MEHMED NÂZIM HAYATI

  • (Larnaka, 1900 - Lefkoşa, 1971) İstanbul’da başladığı ortaöğrenimini bir misyoner okulu olan Lamaca American Academi’de tamamladı.
  • 1920’den itibaren Larnaka’da İrşad dergisinde eğitim ve sosyal içerikli yazılarını, şiirlerini yayımlamağa başladı.
  • Tevfik Fikret’in etkisinde kalarak yazdığı ilk şiirlerinden sonra serbest nazmı denedi, hece ölçüsüne yöneldi.

MEHMED NÂZIM ŞİİRLERİ

ŞU KIZ Kİ

Şu kız ki titreyen elleri uzalı Her geçen çehreye bakıyor, ağlıyor Şu kız ki yanında en küçük kardeşi Çocukça ağlarken... yürekler dağlıyor.

Şu kız ki o hayr-çîn, yabancı çehreler Önünde utanıp duruyor “bekliyor” Şu kız ki kalbini sefalet zedeler Utanan yüzünü kaparken istiyor.

Şu kız ki bembeyaz yollarda yapayalnız Ayaklar çırılçıplak, elleri mor olmuş Yardıma muhtaçtır şu bacak kadar kız Şu kız bir levhadır sefaletle solmuş.

Şu kız ki bir lokma ekmeğe el sunar İster ki verilsin her neyse nasîbi Şu kız ki ömründen, bahtından da bîzâr Ağlatmak olur mu şu yetim garîbi?..

En katı kalblere acılar yağdırır Bu mazlum bakışlı felaket levhası Verelim; teselli ruhlara gıdadır; Verelim, kesilsin bu matem sadası.

AKŞAM YILDIZI

Akşam, kara perdelerini ufka açıyor. Yağmur gibi elem yağar gökten zemîne. Dağlar birer hayâl olmuş gözden kaçıyor Mavi deniz bürünüyor matem rengine.

Gümüş gibi saçlarını muhite döken Âşıklara şiir okuyan akşam yıldızı, Şu en tenha bir gecede bu kadar erken Nerelere koşuyorsun ey peri kızı!

Senin ipek nurlarından ışık alarak Sürülerini ayak ayak güden çobanı, Ufukların arkasına yatıp dalarak, Nerelere bırakırsın, ıssız, yabani

Şu anlık akar ovalarda? Gitme ey yıldız O gümüşten saçlarını gömme mezara. Sonra çoban ve sürüler sensiz, ışıksız İnemezler yavaş yavaş yeşil bağlara.

Ah ey kara gecelerin gamlı başlan, Dök o tatlı nurlarını solmuş kalbime. Dur, gitme dur layık görmem sana mezarı Güzel başın gömülmesin muhite yine!