“Aşağıdaki açık uçlu soruların cevabını ilgili alana yazınız.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Aşağıdaki açık uçlu soruların cevabını ilgili alana yazınız.

Aşağıdaki açık uçlu soruların cevabını ilgili alana yazınız.

  • Cevap: 

10. “Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme.” (Hicr suresi, 94. ayet.) Bu ayet tebliğin hangi aşamasına işaret etmektedir?

  • Cevap: Soruda verilen ayette, İslam dininin ve gerekliliklerinin artık insanlara anlatılması aşaması işaret edilmiştir. Tebliğ kelimesinin Türkçe karşılığı "Bildiri"dir. Tebliğ bir şeyi bildirmek, duyurmak anlamına gelir. İslamiyet'te ise tebliğ; doğru bilgiyi yani Allah'ın sözlerini, onun varlığını, ona nasıl ibadet edileceğini anlatmak ve tüm insanlara ulaştırmak anlamına gelir. Tebliğ, İslamiyet için peygamberlerde bulunması vacip görülen bir özellik, bir görevdir. Soruda Hicr suresinin 94. ayeti verilmiş. “Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme.” anlamına gelen ayette tebliğin hangi aşamasında olduğu sorgulanmış. Bu cümlelerde Allah'a ortak koşanlara yani şirke düşenlere aldırış etme, sen sana emrolunananı yap, deniyor. Emredilen şey ise gerçekleri yani Allah, tüm varlıkların yaratıcısıdır. Allah'ı bize tanıtır, neden yaratıldığımızı anlatır ve nasıl yaşamamız gerektiği öğretilir. Yani aslında ayette insanlara duyurulması söyleniyor. Artık korkmadan dini konuşma zamanı.

11. Mekke müşriklerinin Hz. Peygamber’i himaye ettiği için Haşimoğluları ve Müslümanlara uyguladıkları yaptırım nedir? Açıklayınız.

  • Cevap: Mekkeli Müşrikler, Hz. Peygamber’i himaye ettiği için Haşimoğluları ve Müslümanlara “boykot” uygulamışlardır. “Boykot” sözlük anlamları şu şekildedir; 1. Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma. 2. Bir kimse, bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme.

12. Hz. Peygamber’in Medine’de, tebliğine yönelik yaptığı çalışmaları kısaca yazınız.

  • Cevap:

Sorumuzu şu şekilde cevaplandırabiliriz.-Hz. Peygamber İslam'ı tebliğ için çok çalışmış, zorluklara katlanmıştır. Hz. Peygamber Medine'de tebliğ için çalışmalar yapmıştır.

Hz. Peygamber Medine'de tebliğ yapacağı, kişilerle birlikte namaz kılıp ibadet edeceği, İslam üzerine sohbet edeceği bir mescid yaptırdı. Bu mescidde aynı zamanda eğitim ve öğretim verilecekti. Peygamberimizin İslam'ı tebliğ için yaptırdığı bu mescidin ismi MESCİD-İ NEBEVİ'dir.

Hz. Peygamber Mescid-i Nebevi'de kişilere İslam'ı tebliğ ediyor ve Kuran surelerini öğretiyor, açıklıyordu. Tebliği kabul için gelen Arap kabilelerinden insanları mescidin bahçesinde ağırlıyor, onları karşılıyordu.

Medine'de olan insanlar arasındaki karışıklıkları düzenlemiş ve barış sağlamıştır. Müslümanların Müslümanlara karşı düşmanlık beslemesini istemiyor, bu nedenle bu sorunlara çözüm buluyordu. Mekkeli kişilerin Medineli kişilerle arkadaş, kardeş olmasını istiyordu. Kişiler arasında paylaşmayı, kardeşliği ve yardımlaşmayı sağladı.

Hz. Peygamber Medine'de İslam'ı tebliğ süresinde şöyle buyurmuştur ; “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de mümin olamazsınız.

13. Hz. Peygamber’in namaz kıldırırken cemaatin durumunu dikkate alması, tebliğinde kullandığı hangi temel ilkeyle açıklanır?

  • Cevap: Peygamber Efendimizin bir hadisinden bahsederek bu durumu açıklayabiliriz. "İnsanlar! İçinizde nefret ettiren kimseler var! Kim imamlık yaparsa, namazı kısa kıldırsın; zira arkasındaki cemaatin içinde yaşlısı var, çocuğu var, iş güç sahibi olanı var." Peygamber Efendimiz, insanları dine davet etmek ile görevliydi. İnsanlara dini anlatmak ve insanları dinden, yaratıcılarına ibadet etme isteğinden soğutmak istemiyordu. Her şeyin bir yeri ve zamanı vardı. İbadet edilmesi gereken zamanda ibadet edilmeli ve çalışmak gerektiği zamanda da çalışılmalıydı. Bu sebeple Peygamber Efendimiz, namazı çok uzun kıldırmamayı tavsiye etmiştir. Peygamber Efendimiz, görevi olması sebebi ile insanlara dini sevdirmek ister. Bu görevi ona Allah (c.c.) verdiği için bir ilke gibi davranır.

14. Hz. Peygamber’in tedricilik ilkesine uygun davranışlarını örneklerle açıklayınız.

  • Cevap:

Tediricilik kavramının terim anlamı; dinî hükümlerin kademeli olarak gelmesine denir. Hz. Peygamber’in tedricilik ilkesine uygun davranışlarını örneklerle açıklayınız: “Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden de içki ve güzel bir rızk edinirsiniz. İşte bunda da, aklını kullanacak bir kavim için hiç şüphesiz bir ibret vardır.” (Nahl sûresi, 16/67. ayet)

“Daha önce kabir ziyaretini size yasaklamıştım; artık kabirleri/mezarları ziyaret edebilirsiniz. Daha  önce kurbanların etlerini üç günden fazla elinizde tutmanızı size yasaklamıştım; artık uygun gördüğünüz kadarını  elinizde tutabilirsiniz. Daha önce tulumdan başka herhangi bir kaptan şerbet içmenizi yasaklamıştım; artık bütün  kaplardan içebilirsiniz, fakat sarhoş edici olanından içmeyin.” (Müslim 3/65, 6/82, Ebu Davud 2/72, 131, Beyhaki 4/77, Nesei 1/285, 286, 2/329, 330, Ahmed 5/350, 355, 356, 361)

'‘Selam sizlere ey mü’min topluluklar yurdunun sakinleri! Bizler ve siz yarın vaat olunduklarınız da belli bir zamana kadar ertelenmişizdir. Şüphesiz ki, bizler de inşallah size kavuşacağız. Allah’ım Baki’de bulunanlara mağfiret et’ derdi.”  (Müslim 3/63, Nesei 1/287, İbnu’s-Sünni 585, Beyhaki 4/79, Ahmed 6/180)

15. Hz. Peygamber’in tebliğinde kullandığı maddi vasıtalar nelerdir?

  • Cevap: Hz. Peygamber, davet mektuplarını kişileri İslam dinine davet etmek için yazmıştır. Hz. Muhammed, davet mektuplarından birini de Bizans İmparatoru Herakleios (Herakliyus) ' a yazmış ve göndermiştir.

Peygamberimizin Herakliyus'a yazdığı mektupta şunlar yazar; "Rahman, Rahim olan Allah'ın adıyla. Allah'ın kulu ve resulü Muhammed'den Rumlar'ın büyüğü Herakliyus'a. Selam doğru yola girene olsun. Seni İslam'a çağırıyorum.

Herakliyus peygamberin elçisini kabul etmiş ve onu hediyeler ile geri göndermiştir. Dönemin büyük imparatorlarına da davet mektupları gönderilmiştir. Davet mektupları davetçiler yani elçiler aracılığı ile gönderildi. Hz. Muhammed İslam'a davet mektuplarını Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde yaşayan büyük kabile başkanlarına, reislerine de göndermiştir. Peygamberimiz herkesi kibar ve nazikçe İslam'a davet etmiştir. İslam hoşgörü dinidir.

 

16. Hz. Peygamber’in “Emin” sıfatının sahabenin İslam’ı kabul edişinde oynadığı rolü kısaca açıklayınız.

  • Cevap: Hz. Peygamber, güvenilir oluşuyla Mekke’de ün salmıştı. Bu nedenle O’na “Muhammedül emin” denilmişti. Efendimizin güvenilir olması insanların İslam’ı kabul etmesinde önemli rol oynamıştır. Çünkü, insanlar daha önce hiç yalan söylememiş, kimseyi aldatmamış Efendimizin yalan söylemeyeceğini ve onları kandırmayacağını biliyorlardı. Bu yüzden O’na gönül rahatlığıyla inanıyorlardı.

17. Mekkeli Müslümanların Medine’ye davet edilmesinin sebepleri nelerdir?

  • Cevap: Hz. Muhammed'in peygamberlik sıfatını aldıktan sonra İslamiyet'i Arabistan'da bulunan Mekke şehrinde öncelik olarak ailesine yakınlarına daha sonra da Mekke halkına yaymak istemişti. Herkesi Müslümanlığa teşvik etmeye çalışarak İslam dinine davet etti. Bunun sonucunda bu kişilerin bir kısmı İslamiyet'i kabul görerek ona inandı ve Müslüman oldu. Bu durumun yanı sıra ona karşı çıkan kişilerde vardı. Karşı çıkmalarının sebebi yaşadıkları coğrafyanın ve hayatlarının üzerinde düşündüğü menfaat çıkarlarıdır. Bu kişiler özellikle bu coğrafyada üstün tutulup saygı gösterilen insanlardı. İslam dinine ve Hz. Muhammed'e karşı çıkan bu kişiler dine ve Müslümanlara zarar vermek için kötülük yapıyorlardı. Kendi varlıklarını ve üstünlüklerini kaybetmemek için İslam'a inanan müminlere eziyet etmekteydiler. Bu durumdan bağımsız bir şekilde Medine'de de yayılan İslam dini giderek daha da güçleniyordu. Mekkelilerin bu durumundan rahatsız olan Medine'deki Müslümanlar, Mekke'deki Müslümanları daha rahat etmeleri ve kötülükten kaçmaları için Medine'ye davet etmiştir. Hicri 622 yılında Mekkeli Müslümanlar Medine'ye 'Hicret' adıyla da bildiğimiz göçü meydana getirmiştir.

18. “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmrân suresi, 104. ayet.) Bu ayet, tebliğ faaliyetlerinde peygamberlerin dışında kimi sorumlu tutmaktadır?

  • Cevap: Halifeler, sahabiler, Müminler.

19. Hz. Hatice’nin vahiy sürecinde Hz. Peygamber’e desteğini gösteren tutumunu kısaca açıklayınız.

  • Cevap: Hz. Hatice, Hz. Muhammed'in eşi ve ilk Müslümanlardan bir tanesidir. Hz. Muhammed'in güzel ahlakını, dürüstlüğünü en yakından bilen kimselerden biridir. Hz. Muhammed'e ilk "Oku!" emri geldiğinde Hz. Muhammed, korku içerisinde Hz. Hatice'nin yanına gelerek kendini örtmesini istemiştir. Bir müddet sonra durumu Hz. Hatice'ye anlatmış ve kendinden korktuğunu ifade etmiştir. Hz. Hatice ise Hz. Muhammed'i şu sözlerle teselli etmiştir;

    “Öyle deme! Yemin ederim ki Allah hiçbir zaman  seni utandırıp üzmez. Çünkü sen akrabanı gözetirsin,  doğru konuşursun, işini görmekten aciz  kimselerin elinden tutarsın, yoksulları kayırırsın, misafirleri ağırlarsın, haksızlığa  uğrayan kimselere yardım edersin.”

    Hz. Muhammed'e ilahi emri insanlara aktarması emrolunduğunda, Hz. Hatice eşini tereddütsüz olarak kabul etti ve onu destekledi.

11. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Cevapları MEB Yayınları Sayfa 39 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.