"Hayalim İçin Bir Sayfa Açtım Hikaye" okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.

Hayalim İçin Bir Sayfa Açtım Hikaye

Okullar kapanmış yazın kavurucu sıcakları hepimizi esir almıştı. İmkân bulup İznik Gölü'nün kıyısına kaçanlar biraz serinliyor, ama benimki gibi çiftçi aileler en bereketli zamanlar olan yazı, tarlada geçiriyordu. Bizim için yaz hasat zamanıydı. Gündüzleri tarlada ailesine yardım etmek ise her köy çocuğunun en önemli göreviydi. Bir çocuk için tarla eğlenceliydi aslında. Bir yetişkin kadar sorumluluğu yoktu. Bazen çalışıyor bazen bir ağacın gölgesinde dinlenip kitap okuyordum. Kitap okumak en büyük tutkumdu. Her kitap kahramanı bana arkadaş oluyordu. Onların duygularını, yaşadıklarını âdeta ben de yaşıyordum. Tarlada kitap kahramanları bana eşlik ediyordu sanki. Akşamları ise kitap okumak dışında internette de vakit geçiriyordum. Yine akşam internette dolaşırken bir yazı gördüm: "Bir kitap yazdı, hayatı değişti." Bunun nasıl olduğunu merak edip parmağımın farenin tuşuna basmasıyla hayatımın değişeceği aklımın ucundan geçmezdi. Metinde yazan şey yoksulluk içinde yaşayan bir kadının, yazdığı bir kitapla büyük bir üne kavuşmasıydı. Bu haberi okuduğumda sandalyemi geriye itip gözlerimi kapatıp havaya doğru baktım. O an anlamıştım ki benim asıl hayalim, bir kitap yazmaktı. Hemen kitaplığıma koştum. Türkçe öğretmenimin doğum günümde aldığı defteri çıkardım. Öğretmenim yazma konusunda yetenekli olduğumu söylüyor, beni yazmaya teşvik ediyordu. Ama ben kendimde o güveni bulamıyordum. İşte artık zamanı gelmişti ve ben hayalime kavuşmayı her şeyden çok istiyordum. Defterimin ilk sayfasını açtım. Oraya "HAYALİM İÇİN BİR SAYFA AÇTIM" yazdım. Şimdi gelmiştim zor olan yere: "Ne yazacaktım?" ve "Nasıl başlayacaktım?" Bunları düşünürken elimdeki kalemle oynuyordum, birden kalemim yere düştü. Yere eğilip kalemi alırken heyecandan kafamı masaya hızla çarptım. Sanki dünya sallanıyordu. Kulaklarım çınlıyor, başım dönüyordu. Birden gözlerim kapandı, gerisini hatırlamıyordum. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Bir doktor, bir kadın ve bir adam yanımdaydı. Gözlerimi açtığımı görünce sonradan babam olduğunu anladığım kişi "Bakın, bakın gözünü açtı," dedi. Bir melek gibi güzel gözlerle bakan kadın "İyi misin yavrum?" diye sordu. Ne olduğunu anlamamıştım. Ben neden bir hastane odasındaydım, asıl önemlisi ben kimdim? Onlara sordum "Siz kimsiniz?" diye. Bana ağlayan gözlerle baktılar ama neden ağladıklarına bir anlam veremiyordum. Doktor "Bu tür kafa travmalarında geçici hafıza kayıpları yaşanabilir. Lütfen endişelenmeyin!" dedi. Annem "Nasıl yani doktor bey, oğlumuz hiçbir şey hatırlamayacak mı?" diye sordu. Doktor "Maalesef bir süre böyle kalabilir," dedi. Babam bu durumun ne kadar sürebileceğini sorunca doktor zamanını kestirmenin pek mümkün olmadığını, bir gün olabileceği gibi bir yılı da bulabileceğini söyledi. Annem "Şaka yapıyorsunuz, bu şaka değil mi, bir şey söyleyin, lütfen şaka deyin!" derken dizlerinin üstüne çöktü ve ağlamaya başladı. Babam "Eve gidebilir miyiz?" diye sordu. Doktor "Çıkış işlemlerini halledip gidebilirsiniz," dedi. Babam doktorla beraber işlemler için odadan çıktı. Annem gözündeki yaşları silerek "Yusuf, yavrum beni hatırlamıyor musun?" diye sordu. Annemin söylediği sözden sonra ismimi öğrenmiştim: Benim ismim Yusuf'tu. Ben anneme kafa sallayarak "Hayır, üzgünüm," dedim. Annem bana bakıyordu, yapacak hiçbir şeyi yokmuş gibi çaresizce bakıyordu. Bir müddet sessizce kaldık. Durumu anlamıştım. Hafıza kaybı yaşıyordum. Çok tedirgin olmuştum ya hiçbir zaman hatırlayamazsam? Çıkış işlemleri bitince hastaneden çıktık. Arabaya doğru giderken birden başım döndü, buranın yabancısıyken sanki biraz hatırlar gibi oldum. Sedyeyle yaşlı birini buraya getirdiğimiz geldi aklıma. Babamın gözyaşları içinde sedyenin arkasından baktığını hatırlamıştım. Babama daha önce yaşlı birini buraya getirmiş miydik diye sordum. "Evet geçen ay babamı yani dedeni getirmiştik," dedi. "Peki ya o şimdi nasıl?" diye sordum. Babam yere bakarak gözlerini kıstı ve bir damla gözyaşı yere düştü. O anda ne demek istediğini anladım, dedem vefat etmişti. İçimde büyük bir acı hissettim. Demek ki dedemi çok seviyordum. Aslında bu beni rahatlattı, demek oluyor ki olayları unutmuştum ama duygularım hâlâ canlıydı. Eve varmıştık, görünce anlamıştım, bu bizim evdi. Evin dışını ya da içini hatırlamıyordum ama içimde güzel duygular uyandırmıştı. Eve girerken ayakkabımı gördüm her iki teki de farklı renkti. Bu bana garip gelmişti. Anneme sordum "Bunlar neden farklı renk ?" Annem mavi renkli ayakkabıyı göstererek, "Onlar senin en sevdiğin ayakkabındı, hani komşunun köpeği Tüylü tekini kaçırmıştı da bir daha bulamamıştın. Ama çok sevdiğin için de başka bir ayakkabının tekiyle onu eş yapmıştın, hâlâ onu giyiyordun. "Annemin yüzüne boş boş baktım ve boynum bükük şekilde "Hatırlamıyorum," dedim. Annem yavaş yavaş ümidini kaybediyordu. Bunu gözlerinden anlıyordum. Eve girince hemen odamı görmek istiyordum. Belki bazı şeyleri hatırlamama yardımcı olurdu. Beni odama götürmelerini istedim. Kapıdan girerken kalbim küt küt çarpıyordu. Odam bana bir şey hatırlatmadı ama orada büyük bir huzur hissettim. Kocaman bir kitaplığım vardı, yaşıma göre çok fazla kitabım vardı. Demek ki kitap okumayı seven biriydim. Buna çok sevindim. Dolabıma, eşyalarıma baktım ama hiçbiri bana geçmişe dair bir şey hatırlatmıyordu. Çalışma masama doğru yaklaştım. Oradaki defter duruyordu, günlüğüm mü diye heyecanlandım. Defteri elime aldım. Defter boştu, ilk sayfada sadece bir cümle yazıyordu: "HAYALİM İÇİN BİR SAYFA AÇTIM." Bu cümle beni çok etkiledi. Birden gözümün önüne defteri alışım, masaya koyuşum, kalemimi düşürüp yerden alırken kafamı çarpışım geldi. Bir kitap yazmak istediğimi hatırladım. Sanki o an beynimin içinde bir volkan patladı. Yazmak istediğim kelimeler aklımın içinde âdeta dans ediyordu. Onları bir an önce yazıya aktarmak istiyordum. Hemen bir kalem alıp yazmaya başladım, biri ne yazacağımı kulağıma fısıldıyordu, sanki. Durmadan yazdım, yazdım. Yazdıkça hatırlıyordum kim olduğumu; neleri sevdiğimi, ailemi, arkadaşlarımı, yaşadıklarımı, her şeyi hatırlıyordum. Tüm benliğimle yazıyordum. Haftalar sonra yazacaklarım bitmişti, son cümlemi de yazıp defteri kapattım. Babamdan bunu bir yayıncıya göndermesini rica ettim. Önce çok önemsemedi. O bir çiftçiydi. Bu onun için karmaşık bir işti. Ama beni kırmamak için uğraştı ve bir yayıncı bulup kitabımı gönderdi. Bir hafta sonra telefon çaldı. Arayan yayıncıydı: "Oğlunuzun kitabını okuduk ve çok beğendik ama bunu 13 yaşında bir çocuğun yazdığına inanmak çok zor," dediler. Benimle görüşmek istediler. Onlarla görüşünce kitabı benim yazdığıma emin oldular. Kitabı basmaya karar verdiler. Kitap basıldı. Kitabım o kadar çok beğenildi ki kısa sürede en çok satanlar arasına girdi. Defalarca baskısı yapıldı. Hatta ülkenin sınırlarını da aşarak birçok dile çevrildi. Bu durum benim hayallerimin bile ötesindeydi. Bir kitapta okuduğum, hafızama kazınmış söz ne kadar da doğruydu: "İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar."

"Hayalim İçin Bir Sayfa Açtım Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)" ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.