Duygu Yüklü Mazi Hikaye
"Duygu Yüklü Mazi Hikaye" okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.
Duygu Yüklü Mazi Hikaye
Hayallerime sığmayan ve içimi yiyip bitiren resim çizme arzusu beni buralara kadar sürüklemişti. Hatırlıyorum da on dört yaşımda, arama motoruna ismim yazılınca "bir şair, bir yazar, bir ressam" olarak çıkacaktı insanların karşısına. Tam olarak hepsini halletmiş sayılmam ama altına imzamı attığım portrelerim var. Karakalem ile bütünleşmiş ruhum, yazdığım satırlar ile ahenk içinde işliyordu tarihe.
O zamanlar büyük bir hevesle yaptığım bu işler, büyüdükçe hayatım olmuştu. Kendi adıma çıkarttığım bir kitabımın olmasını o kadar çok istemiştim ki sonunda hayallerimi gerçekleştirebiliyor, kitabımı basıma hazırlıyordum. Aklıma gelen geçmişimle içim huzurla doldu. Sonunda başarıyordum. Elimde bir buket çiçekle okuduğum ortaokulun kapısında dikiliyorum şimdi. Bana en büyük desteği veren, çok güzel bir kalbe sahip olan, Türkçe öğretmenim Abdurrahman öğretmenimi ziyarete gelmiştim. Daima her konuda arkamızda olan, öğrencileriyle samimi bir öğretmendi zamanımızda. Tabi diğer öğretmenlerimin de yeri ayrıydı ama "Abdurrahman Öğretmen" başkaydı. Derin bir nefes alarak okulun bahçesine ilk adımımı attım. Ne zorluklarla antrenman yapardık burada. (Okul badminton takımında olduğum için okul bahçesinde her gün, öğle aralarında ve teneffüslerde antrenman yapardık.) Topu uçuran rüzgâr mı dersin yoksa sahanın ortasından koşup geçenler mi? Açık havada yaptığımız onlarca antrenmandan sonra pes etmemiş, 2017/2018 yılında Badminton küçük kızlar il birinciliği, 2019/2020 yılında ise yıldız kızlar il dördüncülüğünü kazanmış, adımızı okul tarihine yazdırmıştık. Tabi o dönemlerde olan küresel bir hastalık yüzünden ikinci dönem okula gidememiş, evden eğitim görmüştük. Bir sürü can kaybı yaşasak da çok şükür atlatabilmiştik. Yan taraftan gelen düdük sesi ile zor kopmuştum maziden. Banklarda oturan öğretmenlerimle uzun bir sohbetin ardından okul binasına girmiştim. Her köşesinde bir anım vardı. Sağ tarafa başımı çevirmiştim ve yenilenmiş nöbetçi masasıyla kesişmişti gözlerim. Aklıma gelenlerle ufak bir tebessüm peyda oldu dudaklarımda. Şubem dolayısıyla iki kere oturmuştum bu masaya ne kadar heyecanlıydım o günlerde. Bu seferde sol tarafa çevirdim başımı. Anında gözüme ilişen ödül köşesi göğsümü kabarttı. Olduğum yerde uzun bir iç çektim.
Büyük adımlarla ilerledim parıldayan köşeye. Kocaman bir tebessümle takımımın, kardeşimin ve diğer öğrencilerin başarılarını izledim bir süre. Ne güzel şeydi bu koridorlarda koşabilmek. Sonunda olduğum yerden hareket edip hemen giriş kattaki sınıfıma girdim. Dört yıl oturmuştuk bu sıralarda, değişmeyen tek sınıf bizimkiydi. Sekizinci sınıfta başkanlığını yaptığım sınıfımı süzdüm uzunca. Gözüm oturduğum sıraya takıldı sonra. Tekrar canlandı gözümde o zamanlar, yanımda oturan arkadaşım ve ön sıramızda tek başına oturup sefa süren ikiz kardeşim. Anılarımı hatırlayıp kahkaha atmama ramak kalmıştı ki öğrencilerden biri kolumu dürterek uyandırdı beni. Birkaçının sorusuna yanıt verdikten sonra gülümseyerek ayrıldım sınıftan. Yan tarafta olan merdivenleri ağır adımlarla çıkmaya başladım. Öğretmenler odasının olduğu kat, idare katı. Sakin bir şekilde süzdüm burayı da neredeyse her şey aynıydı. Öğretmenler odasına ellerinde test kitaplarıyla giren öğrenciler, müdürün odasının önünde kim girecek tartışması yapan alt sınıflar. Sanki bir perde inmişti gözlerime kendimi ve arkadaşlarımı görüyordum. Gülümsedim yine, kocaman gülümsedim. Elimdeki çiçeği daha narin tutmaya çalışarak odanın kapısını tıklattım ve ilk adımı attım içeriye. Gözüm bir bir takıldı öğretmenlerimin yüzlerine. İngilizce, fen, matematik öğretmenlerinin hepsinin yorulmuş ama hâlâ gülümseyen yüzlerine. Onları görünce dişlerimi göstererek gülümsemeye başladım bu sefer. Kalbimin hızına yetişemiyor, yerimde zıplayıp ağzımdan sevinç nidalarının dökülmemesi için büyük uğraş veriyordum. Hepsinin yanına uğruyorum teker teker, hepsine gülümsüyor, sarılıyorum. Aradan geçen yarım saat sonra derse giden öğretmenlerimle tek başıma oturuyorum koltuklarda. Birkaç dakika sonra teneffüs zili çalıyor, öğretmenlerim sırayla içeri giriyor. En arkada her zamanki kırmızı dosyası ile beliriyor "Abdurrahman Öğretmen’’im. Yerimden doğrulup hızlı adımlarla yanına ulaşıyorum. Attığım her adımda biraz daha gülümsüyorum. Sonunda beni fark edip tanımaya çalışıyor. Aklına gelen ismimle karşılıyor beni. Elimdeki çiçeği uzatıyor teşekkür ediyorum. Sonrası yılların hatırı ve özlemi.
"Duygu Yüklü Mazi Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)" ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok