Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 247
“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 247 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 247
Halk, millî harsını bırakıp başka milletlerin harsını taklit eden bu sınıfı kendinden saymadığı gibi, bunlar da halkla zevk yönünden benzer olmayı kişilikleri için bir küçüklük sayarlar. İşte, böyle bir sınıfın ve bu sınıfa ait millî olmayan kurumların varlığı, hem vicdan birliğine, hem de iş bölümüne engel olur. Çünkü iş bölümü ancak ortak bir vicdana sahip olan cemiyetlerin fertleri arasında bulunabilir. Ayrı zevklere, ayn vicdanlara sahip olan toplumlar, ayn milletler kadar birbirlerine yabancıdır. Bu insanların dili ortak olsa bile, vicdanı ortak olmadığı için, aralannda uyum sağlanamaz. Milletimizin gerek cinsî ahlâkta, gerek aile ahlâkında kendine özgü bir örfü, bir yaradılış ve anlayışı vardır. Bu örf, ne eski ananelerin esiri kalabilir, ne de kozmopolitlerin keyfine göre büsbütün batılı şekillere girebilir. Kendi kendine değişir, gelişir; fakat zorla ne geriye, ne de ileriye götürülemez. Millî hars herkesin razı olduğu bu tabiî örflerin bütünüdür. O hâlde millî geleneklerimizi arar ve özelliklerini belirlersek artık aramızdaki toplumsal çekişmeler sona erer. Edebiyatımızla musikimizin millî olmaması da, harsdan çok medeniyete değer vermemizin bir sonucudur. Servet-i fünûn Edebiyatı, eski Divan Edebiyatı kadar olsun, bu milletin zevkine uygun gelmedi. Çünkü Servet-i fünûn şairleri ve edipleri yalnız şekil yönünden değil, ruh yönünden de medenî eserler yazmaya çalıştılar. Avrupa edebiyatlarından yalnız usuller ve biçimleri alacakları yerde, lirizm ve zevk gibi toplumdan topluma taşınmaması gereken unsurları da almağa uğraştılar. Başka milletlere özgü olup bizim hayatımızla hiçbir yakınlığı olmayan heyecanlan ve tutkuları dile getirmek istediler. Duyguları sahte, ilhamları yapay ve düşünsel olduğu için, bu eserler ruhlarda coşku doğuran lirizmden ve samimî âhenkten yoksun kaldı. Türkçülerin edebiyatı ise dil ve vezin yönünden halka doğru gitmeğe çalıştıysa da, bu da yalnız düşünce alanında kaldı, uygulamaya geçemedi. Çünkü yazılan şiirlerin dili, gerçek halk dili değildi. Kullanılan vezinlerse genellikle ya yeni uydurulmuş hece vezinlerinden yahut başka milletlerden alınmış vezinlerden ibaretti. Halk şairlerinin halk türkülerinde uyguladıkları samimî halk vezinlerine rağbet edilmedi. Meselâ, halk şairleri genellikle “altı + beş” veznini kullandığı hâlde, bir takım Türkçü şairlerimiz Fransızların “Aleksandrin” dedikleri “altı + altı” veznini canlandırmaya uğraştılar. Bir takımı da “sezür”leri kırmakla hece vezninde yenilik yapmak istediler. Oysa halkın kullandığı vezinler, millî şiirimiz için yeterliydi. Asıl hüner, bu vezinlerle lirik şiirler yazabilmekti. Şairlerimizin bunu başaramaması vezinlerin kusurlu olmasından değil, belki şairlerin lirik olmamasından ileri geliyordu. Halk türkülerindeki gayet lirik parçalar gösteriyor ki bu vezinlerin hiçbir kusuru yoktur. Asıl kabahat, şairlerimizin şekilde olduğu gibi ruhta da taklitçi ve medeniyetçi olmalarındandır. Şairlerimiz Homeros’tan başlayarak bütün Avrupa şiirlerini okusunlar. Onlardaki bütün güzelliklerin sırrını aramağa çalışsınlar. Batı edebiyatından yalnız usuller ve teknikler almakla yetinsinler, bize başka milletlerin zevklerini, anlayışlarını getirmeye sakın uğraşmasınlar. Şairlerimizin Avrupa sanatından alacakları terbiye, yalnız teknikle ilgili terbiye olmalıdır. Zevke ait terbiyeyi, yabancılardan değil, milletimizden ve milletimiz içinde de en çok millî kalan halkımızdan almağa çalışmalıdırlar. Yunus Emre ile başlayan gayet zengin bir halk edebiyatımız var. Bunun bir kısmı yazılmış, bir bölümü ise söz hâlinde kalmıştır. Bu halk edebiyatını, ilâhileriyle, nefesleriyle, koşmalarıyla, masallarıyla, atasözleriyle birlikte inceden inceye tetkik etmeli, bunların bütün güzelliklerini özümlemeliyiz. Şairlerimiz teknik terbiyeyi batıdan ve zevkle ilgili terbiyeyi ise halktan aldıktan sonra ancak bugünün şairleri olabilirler. Şairlerimiz, aynı zamanda diğer Türk şiirlerine ait halk edebiyatlarından da istifade edebilirler. Hikâyecilerimiz de, Avrupa’nın tekniğini öğrendikten sonra, halk hayatını iyice...- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 247 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok