Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 196
“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 196 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 196
Nâzım, Batıdan aldığı bütün etkilere karşın, başlangıçta, yüzde yüz bir halk ozanıdır. Şiiri, entellektüel bir etkinliğin dışında düşünmüştür. Düşünmemiştir bile. Şiir, onun için, bulduğu gibi vardır. Sadece kendi adını, bağlılığını ve büyük dirimini koyar. Mayakovski (Mayakovski) bir bahanedir duyarlığına. İlk hüzünlerini, ilk isyanını Anadolu’dan almıştır çünkü. Başkaldırması önce çok yerel, çok duygusal, çok beşerîdir. Bu özelliklerini sonuna kadar da yitirmemiştir. Demek istediğim şudur ki, Nâzım, Mayakovski ve bütün öbür Fütürist’ler olmasaydı da, yazdıklarından başka bir şey yazmayacaktı yine. Çünkü çıkışını büyük bir kaynaktan, dilden, halktan, halkın kolay ve özentisiz, yaşamaya bağlı dilinden almaktadır. Savrukluğu biraz da bu güvenden gelmektedir. Son şiirlerindeki —hattâ “İnsan Manzaralarında“ ki— değişme, oluşma, onu Mayakovski’ye bağlamanın yanlışlığını gösterir. Nitekim son şiirlerinde akılalmaz bir isabetle Türk şiir dilinin oluşup gelişme grafiğine uymaktadır. Dönemin solgun şiirine bir büyük rüzgâr gibi girdi. Bazılarının: Dostlarım toplanın öldüğüm zaman; Riyayı o günlük bir yana atın! Tutunuz tabutun bir kenarından. (…) diyebildiği bir dönemde, o: Ortada demir yolu sağ yanda Karaşehir; solda fabrikaların duvarları yükselir... (Bayramoğlu) diyecek tazeliktedir, güçtedir. Böylece şiiri kendiliğinden —hattâ farkına bile varmadan— salon merhabasından, ukalalığından sıyırır, çeker kurtarır. Sağlıklı, kanlı-canlı kılar onu. Şiirindeki zaaflar, yanılmalar biraz da bu yüzden kaçınılmaz hale gelir. Denebilirse, Nâzım; “mevcut olmasa idi, şiiri icad edecek, bulacak adamdır.” Üstelik sadece Türkçede ve Türkçe ile. Hiç şüphesiz Nâzım’ın şiirinden, inandığı öğreti ile ilgili öğeler çıkartılabilir. Daha doğrusu onun şiiri, bütünü ile bu inancın saptamalarının, duygulanmalarının sonuçlandır. Romantizmi bile bu bakımdan yepyeni bir maddeci romantizm sayılmalıdır. Bu ayrı bir konu şimdilik. Ben Nâzım’ın, daha çok şair yaradılışı ve Türk şiirindeki yeri üstünde durmak istedim. (...) Nâzım, dil kavrayışıyla bir dirimdir Türk şiirinde. Birdenbire. İnsanca hastalıklı ve insanca sağlam. Anlattığı kendisidir. Yukardan bakmaz, içinde olduğunu anlatır. Heybeye yaslanandır o, ımızganır, eleştirmez, gelecek günleri düşünür. Bu yüzden biraz vahşidir, yabandır, ödünsüzdür, bağışlamaz. Ve sanırım aslında onun rahatsız ediciliği —politika ve şiir alanında— daha çok buradan gelmektedir. Çok sağlam bir gövde, çok sağlam bir ruh yapısı, çok iyi bilinen sorunlar, çok iyi çıkarılan bir izdüşüm ve çok derinden bir insanilik, ödünsüzlük. İşte belli başlı özellikleri Nâzım’ın. Bunlara şiirine güveni de ekleyebiliriz. Bu özellikleri yüzünden zaman zaman, inandığı, baş koyduğu öğretinin bile dışına düşer. Nâzım’ın sanki hiç yeri yoktur dünyada. Her zaman gurbettedir. Bu, müthiş bir yazgıdır aslında. İlk sebebi, yurdunda yadsınmaya dayanır belki. Paris’te de gurbettedir, Bolu’da da, Moskova’da da. Sürgündür, sürülmüştür bir kere. Bu durum, bir sızı olarak sürer gider bütün yaşamasında. Bununla birlikte, kendini- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 196 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok