“Astronomi ve Uzay Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 80 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Astronomi ve Uzay Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 80

İnsan gözünün farklı dalga boylarındaki görünür ışığa karşı duyarlıklarının da farklı olduğu bilinmektedir. Gün ışığında sağlıklı bir insan gözü en çok 555 nm (nanometre) dalga boyundaki ışığa karşı hassastır. Bu dalga boyundaki yeşil ışığın diğer dalga boylarındaki ışıkla karşılaştırıldığında en yüksek "parlaklık" izlenimini oluşturduğunu gösterir. Geceleri insan gözünün hassaslığının tepe noktası 507 nm'ye kayar (Görsel 2.63). 1800 yılında William Herchel (Vilyım Hörşıl), beyaz ışık tayfındaki renkleri termometreyle incelediğinde her rengin farklı sıcaklık değerleri olduğunu gördü. Ancak asıl buluşu kırmızı rengin öncesinde de (kızılötesi bölge) sıcaklık farklılıklarını ölçme- siydi. 1801 yılında Alman fizikçi Johann Wilhelm Ritter (Yohan Vilhelm Riter), ışık tayfı kızılötesinde devam ediyorsa morötesinde de devam etmeli düşüncesinden hareketle gümüş klorürü kullanarak bir dizi deney yaptı. O yıllarda gümüş klorür çözeltisinin ışık ile karartılabileceği biliniyor ve fotoğrafçılıkta kullanılıyordu. Ritter yaptığı deneylerde gümüş klorür çözeltisine farklı renklerde ışınlar gönderdi ve ışığın kırmızıdan mora doğru gittikçe çözeltideki kararma süresinin kısaldığını gördü. Ritter'in bu durumun morötesi bölgede de devam ettiğini gözlemlemesi ile morötesi ışınlar bulunmuş oldu. 1. ünitenin elektromanyetik tayf konusunda gözle görülebilen ve görülemeyen ışınımların neler olduğu ve bunların dalga boyuna göre sıralaması anlatılmıştı. Bir ışın herhangi bir yüzeye çarptığında ışının bir kısmı yüzeyden yansıyabilir, bir kısmı yüzey tarafından soğrulabilir ve kalan kısmı da yüzeyden geçebilir. Yansıyan, soğrulan ve geçen ışın; yüzeyin yansıtabilirlik, soğurabilirlik ve geçirgenlik özellikleriyle ilgilidir. Koyu renkli cisimler açık renkli cisimlere göre ışığı daha fazla soğurur. Boşluk radyasyonu olarak da adlandırılan kara cisim ışıması, üzerine gelen tüm dalga boylarındaki ışını soğuran ve ardından enerjiyi yeniden yayan bir sistemin davranışını ifade eder. Yeniden yayılan bu enerji, sistemin özelliğidir ve sistem tarafından soğrulan enerjiye bağlı değildir. Yayılan enerji büyük ölçüde cismin kendi sıcaklığıyla ilgilidir (Görsel 2.64). Üzerine gelen tüm ışınları soğuran, teorik olarak ideal bir yayıcı ve soğurucu olan cisme kara cisim denir. Yıldızlar tüm dalga boylarında ışınım yapabildikleri için kusursuz olmasa da iyi bir kara cisim olarak ele alınır.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Astronomi ve Uzay Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 80 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.