HALK ŞAİRLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Hiçbir edebiyatta bütün şairlerin birbirinin aynısı oldukları söylenemez. Bu gerçek halk şairleri için de böyledir. Fakat bu şairler, hemen hemen aynı toplumsal koşulların insanlarıdır. Aynı töre ve geleneklere bağlıdırlar. Bu durum onların ortak, birbirine benzeyen yönlerinin de olması sonucunu doğurmuştur. Mesela, halk şairlerinin çoğu şiirlerini sazla çalıp söylerler. Bu bakımdan onları isimlendirirken bu şairlere “saz şairleri” denmesi bundandır. Öte yandan sadece kendi şiirlerini söylemezler. Başka şairlerin şiirlerini de söylerler. Bu tür şairlerin eserleri yazı ile değil söz ile yayılırlar. Bu durum onların zaman içinde değişikliğe uğramasına neden olur. Gerçi, bu sözlü eserler, zamanla “cönk” adı verilen eserlerde yazılı hale getirilirler ama orijinalliklerini olduğu gibi koruyamazlar.

Şiirlerini saz eşliğinde söylemeyen halk şairleri de vardır. Onları, saz şairlerinden ayırmak için “Kalem şairleri” ismi kullanılır.

Halk şairleri, yaşadıkları toplum içinde çok sevilip sayılan hatta yarı ermiş gözüyle bakılan insanlardır. Böyle olmalarının nedeni halkın duygu ve düşüncelerine tercüman olmalarıdır. Bir başka önemli sebep de bunların âşık kimseler olmalarıdır. Bu özelliklerinden dolayı onlardaki şiir söyleme gücünün “Tanrı vergisi” olduğuna inanılır.

Halk şairleri usta-çırak ilişkisine göre yetişirler. Çoğu okuma yazma bilmezler. Bulundukları muhitin tabii şartları çerçevesinde şair olurlar. Başka kültürlerle temas imkanları hemen hemen hiç yoktur. Bu durum, halk şairlerinin çoğunda sıradan söyleyişlere yol açsa bile içlerinden çok yetenekli olanlar da çıkar. Böylece çıraklık dönemini bitirip kendi tarzlarında çalıp söyleme dönemine girerler. Özellikle böyle bir seviyeye ulaşanlar ellerinde saz bütün ülkeyi baştanbaşa gezerler. Hemen hepsi hayali yahut rüyada görülen bir güzelin peşindedirler. işte o bütün aşk, hasret, gurbet şiirleri böyle ortaya çıkar. Bu şairler için gezmek, aynı zamanda bir geçim işidir. Hayatlarını bu şekilde kazanırlar.

Halk şairleri, kendi aralarında içinden yetiştikleri muhitlere göre; köy şairleri, asker şairler, kasaba şairleri olarak sınıflara ayrılırlar. Köy şairleri, köylerden ve göçebe aşiretler arasından çıkar. Bunlarda duyuş ve söyleyiş tamamen millidir. Türk milleti aynı zamanda asker bir millettir. Ordu içinde de çoğu zaman şairlere rastlanır. Bunlar daha çok epik tarzı şiirler söylemişler, tarihi olaylara bu anlamda tanıklık etmişlerdir. Savaşların arka planı, hezimetler, ayrılıklar, ölümler, trajediler onların eserlerinde yer alır. Kasaba şairleri ise kasabalarda nispeten büyük merkezlerde yaşarlar ve buralarda bulunan âşık kahvelerinde bulunurlar. Bunlar aç ya da çok okur-yazar kişilerdir. Medreselerde yahut tekkelerde eğitim-öğretim görmüşlerdir. Divan şiirine aşinalıkları vardır ve bu şiirin etkisi altındadırlar. Bu yüzden bu şairlerin çoğunun tıpkı divan şairleri gibi divanları vardır.