“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 256 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 256

mırıldandım, güya sitem dolu, ezik ve mahcup. “Kimi arayıp sorsak, ‘kilogram işte kardeşim, kilogram!’ diye bağınp telefonu yüzümüze kapatıyor da ondan” dedi, “tarif vermiyor. Rasgele 10 rakam çevirip duruyoruz, size denk geldi...” İnanmıştım. “Sizin kütle birimi ne?” diye sordum, “neydi yani?” “Mantig” dedi. Pöh... “Peki, bizimki kilogram; Fransa’nın başkenti Paris’te bir örneği var, standardı bu örnek oluşturuyor, platin iridyumdan yapılma.” İlk defa sözümü kesti: “Tamam, o elementler bizde de var.” “Güzel” dedim, “yüzde on oranında iridyum karışımlı bir alaşım.” “Onu da not aldım, ama asıl önemli olan miktar: ne kadar?” Eee, miktarı nasıl söyleyecektim... Aklıma dünyanın kütlesi geldi, onu verir “bölün, bulun” derdim: “Dünyamızın kütlesini ölçebiliyor musunuz?” “Vallahi” dedi, “biliyorsunuz; bu kütleçekimi zayıf bir kuvvet, evrensel küt- leçekim sabiti de ufacık bir şey; onu çok duyarlı ölçemiyoruz. Gezegeninizin kütlesini de, güneşin hareketi üzerindeki etkisine bakarak kabaca hesaplayabiliyoruz. Eğer onu kullanırsak, çok kaba saba bir standart çıkacak ortaya.” Haklıydı, bizim de gezegenlerle ilgili olarak yapabildiğimiz bundan ibaretti. Kaldı ki, güneşin etrafında dünyadan başka, sekiz tane büyük gezegen daha vardı: Hangisinin etkisi ne kadar, hesaplaması gerçekten zordu. Aklıma şey geldi, “bizde Avogadro sayısı diye bir şey var” dedim, “6,02x1023, biz bu kadar herhangi bir şeye ‘1 mol’ diyoruz.” “Evet” dedi, “bizde de var. Sayı aynı değil, ama var öyle bir şey.” Olması gerekirdi zaten, çok sevinmiştim. “Karbon-12 izotopu da var değil mi, altı nötron altı protonu olan?...” “Olmaz mı?” dedi, “evrendeki en bol elementlerden birisi o, her yerde, her tarafımızda var.” “Hah” dedim; “şimdi eğer 1 mol kafbon-12 izotopunu bir araya koyarsanız, 0,012kg eder bizim standardımıza göre. Bir kilogram da bunun 1000/12 katına eşit...” Heyecanla beklemeye başladım tepkisini. “Çok affedersiniz” dedi, “biz atomları teker teker ayırabiliyoruz da, bir sürüsünü bir araya koyup sayamıyoruz. Böyle bir tekniğimiz henüz yok.” Mahcup bir tonla söylemişti bunu. Halbuki asıl mahcup olması gereken bendim. “Asıl siz affedersiniz, çok özür dilerim; bunu biz de yapamıyoruz. Yapamadığımız için zaten Paris’teki standardı kullanıyoruz.” Bu iş böyle olmayacaktı. Hacmini tarif etsem daha iyi olacaktı galiba, örneğin ‘1 desimetreküp’ diyebilirdim. “İyisi mi ben size standardın hacmini vereyim” dedim, “enini, boyunu, yüksekliğini filan.” Pek hoşuna gitmemişti bu, “Bilmem ki olur mu?” dedi. “Niye olmasın?” dedim, “yolda bazı sorunlar çıkacak tabii, ama onları sırası geldikçe teker teker hallederiz. Şimdi, sizin uzunluk biriminiz neydi?” “Lentig” dedi. Haydaa... “Peki zaman biriminiz de tintig mi?” diye sorunca; “aaa, nereden bildiniz?” demez mi?... Saf biriydi, ciddi; benimle dalga geçmiyordu. “Aldırma, İngilizce biliyorum da ondan” dedim, “konuya dönelim; bizim uzunluk birimi metre...” Şimdi de metreyi tanımlamam gerekiyordu. Metre neydi? Aklım ilk anda Fransız Devrimi’ni izleyen, metrik sistemin oturtulmasına yönelik çabalar geldi. Metre standardı için önerilerden birisi... Sarkaç denklemini bilenler bilir, periyod T=n (L/g)1/2 ifadesinden hareketle, ‘yarım periyodu 1 saniye olan basit sarkacın uzunluğu’ şeklindeydi. Ne saçma bir öneriymiş, iyi ki de reddedilmiş. Sarkaçların periyodu enleme göre, dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi nedeniyle değiştiğinden... Hem öyle olmasa bile, adamların gezegenindeki ‘yerçekimi sabiti g’ farklıydı. Bizimkini nasıl anlatacaktım ki ona... Bu düşünceyi hemen terk ettim. Kabul gören öneri hangisiydi: Meridyen uzunluğunun dörtte birinin on milyonda biri... Kuzey kutbundan başlayıp Paris’ten geçerek ekvatora inen dörtte birin, on milyonda biri... Bu fena bir öneri değildi, Fransız Bilimler Akademisi’nin 1791 yılında kabul ettiği. Gerçi dünyanın karnı daha şişkindi, ekseni etrafındaki dönüşünden dolayı. Al top şeklinde bir jöleyi, çevir merkezinden geçen bir eksen etrafında; dışarıya doğru kaykılırdı tabii, bombelenirdi. Sırf bu gözlemden hareketle, dünyanın basık bir küre oluşundan;
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 256 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.