

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Sayfa 92

“9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 92 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 92
Ders İçi Çalışma
Soru: Verilen hikâyeyi okuyup sizden istenen çalışmaları yapınız.
HERKESİN DOSTU
O nev-i şahsına münhasır adamla tanışmam pek basit bir şekilde oldu. O sıralarda küçük bir şehirde oturuyordum ve bir gün ikindi vakti köpeğimi gezdirmeye çıkmıştım. Birdenbire köpek acayip hallere girmeye başladı: Delicesine yerlerde yuvarlanıyor, inleyip uluyarak ağaçlara sürtünüp duruyordu.
Hayvana ne oldu diye düşünürken yanımda birinin yürüdüğünü farkettim: Otuz yaşlarında, yoksul kılıklı, yakasız, şapkasız bir adamdı. Dilenci sandım, elimi cebime götürmek üzereydim. Fakat yabancı adam, eski bir dostunu görmüş gibi açık mavi gözleriyle bana sakin sakin gülümsedi. Köpeği göstererek:
— Zavallıya bir kene musallat olmuş, dedi. Gel, şunu çıkaralım.
Teklifsiz ahbaplarmışız gibi benimle senli benli konuşuyordu, fakat o kadar tatlı bir bakışı vardı ki, teklifsizliğinden alınmadım. Bir tahta kanepeye doğru yürüdük, yanma oturdum. Keskin bir ıslıkla köpeği çağırdı.
Tuhaf değil mi, yabancılardan daima sakınan Kaspar bu daveti iyi karşıladı: Gelip başını yabancının dizi- ; ne koydu, o da, uzun hassas parmaklarıyle hayvanın postunu yoklamaya koyuldu. Nihayet memnun bir tavırla, “Ah!..” dedi ve bir ameliyeye girişti. Canı yanmış olmalıydı ki köpek birkaç kere inledi. Ama hiç de kaçmaya çalışmadı. Birdenbire adam onu salıverdi.
Gülerek ve havada bir şey göstererek: *
— İşte, dedi, şimdi kaçabilirsin civanım!..
Köpek tabanları yağlarken, yabancı kalktı ve bir baş işaretiyle “Allahaısmarladık” diyerek gitti. Gidişi o kadar ani olmuştu ki, zahmetine karşılık kendisine bir şey vermeye, hatta teşekkür etmeye bile vakit bulamamıştım. Geldiği gibi, aynı sakin ve kararlı haliyle sessizce uzaklaşmıştı.
Eve dönünce, hâlâ bu adamın acayip hareketini düşünüyordum. Bu olayı ihtiyar aşçıma anlattım.
— Anton’dur, dedi. O her şeye yetişir.
Mesleğinin ne olduğunu, hayatını kazanmak için ne iş gördüğünü sordum. Soruma şaşmış gibi:
— Hiç, cevabını verdi. Meslek mi? Ne yapacak mesleği o?
— Canım geçinmek için herkesin bir mesleğe ihtiyacı yok mu?
— Anton’un yok. Herkes ona lazım olan şeyleri candan çıkarıp verir. Paraya kıymet vermez o. İhtiyacı yoktur paraya.
Doğrusu şaşılacak şeydi. Dünyanın bütün öteki şehirlerinde olduğu gibi kasabamızda da her dilim ekmeğe, bir bardak suya karşılık para ödemek şarttı. Bir yatakta yatmak, sırtını örtmek için de gene para lazımdı. O yıpranmış pantolonlu adam böyle bir kanuna karşı gelip gene de dertsiz, kaygısız yaşamayı nasıl başarıyordu?
• Esrarlı metodunu keşfetmeye karar verdim ve aşçınm doğru söylediğini farkettim. Anton dedikleri adamm hiçbir belli işi yoktu…
- Cevap: Bu etkinliğin cevabı diğer sayfadadır. (Bkz. sayfa 94)
9. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 92 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
Yeni Yorum