmezsiniz.”- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 267 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok