“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 167 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 167

Öğle yemeğinden sonra sinirlerim uyuştu, ufak bir uyku kestireyim diye kompartımanımda uzandım. Havada vızıltıdan kareler, üçgenler, daireler, ha- lezonlar çizen on, on beş sinekten bir tanesi beni gözüne kestirdi; süzülüp dudağımın bir kenarına kondu ve bir kurşun ağırlığıyle etime yapıştı. Herkes gibi sineklerin ahlakını az çok bilirim, onlara zıt gitmeğe gelmez. Bana musallat olanın teslimiyetimi görüp nihayet defolacağını umarak kımıldamadım ve müthiş bir sabırla benden uzaklaşmasını bekledim. Ne gezer! İğrenç böcek, düşüncemi anlamış ve sinirlerimin tahammül kabiliyetini ölçmek istiyormuş gibi, gitmek şöyle dursun, aksine yarım harap ettiği sinirlerimi son haddine kadar aşındırmak için konduğu yerde daha derin yerleşerek, ıslak hortumu ve soğuk bacaklarıyla derimin üzerinde ağır ağır; küçük küçük ürpertici daireler çizmeye koyuldu. (...) Kırılan bir zemberek gibi bir an içinde bütün sabrım boşandı, gözüm karardı, acayip, siyah ışıklar görmeye başladım ve bütün irademi kaybederek can havliyle kalkıp var kuvvetimle havayı tokatladım. Fakat boş. O andan itibaren sinekle aramda baş döndürücü bir inat kavgası başladı: Ben çabaladıkça, o bir an için havalanıyor ve elimin hareket kavsi bitince, sanki gülerek süzüle süzüle aynı yere gelip konuyor ve etimin üzerinde başladığı işkenceye rahatça devam ediyordu. Başım dönmeye başladı, çıldırmış gibi yerimden fırladım ve kompartımanımı muzaffer sineğe terkederek kendimi koridorlara atmaktan başka bir kurtuluş çaresi bulamadım. Alman Gecesi Macaristan ve Avusturya’dan itibaren içerde ve dışarıda her şey bana değişmiş göründü: Geçilen memleketlerin medeniyet ölçüsü olan vagon restoran hizmeti ve hat boyunca manzaralar... Sembolist şâirlerin bütün o titrek hayâlleri karşımda hakikat olmuştu: Zümrüt çayırlar ortasında pırıl pırıl akan pembe akşam dereleri... Bunların kenarında gümüş yaprakları hafif rüzgârlarla oynayan mes’ut kavaklar... Oyuncaklar gibi en tatlı renklere boyanmış tül perdeli köşkler... Bunların etrafında otlayan sıhhatli, altın tüylü öküzler... Geçen trene, bir an bakmağa tenezzül edip başını çeviren baygın kadın bakışlı mağrur sarı beyaz inekler... Demiryolun iki tarafındaki tarlalar, kıymetli atlaslar gibi, temizlenmiş, ayıklanmış, taranmış, ekilmiş ve ayrı renklerle yanyana tâ ufuklara kadar uzanıyordu. Belli idi ki büsbütün başka kudretlerle mücehhez bir insanın yaşadığı bir âleme girmiştik. Avusturya-Almanya hudut şehri olan Passau’ya (Passau) girince bütün bu değişmeler benim için büsbütün akla hayret verici bir mahiyet almıştı. Sanki bindiğimiz tren ansızın büyümüş, genişlemiş, eşya somlaşmış ve kibarlaşmıştı. Dışarıda büyük bir istasyonun mimarîsi... geniş rıhtımlar... havada elektrik saatlerinin ışıklı işaretleri... istikamet gösteren oklar... birtakım iri harfler... spor, dağ ve göl ilânları... Temiz tabaklar içinde elma, armut, üzüm satan ve sattıkları meyveler kadar pembe, sıhhatli, tertemiz giyinmiş çocuklar ve kızlar... Passau’ya kırk dakika gecikerek gelen trenimiz kaybettiği vakti, Alman hatları üzerinde de muhafaza edemeyeceğinden, o istasyondan sonra gecenin karanlıklarına bir yıldırım çılgınlığıyle saldırmağa başladı. İçinde deliler gibi koştuğumuz gecenin yeniliğini tadabilmek maksadıyle kompartımanımın lâmbalarını söndürdüm. Trenimizin bir an içinde geçtiği büyük istasyonlar ve bir iki dakika içinde bitirdiği şehirler, penceremin karanlık camı üzerinde, korkunç birer kibrit gibi büyük bir hışırtıyle parlayıp sönüyordu. Dışarıda, gök gürültüleri ve şimşek parıltıları zannettiğim şeyler, sadece yanımızdan akıp geçen fabrikaların, müthiş gürültüsü ve körletici aydınlığı idi. Sanki Demirciler ilâhı topal Vulcain’in diyarına girmiştik. Bu sırada gözüm kıvılcımlı, dumanlı semada ne tarafa gideceğini şaşıran bizim zavallı aya ilişti. Bu sarı ve perişan çehre bir gurbetzedenin acınacak çehresiydi. Soru: Eleştirel Okuma Notları
  • Cevap: Metin, yazarın sinekle yaşadığı mücadele üzerinden insanın sabır ve irade sınavını mizahi bir dille betimlerken, detaylı tasvirlerle seyahatin psikolojik etkilerini de yansıtır. Alman topraklarına girildiğinde gözlemlenen düzen ve medeniyet, yazarın çevresel değişimlere hayranlık ve eleştiri karışımı bir yaklaşımla yaklaşmasını sağlar.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 167 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.