“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 170 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 170

lan üzerinde dizili duran elli altmış tatlı ve pasta kabı Goethe’nin annesinin ne sıcak bir ev kadını olduğunu gösteriyordu. Ev, olduğu gibi muhafaza edilmişti. Bütün pencereler eskisi gibi çiçekli ve tül perdeliydi. Şâirin hatırası bu evin her tarafında nefes alıyordu. Yüz sene evvel içinde can verdiği oda, memleketin her tarafından yeni gönderilmiş çelenk yığınlarıyle dolu idi. Sanki şâirin cesedi henüz kaldırılmamıştı ve havada esen şan ve şerefinin kokusu o sabah açmış iri bir kırmızı gülün kokusu gibi taze ve kuvvetliydi. Nihayet şâirin çalışma odasına vardık. Kafileye kılavuzluk eden memur, ustu baştan başa mürekkep lekeleriyle kaplı eski bir yazı masası önüne gelip de “Goethe Faust’u (Faust) bu masa üzerinde yazdı. Bu lekeler Faust’un lekeleridir!” dediği zaman kalabalığın son dereceye varan merakı ve heyecanı, ışık halinde gözlerden taştı. Herkes o mukaddes gölgeleri yakından görmek için, medenî nezaketi unutarak masaya yaklaşmak üzere kendine bir yol açmağa çalışıyordu. Bu hayran gözlerde lekeler, mürekkep lekeleri değil, fakat bir ebedî lacivert semada, nâmütenahi yıldız serpintileri idi. (•••) Profesör Aristokrasi Birçok günler, akşam altıya doğru hastahanenin büyük kapısı önündeki meydanlık hususî otomobillerle dolardı. Sahiplerini saatlerce sessiz bekleyen bu yüksek markalı arabalar — işsiz, parasız, durgun ve fakir Frankfurt’ta — kimlerin olabilirdi? Büyük fabrikatörlerin, bankerlerin veya banka direktörlerinin olamazdı, zira bu cins kimselerin bir hastahane veya tıp fakültesinde, böyle saatlerce ikide bir toplanmaları için hiçbir makul sebep bulunamazdı. O halde kimlerin? Main (Mayn) nehrinin çıplak bir sahilinde ıslak kış çemenlerine basarak dolaşıyoruz. Çamurlu nehir suları, güneşin son aydınlıklariyle tazeleşmiş, ayaklarımızın altında yana yana akıyor. Pembe gökte kubbeler, kuleler, oklar üstünde karga alayları uçuşup bağrışıyor. Romantik Almanya akşamı! Almanya’yı pek iyi tanıyan arkadaşlarım, halledemediğim bir muammayı bana izah ediyorlar. - Bu gördüğünüz otomobiller, fakültede verilen konferansları takip için gelen profesörlerin arabalarıdır. Şimdi Almanya’da göreceğiniz her hususî otomobil ya bir zengin Yahudinin, yahut da bir profesöründür. Burada bu iki insandan başka artık hususî otomobil sahibi olabilecek çok insan kalmamıştır. *** Gün pazar... Bir dağ gezintisine gitmek üzere saat onda Rumplmeyer (Rum- pılmaya) kahvesi önünden kalkan tramvaya biniyoruz. Hareket: İki tarafımızdan meydanlar, bahçeler, mağazalar, binalar, renkli resimler gibi akıp gidiyor. Yarabbi! Bu şehirde ufak bir yıkıntı, bir küçük ihmal, yerine konulması unutulmuş bir taş, kapatılmamış bir çukur yok mu? Bıçak gibi keskin hatları her tarafta yükselen bu kusursuz geometri içinde insan nefes darlıkları duyuyor. Medeniyetin bu kadarı fazla Ruskin’in (Raskin) dediği gibi muhayyilenin mes’ut bir faaliyete girebilmesi için biraz harabe görmek de lâzım... Şehrin artık dışındayız. Bostanlar, bağlar, sürülmüş tarlalar... Tuhaf! Her yerde olduğunun aksine, burada şehirden uzaklaştıkça binaların güzelliği artıyor. Arkadaşım sebebini anlattı: - Profesörler gürültüden rahatsız olmamak için şehir dışında yaşamayı severler. Bu güzel bahçelerde gördüğünüz zengin evler profesör kâşâneleridir. Profesörler burada sükûn ve refah içinde çalışırlar.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 170 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.