Kosovalı Küçük Arkadaşım Hikaye
"Kosovalı Küçük Arkadaşım Hikaye" okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.
Kosovalı Küçük Arkadaşım Hikaye
Nisan ayının yirmisi, yıl iki bin yirmiydi. Canım çok sıkılıyordu o yüzden kütüphaneye gittim. Kitapların arasında vakit geçirmeyi seviyordum. Orada hemen en sevdiğim reyona, macera kitaplarının olduğu bölüme doğru yürüdüm. Kitapları karıştırırken arasından bir kâğıt parçası düştü. İlk başta tedirgin oldum. Sonra ise merakıma yenik düşüp kâğıdı aldım. Sararan rengine ve kat yerlerinin derinliğine bakılırsa kâğıt oldukça eskiydi ve üzerinde hiçbir şey yazmıyordu. Ben de onu ayraç olarak kullanmaya karar verdim. Eve varınca hemen odama girdim. Masamda uzun bir süre kâğıdı inceledim. Bir gariplik hissettim. Kâğıdı daha yakından inceleyebilmek için ışığın kuvvetini arttırdım ve bir de ne göreyim! Kâğıtta anlamını bilmediğim bir sürü yazı vardı. Herhâlde ancak ışıkta seçilebilen fosforlu kalemle yazılmıştı. Üstelik bilmediğim bir dil kullanılmıştı. Hemen araştırmaya başladım. Saatlerce pek çok dil denedim ama hiçbiri çözmek istediğim yazıya uymadı. Umudumu yitirmeye başlamıştım. En son Arnavut alfabesini denedim. İşte oldu! Kâğıttaki yazılar Arnavutçaydı. Bulduklarımı dil çevirme uygulaması sayesinde Türkçe'ye çevirdim: "Tarih 23 Nisan 1968. Ben Âdem KELMENDİ. Şu anda İstanbul'un Çatalca ilçesindeyim. Türkiye'ye 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla geldim. Bir daha Allah kısmet ederse buraya 2020 yılında gelmeyi planlıyorum. Bu notu misafir olduğum ailenin tek oğlu ve canım arkadaşım Muzaffer'in bana hediye ettiği kalemle yazıyorum. Yazınca da en sevdiğim kitabın arasına koyup, misafiri olduğum okulun kütüphanesine hediye edeceğim." Notu okurken neredeyse ağlayacaktım, çok duygulanmıştım. Üç gün sonra kutlayacağımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda tanımadığım ama duygusal bir yakınlık hissettiğim Âdem'i bulmaya karar verdim. Tahminimce Âdem çok yaşlanmıştı ve gelemeyebilirdi ama belki torunları gelir, diye düşündüm. Olayı hemen anneme anlattım. Annem: - Eğer sözünü ettiğin kişiyi bulabilirsen evimize davet edebiliriz, dedi. Çok mutlu oldum ama aynı zamanda tedirgindim. Aklımdan onu bulamayacağıma dair düşünceler geçiyordu. Bu düşüncelerle uykuya daldım. İşte beklediğim gün gelmişti. Bugün 23 Nisan'dı. Bir an önce okuluma gidip o kişiyi bulmak istiyordum. En beğendiğim kıyafetlerimi giydim. Kırmızı papyonumu taktım. Babam saçımı düzeltti ve gitmek için hazırdım. Okula vardığımda hemen yabancı ülkelerden gelen kişilerin yanına koştum. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen misafir öğrenciler gölgelikte, en arka sırada duruyorlardı. Tüm misafir öğrencilerin yaka kartlarına bakarak isimlerini öğrendim. Ama kimsenin ismi "Âdem KELMENDİ" değildi. Fakat o da ne! Yaka kartında "Fadime KELMENDİ" yazan bir kız vardı. Yanına gidip anlatmaya çalıştım ama beni anlamadı. İngilizce konuşmaya başladığım zaman anlaştık. Nihayet birbirimizi anlıyorduk. Ona: "Âdem KELMENDİ adında bir akraban var mı?" diye sordum. O da bana: "Âdem KELMENDİ benim dedem," diye cevap verdi. Annemle babam da yanımdaydılar. Ne konuştuğumuzu anlamışlardı. Bu duruma çok sevindim. Üstelik Fadime'nin ve ailesinin Kosovalı olduğunu öğrendim. Dedem de Kosova'dan göç etmişti. Ailelerimiz teknolojinin de yardımıyla konuşup tanıştı. Üstelik annem ve babam Muzaffer amcayı da bulmuştu ve hep birlikte görüşme gerçekleştirmiştik. Onlar da olanlara çok şaşırmış, mutlu olmuşlardı. Hatta uzaktan akrabalığımız bile varmış, inanabiliyor musunuz? Fadime'yi misafir etmek için izin istedik ve bir haftaya yakın bir süre evimizde misafir olarak kaldı. Artık ülkesine dönmeliydi. Ertesi gün Fadime'yi otobüsle Kosova'ya yolcu ettik. Otobüse binmeden önce onu "Güle güle arkadaşım. Arkadaşlığımız hep sürecek ve Âdem dede ile tanışmak için sabırsızlanıyorum. Selamlar herkese." diyerek uğurladım. Bahar mevsiminin sonlarındaydık. Yakında yaz tatili başlayacaktı. Fadime'den adresini öğrendim. Yaz tatilini Kosova'da geçirecektik. Zaman çabucak geçti. Yaz tatili başladı. Otobüsle Kosova'ya doğru yola çıktık. Bir günümüzü yollarda geçirdik. Kosova'ya vardığımızda bir taksi ile Fadimelerin evine doğru yola çıktık. Taksi ile on altı dakikalık yolculuktan sonra Fadime bizi kapının önünde karşıladı. İşte Fadime'nin dedesi Âdem KELMENDİ, karşımda duruyordu. Âdem dedeye olanları anlattım ve onunla koyu bir sohbete daldık. Fadimelerin evinde uzunca bir süre kaldık. Onlara bizi evlerinde misafir ettikleri için teşekkür ettik. Artık Türkiye'ye dönüyorduk. Yaşadığımız bu güzel durum bir bakıma Atatürk'ün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını tüm dünya çocuklarına armağan etmesiyle gerçekleşmişti. Ne güzel fikirmiş. "Sağ ol Atam!" Artık, ülkemiz sınırları dışından biriyle arkadaş olmuştum. Üstelik her geçen gün yabancı dilimi de geliştiriyordum. Çok mutluydum. YAŞASIN 23 NİSAN!"Kosovalı Küçük Arkadaşım Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)" ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok