Babamın Öğüdü Hikaye
"Babamın Öğüdü Hikaye" okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.
Babamın Öğüdü Hikaye
Ormanın denize bakan kesimine vardığımda hava çoktan kararmıştı. Aslına bakarsanız içim de bir o kadar karanlıktı. Kendime çalıların arasında bir yer buldum ve içim her daraldığında yaptığım gibi ayın denize yansıyan o ışıltılarına çevirdim yüzümü. Ufuktaki gemiler sanki anılarımı, hayallerimi, yaşadıklarımı anlatırcasına süzülüyorlardı denizde. Hatırlıyorum; daha toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma: "Ne zaman birini tenkit edecek olursan hatırından çıkarma Ali, herkes senin imkânlarınla gelmemiştir Dünya'ya." Tabi o zamanlar körpeydim. Bilmezdim neyin ne olduğunu. Babamın bu öğüdünü de yaşadıktan sonra anladım. Yaşadığım o an hâlâ daha dün gibi gözümde canlanır. 1987 yılıydı. Serin bir sonbahar gününde her zaman yaptığım gibi ortaokuluma doğru yola çıktım. O zamanlar afacandım. Yaramazlığı severdim. Sokaktaki simitçilere çarptığım, bakkal Veli Dayı'yı kızdırdığım anlar da olurdu. Okula vardığımda her zamanki gibi arkadaşlarım Hasan ve Sadık'la sınıfta hoca gelene kadar yaramazlık peşinde koşardık. Hoca geldi mi sıraya öyle bir hışımla otururduk ki ne ara ayaktaydık, ne ara oturduk kimse anlamazdı. Jet Ali idi lâkabım. İşte o gün de böyle bir gündü. İlk derse matematik hocamız Mehmet Bey girmişti. Kara tahtamızdaki denklemleri çözdürüyordu bize. Ben her zaman olduğu gibi ilk doğru cevabı veren kişi olurdum. Hem yaramaz hem de zekiydim. Birden ahşap sınıf kapımızda tok bir ses yankılandı. Tak tak tak. Hocamız kapıyı açtı. Karşısında idareci Selim Bey vardı. Onun önünde de hemen hemen bizimle aynı yaşta sarı saçlı bir kız çocuğu duruyordu. Öğretmenimiz Mehmet Bey, Selim Bey ile yaklaşık 5-10 dakika konuştu. Ben dahil sınıftaki herkes merakla başlarını çevirmiş, kapıya bakıyorlardı. Nihayet konuşma bitti. Selim Bey de arkasını dönüp gitti. Ama o kız gitmemişti. Hâlâ orada duruyordu. Sonra öğretmenimiz kızı usulca yanına çekti. Yavaşça kapıyı kapattı. Derin derin birkaç saniye düşündü. Sonra kıza bir not yazıp okuttu. Ve eliyle benim yanımı gösterdi. Kız başını salladı ve gözlerini kocaman açıp bana baktı. Masmaviydi gözleri. Öğretmenimiz yeniden benim yanımı işaret edince bir an duraksadım. Ama benim yanımda Hasan oturuyordu. Öğretmenimiz Hasan'ı benim yanımdan kaldırdı ve o kızı yanıma oturttu. Çok sinirlenmiştim. En iyi arkadaşım Hasan yanımdan gitmiş, yerine bu kız mı gelmişti yani. Bunu kendime yedirememiştim. Teneffüste herkes yanıma kız oturduğunu konuşup gülecekti. Olan olmuş, kız yanıma oturmuştu. Çekindiği her halinden belliydi. Ardından öğretmenimiz Mehmet Bey şöyle bir konuşma yaptı: "Çocuklar bugün sınıfımıza yeni bir arkadaşınız geldi. Adı Zeliha. Lütfen ona iyi davranın tamam mı çocuklar?" Ee tabii bizde haliyle tamam deyivermiştik ama içimdeki o öfke hala kendini gösteriyordu. Öğretmenimizin duyamayacağı bir şekilde hışımla "Niye geldin de benim yanımı buldun!" diye bağırdım ona. Oysaki o hiçbir şey olmamış gibi bana bakıp gülümsüyordu. Ben de tekrar ettim ve sonra tekrar... Hâlâ bana bakıyordu. Sonra eline bir kâğıt aldı ve yazmaya başladı. Kâğıtta aynen şunlar yazıyordu: "Benim kulaklarım duymuyor ve konuşamıyorum. Lütfen ne dediğinizi bu kâğıda yazabilir misiniz?" Ve sonra kâğıdı havaya kaldırdı. Ben de dahil bütün arkadaşlarım kâğıda hayretle bakıyorduk. Bu da neydi böyle? Ardından zilin sesi duyuldu. Hasan ve Sadık yanıma geldiler. Hasan ve ben çok sinirliydik. Onca işimiz varken bir de bununla mı uğraşacaktık! Üstüne üstlük öğretmenimiz Hasan'ın yerini değiştirerek bizi ayırmıştı. Çok üzgün ve bir o kadar da sinirliydim. Zil çalınca yerime isteksizce oturdum. Aradan 5 dakika kadar geçtikten sonra öğretmenimiz Mehmet Bey sınıfa girmişti. Kara tahtamıza bir denklem yazdı ve ilk bilene sakız vereceğini söyledi. Zeliha da bir yandan şöyle yazıyordu: "Öğretmen ne diyor?" Ben ona bilerek cevap vermedim. O da kâğıdı arka sıramızda oturan Fatma'ya gösterdi. Fatma da: "İlk bilene sakız verecekmiş öğretmenimiz." diye yazdı. Sonra Zeliha tamam der gibi başını salladı. Zaten sorunun cevabını ilk benim bileceğim belliydi. Ne uğraşacaktı ki? Daha konuşamayan biri bir denklem sorusunu nasıl çözebilirdi? Ardından öğretmenimiz denklemi yazdı. Ben hızlıca çözmeye başladım. O sırada yanımda bir hareketlenme oldu. Kafamı çevirdim ki, Zeliha soruyu cevaplamış, götürüyor. Ne oldu dersiniz? Mehmet öğretmenimiz Zeliha'nın elini açmış sakızı avucunun içine koyuyor. O an o kadar çok sinirlenmiştim ki Zeliha'nın kâğıdını alıp yırttım. Sonra başka bir kâğıda "Seni kimse sevmiyor! Zaten niye geldin ki?" yazdım. Zeliha bunu okuyup "Özür dilerim." yazdı ve yanına bir de üzgün surat çizdi. Açıkçası içim biraz burkulmuştu ama bu daha başlangıçtı. Ben ona gösterecektim. Derken, kazandığı sakızı elimi açıp avucuma bıraktı ve kâğıda bir kez daha "Özür dilerim." yazdı. Son derste ise öğretmen ödevleri söylerken kâğıda şunları yazmıştı: "Öğretmen ne ödev verdi?" Ben tabii ki de ona cevap vermemiştim. O da kâğıdı Fatma'ya gösterdi. Fatma da ona ödevleri tek tek yazdı. Okuldan çıkışta Sadık, Hasan ve ben bir plân yaptık ve Zeliha'yı takip ettik. Zaten duyamadığı için kendisini takip ettiğimizi de anlayamazdı. Sonra Zeliha evine girdi. Bu sayede Zeliha'nın evini de öğrenmiş olduk. Biraz bekledik. Zeliha'nın odasının ışığı yanmıştı. O an elime bir taş aldım ve Zeliha'nın penceresine hınçla fırlattım. Pencerenin camı tuzla buz oldu. Zeliha'nın annesi korkuyla perdeyi aralayarak camı kırık pencereden dışarıyı gözledi. Tabii biz çoktan tabanları yağlamıştık. Ertesi gün öğretmenimiz Mehmet Bey bunu kimin yaptığını sorduğunda hiçbirimizden çıt çıkmıyordu. Daha fazla tutamadım kendimi ve anlık bir cesaretle "Ben yaptım!" deyiverdim. Herkes şaşkınlık içinde bana bakıyordu. Bazı arkadaşlarım yaptığımdan dolayı bana kızıyorlardı. Her ne kadar Zeliha'nın işitemediğini bilsem de onun da bana baktığını hissediyordum. Yaptığımdan çok utanmıştım. O gün Zeliha'nın annesi okula geldi. Ardından annemi de okula çağırdılar. Tüm olanı biteni anneme anlattılar. Annem ve öğretmenim bana o kadar çok kızdılar ki az kalsın ağlayacaktım. Yer yarılsa da içine girsem diye düşündüm. Annem Zeliha'nın annesinden özür üzerine özür diliyordu. Ben ise hâlâ sinirle Zeliha'ya bakıyordum. Bir gün sonra Hasan ile Sadık yanıma gelerek, artık Zeliha'ya kötü davranmaktan ve tavır almaktan vazgeçtiklerini, böyle davranmaya devam edersem benimle konuşmayacaklarını söylediler. O anki sinirimle; "Ne yaparsanız yapın umurumda değil. Artık siz de benim arkadaşlarım değilsiniz!" dediğimi hatırlıyorum. Tüm bu yaşananlardan sonra Zeliha'ya olan kinim daha da artmıştı. Ne yapsam yanıma kâr kalacak gibi düşünüyordum. O gün okula erken gitmiştim. Tam sınıfa girecekken kapının aralık olduğunu fark ettim. Kafamı çevirip o aralıktan sınıfın içine baktım. Bir de ne göreyim: Zeliha eline aldığı bezle birlikte oturduğumuz sırayı siliyordu. Anlam veremedim. Dışarı çıkarak bahçedeki bankta biraz oturdum ve zil çalınca sınıfın yolunu tuttum. O gün de Zeliha'ya yine aynı şekilde kötü davrandım. Aradan birkaç gün geçmişti. Okula gittim ve sınıfa girdim. Tam sırama oturacakken masamın üzerine; "Ali! Senden nefret ediyoruz. Zeliha'ya neden böyle yaptın? Defol git sınıfımızdan! Seni hiç sevmiyoruz!" gibi bir sürü hakaret içeren yazı yazıldığını fark ettim. İşte o gün anladım ki; aslında Zeliha, ona tüm bu yaşattıklarıma rağmen sırf ben üzülmeyeyim diye okula erken gelerek sıranın üzerine yazılan hakaret içerikli yazıları bezle siliyordu. Maalesef o günden sonra bir daha Zeliha'yı ve maviş gözlerini hiç göremedim. Meğerse Zeliha'nın ailesi, ona daha fazla zarar verebileceğimi düşünerek kaydını başka bir okula almışlardı. Bu güne kadar içimdeki pişmanlık ve vicdan azabı ile özür dileyebilmek umuduyla Zeliha'yı çok aradım ancak bulamadım. Tüm bu yaşadıklarım hayatımın en büyük hatasıydı belki ama babamın bana verdiği öğüdün değerini çok daha iyi anlamama vesile oldu..."Babamın Öğüdü Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)" ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok