“9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 80 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 80

“Olacak rezalet mi bu? Bari bundan sonra teller de meyve versin! Biz burda mesaiden iktisat etmeye bakıyoruz. Bu direk kalkmış, dal budak salıyor. Bütün direkler dal sürecek olsa, budamaya adam mı yeter?”Sonra maiyetindeki mühendislere dönüp;“Kesilsin” diye ferman etti.Derhal merdivenli otomobil geldi. Adamlar tellerle izolatörleri bir başka direğe aktarıp yapraklısını yere yıktılar.Fabrikatör bir balta kapmış, direğin kök bağlamış ziftli kısmına, yaprak açmış körpe dallarına vuruyor, vuruyordu. Hırsını bununla da alamadı, direği adamlarına kuşbaşı kuşbaşı doğrattı. Bu parçaları dahi ortada bırakmaktan korkuyordu. Ne olur ne olmaz; bir dahaki bahar yine kimbilir ne madik oynardı. Direğin enkazını orada, güzünün önünde, bir güzel yaktırdı ve küllerini toplatıp denize attırdı. Gerçi ihtiyar kavak şimdi de dalgalara karışıp sahile vurabilir, buhar olup yağmur tanesi şeklinde yine sevdiği kırlara yağabilirdi. Fakat fabrikatörün aklı o kadar incesine pek ermiyordu. Bu itibarla memnun ve mesrur, ellerini yıkayıp dairesine, mayonezli levrekle fasulye pilakisi yemeye gitti.O gece çiçekler sabaha kadar kan ağladılar. Kuşlara gelince, onlar da ilkin ah u vah ettiler ama sonra baş başa verip bu harekete bir misilleme çaresi aradılar.Bir ağaçkakan, “İntikam!” diye bağırdı. Serçelerin en yaşlısı, “Peki ama nasıl?” diye sordu. Canı tatlı bir saksağan, “Herifler dişlerine kadar silahlı ” dedi. “Toptan gitsek hepimizi vururlar.” Tecrübeli baykuş, “Bir fedai seçeriz” diye teklif etti. “İçimizden biri...”Daha sözünü bitirmemişti ki, ihtiyarın avcundan yem yemiş bir ibibik kuşu “Ben giderim” diye atıldı, “yarın zaten fabrikanın açılış töreni var. Ben hepinizin intikamını alır, icap ederse bu uğurda seve seve ölürüm.”Ertesi gün, daha sabahın erken saatinde, fabrikada bir faaliyettir başladı. Her pencereden bir bayrak sarkıyor, her tarafta allı, morlu, yeşilli, beyazlı kurdeleler dalgalanıyordu. Bacalar bile gemi direkleri gibi flamalarla süslenmişti. Bir bando durmadan marşlar çalarken, hususi otomobiller de davetlileri getirip anfiteatr şeklinde hazırlanmış tribünlere bırakıyordu.Ne davetliler vardı ne davetliler. Erkeklerin çoğu silindirli ve jaketataylı idiler. Kadınlar ise beyaz elbiseler, geniş kenarlı hasır şapkalar giymişlerdi.Bir ara bando durdu, ses kesildi. Ve ön sırada oturan tıkız fabrikatörün ayağa kalkıp önüne mikrofonlar yerleştirilmiş kürsüye doğru ilerlediği görüldü. Adam ağır ağır basamağı çıktı. Notlarını önüne açıp, ‘‘öhö, öhö” diye sesini ayar etti. Sonra;“Sayın vekil bey, muhterem davetliler. ” diye söylevine başladı.Saklandığı pervazdan aşağısını gözleyen ibibik kuşu, ‘‘İşte tarihi an geldi’’ diye söylendi.Seke seke pervazın üzerinde ilerledi ve tam fabrikatörün dazlak başına nişan alıp, bir güzel pisledi. Gerçi, ibibik kuşu olmak sıfatıyla esasen çok kolay defi hacet ederdi. Fakat o, sadece bu kabiliyeti ile yetinmemiş, bu tarihi günün şerefine bir gece evvelinden küf tutmuş kendir tohumu yiyip üzerine bol miktarda deniz suyu içmişti. Bu itibarla sabah beri büyük sancılar bahasına katlandığı hamulesini şimdi durmadan, dinlenmeden aşağı boşaltıyordu.

  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır. 

9. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 80 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.