Anayurt Kitap Özeti Fernando Aramburu
Edebiyat severler Fernando Aramburu'nın yazmış olduğu Anayurt kitap özet ve yorumuna bakmaya ne dersiniz?
Fernando Aramburu Anayurt Kitap Özeti
“Anayurt” 2019 yılında Kafka Kitaptan çıkan 608 sayfalık bir kitap. “Anayurt” kitabı Dünya Edebiyatı’nın usta ve popüler yazarlarından olan Fernando Aramburu tarafından kaleme alınmış. “Anayurt Özeti”ne baktığımızda Bir grup silahlı insanın bir vatanın kime ait olduğuna, kimin onu terk etmesi ya da yok olması gerektiğine karar vererek işlediği bu cinayetlerin anlatıldığını görüyoruz.
Kitaptan Küçük Bir Bölüm
…yokuştan inerken Ertzaintza köprüyü trafiğe kapattığını gördü. Hızla akan kirli suyun korkuluk duvarını aşmasına iki parmak mesafe kalmıştı. Ne görüntü ama! Su neredeyse köprüyü aşacak haldeyse daha alçakta kalan bostana neler yapmamıştır? Bir ev sırasının ardından geriye döndü. Çünkü tabii, nehrin taşması bir şey, taşmanın yanı sıra yerinden sökmesi, sürüklemesi ve mahvetmesi başka bir şey. Bir zile bastı, ağzını otomata yapıştırarak niyetini anlattı, kapıyı açtılar. Ve arkadaşının evinde, nehre bakan balkonda: “Hay canına yandığım, bostanım nerede?”
Ağaç gövdeleri batma tehlikesi yaşayan kanoları andırıyordu; dallar südü kahve rengindeki suya dalıp çıkıyordu; leş gibi bir bidon, kukla gibi zıplayıp duruyordu; ayrıca hızla hareket eden plastikler ve nehrin öfkesinden güçlü bir yosun ile küf ve çürük kokusu yükseliyordu. Arkadaşı, belki de Joxianın sızlanmalarını bastırmak için, parmağıyla nehrin karşı yakasını işaret ediyordu: “Ötedeki Arrizabalaga kardeşlerin atölyesine bak. Mahvoldular.” “Tavşanlarım gitti be, ağzına sıçayım ”
“Bu onlara bir servete mal olacak.”
“O kadar çok emek vermiştim ki. Kafesleri bile kendim yaptım. Saatlerce çalıştım!”
Birkaç gün geçti, yağmur durdu, nehrin debisi alçaldı. Joxian’ın lastik çizmeleri bostanın gevşemiş toprağına bileğe kadar batıyordu. Çamurla kaplı ağaçlar dayandı, fındık ağaçlarıyla bir mucize eseri ya da sağlam kökleri nedeniyle asmalar da öyle. Geri kalanların durumu içler acısıydı. Nehrin kenarında sınır oluşturan bahçe duvarı kökünden sökülmüş, yok olmuştu. Ne bir domates ne de pırasa kalmıştı. Su akıntısı aşağı kısımda nehrin kenarındaki genişçe bir toprak parçasını üstünde bulunan her şeyle birlikte alıp götürmüştü: frambuazlar, bektaşiüzümleri, kalla zambaklarının txokosx ve gül fidanları. Kulübede bir duvarın keresteleriyle asbest çatı eksikti. Tavşanlar kafeslerindeydi, çamura batmış, şişmiş, ölü. Alederin ne halde olduğunu kimbilir.
O günlerde Joxian, boş kaldığında yemek odasındaki kanepeye oturup dirseklerini bacaklarına, başını da ellerinin arasına yaslıyordu. Bir keder heykeli. Soru soruyorlardı, cevap vermiyordu.
Fernando Aramburu’ nın kaleme aldığı Anayurt tavsiye ettiğimiz kitaplardandır.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok