Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 162
“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 162 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz. Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 162 Dedim ki: - Mektebsin! - Allah aşkına, söyleme... Yoksa, bana bir tekerleme mi söylemek istiyor
“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 162 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 162
Dedim ki: - Mektebsin! - Allah aşkına, söyleme... Yoksa, bana bir tekerleme mi söylemek istiyorsun? - Doğru söylüyorum!.. Rahmetli olduğu gibi, meselâ bizde “Namık Kemal Mektebi”, “Tevfik Fikret Mektebi” gibi son edebiyat ve şiir mesleklerinin târifleri içinde bulunan bu çeşit hususî tabirleri de ilk söyleyişte anlayacak derecede bilgice hazırlıklı olmadığı için, dedim ki: - Meselâ Helvacı Kadri Usta... Vaktiyle pek ünlü imiş... Haniya demezler mi ki şu köşedeki helvacı da Kadri Ustanın çıraklarındandır. - Evet... - Hah! İşte o Kadri Usta Okuludur. Yani o köşedeki helvacı da tıpkı Usta Kadir gibi helva yapar... - Desene... Ustasından alır, ustasına satar!.. - Tam da buldun. - Benim böyle ustam yok... Biz mahallede birkaç arkadaş, nereden görmüş isek görmüşüz. Yâhut kendiliğimizden öğrenmişiz... Bir araya gelir, oynardık... Kimi evinde eski bir ferâce giyer, yaşmaklanır; kimi manava yalvarır, peştamalım alır bağlar; kimi oyuncakçılardan bir havan ister, döve döve gelirdi. Meselâ ben, amcamın kavukluğundan kavukluğunu aşırır, giyerdim... Biz oynarken şu, bu da etrafımıza toplanırdı... İşi biz, böyle böyle azıttık. Bir gün önümüze biri düştü, dedi ki: “Gelin, şu tahta perdeli yerde oynayın... Ben kapısında durayım. Girenlerden beşer, onar para alırsak pay ederiz...” Olur mu, olur! Biz, tahta perdeden içeriye girdik... Hâlâ o giriş!.. - Çıkmadın mı? - Sahneye çıktık a... - Ya senin fermanın varmış? - Ha!.. O başka!.. Bir gün, Silâhtarağa’da ağaçlar altında oynuyorduk. O zaman bunlara orta oyunu denilmez, Meydan oyunu denirdi. İyice bilmiyorum ama, Orta Oyunu da fermanlıdır. Bilmem, hangi padişah vermiş... Orta Oyunundan başka bir de Han Kolu varmış ki, işte Kör Mehmet bu Kolun Kavuklu’su imiş... Biz orada oynarken, Pâdişah gelmiş. - Hangisi? - Abdülâziz... Mâbeyncileri mi seyr etmiş de beğenmiş... Bizi Ihlamur Köşkü tarafına götürdüler... Orada da oynadık... Gel zaman, git zaman... Bana da bir ferman verildi, denildi... Bizim kolun adı da Zuhûri Kolu idi. Senin anlayacağın işte bu!.. Ne öyle mekteb var, ne medrese, ne hoca, ne kalfa!.. Yerden biten ot gibi... Ne sâdelik içinde yaşarmışız!.. Şimdi bir kumpanya düzüp oynamak, bin bir kapının ipini çekmek ile ancak nâsîp olabilir. Vergi vergi üstüne!.. Hele Dârülbedâyi gibi mektepden çıkanlarda kahır kahır üstüne!.. Soru: Okuduğunuz fıkradan hareketle aşağıdaki soruları cevaplayınız. Soru: 1) Geleneksel Türk tiyatrosu hakkındaki ön bilgileriniz metni anlamanıza katkı sağladı mı? Açıklayınız.- Cevap: Evet, sağladı. Geleneksel Türk tiyatrosunda "Kavuklu" ve "Pişekâr" gibi tiplerin mizahi yönleri, metindeki Kavuklu Hamdi'nin karakterini ve üslubunu anlamamı kolaylaştırdı. Ayrıca, Orta Oyunlarının sahneleme tarzı ve oyunculuk geleneği hakkındaki bilgiler metni daha iyi kavramama yardımcı oldu.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 162 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok