“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 112 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 112

Yol boyunca kâhkeciler, gazozcular, meyan şerbetçileri vardı. Açmayla simit arası bir şeydi kâhke. Fınndan yeni çıkmışsa, tadına doyulmazdı; ama bayatladı mı, Çukurbostan’dan bir taş al, ye, daha iyi. Gazozcuların başları kalabalık olurdu çoğu kere. Bir alıcı, yedi-sekiz seyirci. Tekerlekli arabaların üstündeki buz kalıplarına yerleştirilmiş şişelerden birini kaldırırdı gazozcu, iyice sallar, sorardı: “Caşar mı, caşmaz mı? Alıcı, şişeyi süzerdi bir süre. Kapak açılınca gazozun taşıp taşmayacağını kestirmeye çalışırdı. “Caşar.” Gazozcu da aynı görüşteyse, şişeyi bir daha sallar, yine sorardı: “Caşar mı, caşmaz mı?” “Caşmaz.” Gazozcu da mı, “Caşmaz,” diyor. Bir daha. “Caşar.” Gazozcu, öyle düşünmüyorsa, kapağı açardı. Gazoz taşarsa, alıcı beleşten içerdi gazozu. Taşmazsa parasını tıkır tıkır öderdi. Meyan şerbetçileri bakır taslarını çıngırdatarak yüz paraya şerbet satarlardı. Bazen biri sebil yaptırırdı. Bütün tuluğun parasını cebe indiren şerbetçi başlardı bağırmaya: “Haydi, sebiiiil...” Sebil yaptıranın adı da söylenirdi. Herkes şerbetçinin başına üşüşürdü. Koca tuluk iki dakika içinde boşalırdı. Özellikle Ramazan aylarında, iftar zamanı sebil yaptırılırdı. Orucunu meyan şerbetiyle bozanlar, dualarını edip iftar için evlerinin yolunu tutarlardı. Neredeyse her köşe başını bir meyan şerbetçisi tutmuştu. Ama sadece iki “seyyar sinemacı” vardı Antep’te. Ayaklı küçücük kurularda biri film oynatır, biri fotoğraf gösterirdi. Film oynatanın gösterisi sürse sürse bir dakika sürerdi. Gözünü kutunun önündeki deliğe dayardın. Sinemacı, kolu çevirmeye başlardı. Birkaç filmden sessiz birkaç sahne. Film biterdi. “Yandım.” Gitti beş kuruş. Fotoğraf gösterenin adı da sinemacıydı. Onda da kutunun deliğine gözünü dayar, bu kere hareketsiz kareleri, kartpostalları seyrederdin. Ama bu gösteri sesliydi. Sinemacı, makarayı çevirirken bir yandan da öğretici açıklamalar yapardı: “İşte Fransa’nın en büyük caddesinde makineler... işte Amerika’nın meşhur demir köprüsü... işte Çin Seddi... Gitti beş kuruş daha... Büyük avlulu taş evden sonra taşındığımız kendi evimiz, yaz aylarında gösteri açısından eşsizdi. Akşamları üçüncü kata, terasa çıktın mı, neye bakacağını şaşırırdın. Tam karşıda, Nakıp Ali’nin yazlık sinemasının perdesi vardı. Sanki locadaymışız gibi seyrederdik filmleri. Yanda ise bir sazın sahnesi. Sıra sıra iskemlelerde oturan şarkıcı kadınlar. Çalgıcılar. Komşular da gelirdi bazen. Çekirdek yer, çay içer, kimimiz saza, kimimiz sinemaya bakardık. Canımız gazoz mu istedi, kolay! Sarkıtırdık sepeti, aşağıdaki kahveci otuz iki dişe keman çaldıran buz gibi gazozları doldururdu içine. Bir gün ninem yukarıya gazoz çekerken sepetin dibi çıkmış, şişeler kaldırıma düşüp parçalanmıştı. Ne parçalanması, düpedüz gümbür gümbür patlamıştı hepsi. Kahvede oturanlar, bomba mı atılıyor diye sokağa fırlamışlardı.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 112 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.