Eskici Metni Etkinlik Cevapları (8. Sınıf Türkçe)
Eskici metni cevapları ve soruları, Meb Yayınları 8. Sınıf Türkçe Ders kitabı sayfa 139-140-141-142-143-144-145-146 (Duygular Teması)
Eskici Metni Cevapları
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 139 Cevapları
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
Soru: 1) Türkçenin en çok kullanıldığı coğrafyalarla ilgili yaptığınız araştırma sonucu elde ettiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
- Cevap:
Soru: 2) Metnin başlığı ve görsellerinden hareketle konusunu tahmin ediniz.
- Cevap:
ESKİCİ
Vapur rıhtımdan kalkıp, ta Marmara'ya doğru uzaklaşmaya başlayınca yolcuyu geçirmeye gelenler, üzerlerinden ağır bir yük kalkmış gibi ferahladılar:“Çocukcağız Arabistan'da rahat eder,” dediler, hayırlı bir iş yaptıklarına herkesi inandırmış olanların uydurma neşesiyle, fakat gönülleri isli, evlerine döndüler.Zaten babadan yetim kalan küçük Hasan, anası da ölünce uzak akrabaları ve konu komşunun yardımıyla halasının yanına, Filistin'in ücra bir kasabasına gönderiliyordu.Hasan vapurda eğlendi; gırıl gırıl işleyen vinçlere, üstleri yazılı cankurtaran simitlerine, kurutulacak çamaşır gibi iplere asılan sandallara, vardiya değiştirilirken çalınan kampanaya bakarak çok eğlendi. Beş yaşında idi; peltek, şirin konuşmalarıyla da güvertede yolcuları epey eğlendirmişti.Fakat vapur, şuraya buraya uğrayıp bir sürü yolcu bıraktıktan sonra sıcak memleketlere yaklaşınca kendisini bir durgunluk aldı: Kalanlar, bilmediği bir dilden konuşuyorlardı ve ona İstanbul'daki gibi:“Hasan gel!”“Hasan git!” demiyorlardı; ismi değişir gibi olmuştu.Hassen şekline girmişti:“Taal hun ya Hassen,” diyorlardı, yanlarına gidiyordu.“Ruh ya Hassen...” derlerse uzaklaşıyordu.Hayfa'ya çıktılar ve onu bir trene koydular.Fakat hem pürnahıl çiçek açmış, hem yemişlerle donanmış güzel, ıslak bahçeler de tükendi; zeytinler de seyrekleşti.Yamaçlarında keçiler otlayan kuru, yalçın, çatlak dağlar arasından geçiyorlardı. Bu keçiler kapkara beneksiz, kara idi; tüyleri yeni otomobil boyası gibi aynamsı bir cila ile kızgın güneş altında pırıl pırıl yanıyordu.Bunlar da bitti; göz alabildiğine uzanan bir düzlüğe çıkmışlardı; ne ağaç vardı, ne dere ne ev! Yalnız ara sıra kocaman kocaman hayvanlara rast geliyorlardı; çok uzun
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 140 Cevapları
bacaklı, çok uzun boylu, sırtları kabarık, kambur hayvanlar trene bakmıyorlardı bile... Ağızlarında beyazımsı bir köpük çiğneyerek dalgın ve küskün arka arkaya, ağır ağır yumuşak yumuşak, iz bırakmadan ve toz çıkarmadan gidiyorlardı.Çok sabretti, dayanamadı, yanındaki askere parmağıyla göstererek sordu; o güldü:“Gemel! Gemel!” dedi.Hasan'ı bir istasyonda indirdiler. Gerdanından, alnından, kollarından ve kulaklarından biçim biçim, sürü sürü altınlar sallanan (...) bir kadın göğsüne bastırdı. (...)“Yâ habibî! Ya aynî!”Halasının yanındaki kadınlar da sarıldılar, öptüler, söyleştiler, gülüştüler. Birçok çocuk da gelmişti; entarilerinin üstüne hırka yerine elbise ceket giymiş, saçları perçemli, başları takkeli çocuklar...Hasan durgun, tıkanıktı; susuyor, susuyordu.Öyle, haftalarca sustu.Anlamaya başladığı Arapçayı, küçücük kafasında beliren bir inatla konuşmayarak sustu. Daha büyük bir tehlikeden korkarak deniz altında nefes almamaya çalışan bir adam gibi tıkandığını duyuyordu, gene susuyordu.Hep sustu.Şimdi onun da kuşaklı entarisi, ceketi, takkesi, kırmızı merkupları vardı. Saçlarının ortası, el ayası kadar sıfır makine ile kesilmiş, alnına perçemler uzatılmıştı. Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı; yer sofrasında bunu hem kaşık çatal yerine dürümleye- rek kullanmayı beceriyordu.Bir gün halası, sokaktan bağırarak geçen bir satıcıyı çağırdı.Evin avlusuna sırtında çuval kaplı bir yayvan torba, elinde bir ufacık iskemle ve uzun bir demir parçası, dağınık kıyafetli bir adam girdi. Torbasında da mukavva gibi bükülmüş bir tomar duruyordu.Konuştular, sonra önüne bir sürü patlak, sökük, parça parça ayakkabı dizdiler.Satıcı, iskemlesine oturdu. Hasan da merakla karşısına geçti. Bu dört yanı duvarlı, tek kat, basık ve toprak evde öyle canı sıkılıyordu ki. Şaşarak, eğlenerek seyrediyordu. Mukavvaya benzettiği kalın bir deriyi iki tarafı keskin, incecik, sapsız bıçağıyla kesişine, ağzına bir avuç çivi dolduruşuna, sonra bunları birer birer, İstanbul'da gördüğü maymun gibi avurdundan çıkarıp ayakkabılarının altına çabuk çabuk mıhlayışı- na, deri parçalarını, pis suya koyup ıslatışına, mundar çanaktaki macuna parmağını daldırıp tabanlara sürüşüne, hepsine bakıyordu. Susuyor ve bakıyordu.Bir aralık nerede, kimlerle olduğunu keyfinden unuttu, dalgınlığından yle sordu.“Çiviler ağzına batmaz mı senin?”Eskici başını hayretle işinden kaldırdı. Uzun uzun Hasan'ın yüzüne baktı:“Türk çocuğu musun be?”
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 141 Cevapları
“İstanbul'dan geldim!”“Ben de o taraflardan... İzmit'ten!”Eskicide saç sakal dağınık, göğüs bağır açık, pantolonu dizlerinden yamalı, dişleri eksik ve suratı sarı, sapsarıydı; gözlerinin akına kadar sarıydı. Türkçe bildiği ve İstanbul tarafından geldiği için Hasan, şimdi onun sade işine değil, yüzüne de dikkatle bakmıştı. Göğsünün ortasında, tıpkı çenesindeki sakalı andıran kırçıl, seyrek bir tutam kıl vardı.Dişsizlikten peltek çıkan bir sesle tekrar sordu:“Ne diye düştün bu cehennemin bucağına sen?”Hasan anladığı kadar anlattı.Sonra Kanlıca'daki evlerini tarif etti; komşusunun oğlu Mahmut'la balık tuttuklarını, anası doktora giderken tünele bindiklerini, bir kere de kapıya beyaz boyalı hasta otomobili geldiğini, içinde yataklar serili olduğunu söyledi. Bir aralık da kendisi sordu:“Sen niye buradasın?”“Bir kabahat işledik de kaçtık!”Asıl konuşan Hasan'dı, altı aydan beri susan Hasan. Durmadan, dinlenmeden, nefes almadan, yanakları sevincinden pembe pembe, dudakları taze, gevrek, billur sesiyle biteviye konuşuyordu. Aklına ne gelirse söylüyordu. Eskici hem çalışıyor, hem de, ara sıra “Ha! Ya? Öyle mi?” gibi dinlediğini bildiren sözlerle onu söyletiyordu; artık erişemeyeceği yurdunun bir deresini, bir rüzgârını, bir türküsünü dinliyormuş gibi hem zevkli, hem yaslı dinliyordu; geçmiş günleri, kaybettiği yerleri düşünerek benliği sarsıla sarsıla dinliyordu.Daha çok dinlemek için de elini ağır tutuyordu.Fakat, nihayet bütün ayakkabılar tamir edilmiş, iş bitmişti. Demirini topraktan çekti, köselesini dürdü, çivi kutusunu kapadı, çiriş çanağını sarmaladı. Bunları hep aheste aheste yaptı.Hasan yüreği burkularak sordu,“Gidiyor musun?”“Gidiyorum ya, işimi tükettim.”O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi mini mini yavru ağlıyor... Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşı birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları dışarının rengini geçilen manzaraları içine alarak nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.“Ağlama be! Ağlama be!”Eskici başka söz bulamamıştı. Bunu işiten çocuk hıçkıra hıçkıra, katıla katıla ağlamaktadır; bir daha Türkçe konuşacak adam bulamayacağına ağlamaktadır.“Ağlama diyorum sana! Ağlama!..”Bunları derken onun da katı, nasırlanmış yüreği yumuşamış, şişmişti. Önüne geçmeye çalıştı ama yapamadı, kendisini tutamadı; gözlerinin dolduğunu ve sakallarından kayan yaşların, Arabistan sıcağıyla yanan kızgın göğsüne bir pınar sızıntısı kadar serin, ürpertici döküldüğünü duydu.
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 142 Cevapları
1. ETKİNLİK
Soru: A) Metinde geçen bazı kelimeler aşağıda verilmiştir. Kelimelerin anlamlarını tahmin ederek üzerindeki sembolleri alttaki tabloda yer alan anlamlarla eşleştiriniz. Anlamın yanına uygun sembolü çiziniz.
- Cevap:
Soru: B) Tahminlerinizi kelimelerin TDK Güncel Türkçe Sözlük’teki açıklamaları ile karşılaştırarak kontrol ediniz.
- Cevap:
Soru: C) Anlamını bilmediğiniz başka kelimeler varsa bu kelimelerin anlamını TDK Güncel Türkçe Sözlük'ten araştırınız.
- Cevap:
2. ETKİNLİK
Soru: Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle sözlü olarak cevaplayınız.
- Cevap:
Soru: 1) Hasan, neden halasının yanına gönderilmiştir? Açıklayınız.
- Cevap:
Soru: 2) Hasan, yolculuk esnasında neler yaşamıştır? Anlatınız.
- Cevap:
Soru: 3) Hasan ile eskici nasıl karşılaşmıştır? Eskici, Hasan'ın Türk olduğunu nasıl anlamıştır? Anlatınız.
- Cevap:
Soru: 4) Hasan, eskici giderken nasıl bir tepki vermiştir? Nedenleriyle açıklayınız.
- Cevap:
Soru: 5) Ana dilimizin yaşamımızdaki yeri ve önemi nedir? Açıklayınız.
- Cevap:
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 143 Cevapları
3. ETKİNLİK
Soru: A) Okulunuzdaki en yakın arkadaşınıza, başka bir şehre taşındığınızı düşünerek bir mektup yazınız. Mektubunuza uygun bir hitap ifadesiyle başlamaya ve mektubunuzda nezaket kurallarına uygun ifadeler kullanmaya özen gösteriniz.
- Cevap:
Soru: B) Mektubunuzu öğretmeninizin geri bildirimleri doğrultusunda yazım ve noktalama açısından düzenleyiniz.
- Cevap:
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 144 Cevapları
4. ETKİNLİK
Soru: A) Aşağıda, okuduğunuz metinden alınan bazı cümleler yer almaktadır. Bu cümlelerden hareketle Hasan’ın duygu durumunu tahmin ederek duygu cetvelinde uygun gördüğünüz değeri işaretleyiniz.
- Cevap:
Soru: B) “Duygu cetvelinde verilen durumlarda siz ne hissederdiniz?” sorusundan hareketle kendi duygularınızı da duygu cetvelinde farklı renkte bir kalemle işaretleyiniz.
- Cevap:
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 145 Cevapları
Soru: C) Duygu cetvelinde yaptığınız işaretlemeleri aşağıda oluşturacağınız çizgi grafikle gösteriniz.
- Cevap:
Soru: Ç) Grafiğinizi açıklayacağınız kısa bir konuşma yapınız.
- Cevap:
5. ETKİNLİK
Soru: Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini belirleyiniz. Yüklemdeki fiillerin öznesine göre çatı özelliklerini tablodaki ilgili yere örnekteki gibi işaretleyiniz.
- Cevap:
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 146 Cevapları
6. ETKİNLİK
- Burdur'da yaşayan Ebru Hanım, Karabük'teki arkadaşını ziyaret edecektir. Ebru Hanım'ın arkadaşı, Karabük'ün Eflani ilçesinde oturmaktadır. Burdur'dan Eflani'ye doğrudan giden bir araç olmadığı için Ebru Hanım otobüsle belli yerlerde aktarma yaparak yolculuğunu gerçekleştirecektir. Ebru Hanım'ın yapacağı yolculukla ilgili bilinenler şunlardır:
- Yolculuğun tamamı otobüsle yapılacaktır.
- Ebru Hanım önce Burdur'dan Ankara'ya, sonra Ankara'dan Karabük'e, ardından da Karabük'ten Eflani'ye gidecek bir otobüse binecektir.
- Burdur-Ankara arası yolculuk 6 saat, Ankara-Karabük arası yolculuk 3 saat, Karabük- Eflani arası yolculuk ise 1 saat sürmektedir.
- Ebru Hanım, 3 Haziran 2026 Pazartesi günü sabah saatlerinde yola çıkmayı planlamaktadır.
Soru: Aşağıdaki biletleri inceleyerek bu biletlerin üstündeki bilgilerden hareketle Ebru Hanım'ın yolculuğunu en kısa sürede tamamlayabilmesi için alabileceği biletleri belirleyiniz. Bu biletlerin numaralarını alttaki ilgili bölümlere yazınız.
- Cevap:
Gelecek Derse Hazırlık
Soru: Daha önce okuduğunuz ve sizi duygulandıran bir şiiri arkadaşlarınızla paylaşmak üzere sınıfa getiriniz.
- Cevap:
8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Meb Yayınları Duygular Teması Sayfa 139-140-141-142-143-144-145-146 Eskici Metni Etkinlik Soruları ve Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.