“7. Sınıf Türkçe Çalışma Fasikülü 3. Ünite Cevapları Sayfa 14” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

7. Sınıf Türkçe Çalışma Fasikülü 3. Ünite Cevapları Sayfa 14


24, 25 ve 26. soruları aşağıdaki metinden hareketle yanıtlayınız HAYATI TANIMAK Hikâyeci Sait Faik için anlatılan bir anı vardır. Kendisinin iyice tanındığı yıllarda bir başka yazar daha çıkmış. Yazarlar arasında rekabeti, kıskançlığı, atışmayı seven ve bunu her fırsatta körükleyen birileri, Sait Faik'e bu yeni palazlanan yazardan bahsederek fikrini sormuşlar. O da: - Bırak canım, adam daha balıkların adlarını bilmiyor; ondan hikâyeci olmaz, demiş. Hikâyeciler ve hikâye yazmaya heveslenenler bir yana; insanlar -bilhassa gençler- yaşadıkları ortamı, çevreyi tanımak konusunda çok isteksiz. Balık dedik mesela, çinekopla lüferi fark edemiyor. Çok meşhur olduğu için hamsi ile balinayı biliyor belki ama ötekiler için sadece "Canım, alt tarafı balık işte!" deyip savuşuyor. Ağaçları tanımıyor. Belki kavak ile çamı tanıyor ama dişbudak ile karaağacı, servi ile mazıyı, akçaağaç ile akasyayı ayırt edemiyor. Hele iş bunların çeşitlerine gelince büsbütün şaşırıyor, "Ağaç değil mi, hepsi de bir." deyip geçiyor. Kuşları tanımıyor. Ayakaltında dolaştıkları için belki martıyı, güvercini, serçeyi tanıyor. Artık evlerde çok yaygınlaştığından muhabbet kuşunu biliyor ama ispinozla, floryayı ayırt edemiyor; sakayı hiç bilmiyor, alakarga ile karakarga arasındaki farkı görmesi mümkün değil. Onların hepsine birden "kuş" diyor. Yazdığı zaman "Ağacın dalına bir kuş kondu." diye yazıyor. Oysa bu cümlede ağacın ıhlamur, kuşun da bülbül olduğu belirtilmiş olursa manzara büsbütün değişecek demektir. Ihlamurun o sağlam, düzgün gövdesi, o güzelim çatısı, koyu gölgesi içimizi serinletir; hele çiçek açma mevsiminde ise etrafa kokular yayılır. Ansızın bülbülün sesini duyarız. Adam çiçeklerden bahsediyorken sadece "çiçek" diyor. Ha menekşe ha nergis, fark etmiyor. Tabiata karşı bu yaklaşım içinde olanlar insanları da aynı gözle görüyor. Esmerle sarışın arasında fark kalmıyor. Uzun boylu, kısa boylu, şişman, zayıf önemli değil. "Önemli değil." diyor. "Takma kafana." diyor. Bütün bunları "ayrıntı" olarak görüyor. Ve hayatın cahili olarak kalıyor bir köşede. Ona birileri "İşte güzel budur." diye gösteriyor, "İşte doğru olan budur.", "İşte bu barbunya, bu da ayşekadın." diyor. O da "Peki; aldım, kabul ettim." diye kafa sallıyor. Ne kendini ne de çevresini tanıdığı için sürekli başkalarının ağzından çıkacak olana dikmiş gözlerini, açmış kulaklarını bekliyor. Tanımadığı için gerçek manada ne çevresini sevip benimseyebiliyor ne de bir seçim yapabiliyor. Ne düşüncesi gelişiyor ne de zevki.
24. Sait Faik Abasıyanık’ın, balık adlarını bilmeyen yazarı eleştirmesinin asıl nedeni nedir?
  • Cevap: Yazarlar eserlerini kelimelerle oluşturur. Duygu ve düşüncelerini yazıya dökerken kelimelerden yararlanır. Nitelikli bir yazarın kelime hazinesi çok zengin olmalıdır. Olayları, durumları, nesneleri anlatırken kelime sıkıntısı çekmemelidir. Balık adlarını bilmeyen bir yazarın deniz ile, balıkçılık ile, yemekler ile ilgili güzel bir yazı yazması mümkün değildir. Dolayısıyla iyi bir yazar olması da mümkün değildir.

25. Metne göre “hayatın cahili” olmak ne demektir?
  • Cevap: Metne göre “hayatın cahili” olmak yaşadığı çevreyi ve ortamı tanıyamamaktır. Çevresindeki varlıkların farklarını ayırt edememek, onların isimlerini bilmemektir.

26. “Hayatın cahili” olmanın ne gibi olumsuz sonuçları vardır?
  • Cevap: “Hayatın cahili” olmanın olumsuz yönleri içinde yaşadığı toplumu sevip benimseyememek ve doğru seçimler yapamamaktır. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt edememektir. Düşünce ve zevk anlamında yeterli olgunluğa ulaşamamaktır.

7. Sınıf Türkçe Meb Yayınları Çalışma Fasikülü 3. Ünite Cevapları Sayfa 14 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.