“5. Sınıf Türkçe Çalışma Fasikülü 5. Ünite Cevapları Sayfa 7” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

5. Sınıf Türkçe Çalışma Fasikülü 5. Ünite Cevapları Sayfa 7


8. Aşağıda bazı atasözleri, bu atasözlerinin anlamları ve ortaya çıkış hikâyeleri verilmiştir. Hoca; bir gün geç vakitte bir eve misafir olur. Ev sahipleri akşam yemeklerini çoktan yedikleri için Hoca’ya sofra kurmak akıllarına gelmez. Hoca; karnım aç, diyemez. Sabah doyururlar karnımı nasıl olsa, diye düşünür. Kahveler, şerbetler içildikten sonra yorgundur diye Hoca’yı götürüp odasına yatırırlar. Yatak rahat, yorgan sıcak, Hoca yorgun ama karnının gurultusu yok mu? Bir türlü uyutmaz Hoca’yı. Sağa döner olmaz, sola döner olmaz. Kalkıp dolaşmaya başlar odanın içinde. Gürültüye uyanan ev sahibi koşup gelir telaşla: — Hayırdır Hocam, bir şey mi oldu, nedir sizi uyutmayan? Karnının gurultusunu bastırmaya çalışan Hoca, kibarlığı yine elden bırakmadan der ki: — Benim için mükemmel bir yatak hazırlamışsınız, sağ olun ama ---. İstanbul’daki Fatih Medresesi’nin her odasında dört beş talebe beraber kalırmış. Bu talebeler memleketlerinden getirdikleri fasulye, bulgur, mercimek, nohut vesaireyi beraber pişirirler; beraber yerler ve her hafta içlerinden birisi nöbet tutarak bu işleri yaparmış. Geceleri ders çalışmak için yaktıkları mumların parasını da aralarında toplayıp o haftaki nöbetçi talebeye verirlermiş. Bu talebelerden birisi çok açıkgözmüş. Her gece şamdanların dibinde kalan kırıntı mumları toplar, eritir ve onlardan uydurma bir mum yaparak parayı cebine indirirmiş. Fakat onun yaptığı mum, yeni mumlar gibi odayı uzun müddet aydınlatamaz; erkenden sönermiş. İşin farkına varan arkadaşları, bir gece yine yatsı namazından sonra karanlıkta kalınca hesap sormaya başlarlar: — Biz sana para verdik, ne diye mum almadın? — Aldım işte, ne yapayım mumlar küçülmüş, bu kadar yanıyor. İçlerinden birisi: — Tabii o kadar yanar çünkü "----." demiş. Yaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyordu, kocası da her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor, onunla geçiniyorlardı. Bakkal ise adamın getirdiği tereyağını hiç tartmadan tezgâhına koyuyor ve satıyordu. Ancak bakkal bir gün şüphelendi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi. Ertesi sabah yaşlı adam elinde tereyağı içeri girdi. Bakkal sert bir bakışla: — Bir daha senden tereyağı almayacağım, dedi. Yaşlı adam üzülerek: — Efendim bir yanlışım mı oldu, dedi. Bakkal: — Efendi senin bana verdiğin tereyağını tarttım 900 gram geldi, ayıp değil mi bu yaptığın, dedi. Yaşlı adam utanarak başını yere eğdi: — Efendim bizim terazimize koyacak ağırlığımız yok, sizden bir kilo şeker almıştık onu ağırlık olarak kullanıyoruz, dedi. Bakkal, utancından ne yapacağını şaşırdı ve yaşlı adamdan özür diledi Sonuç olarak bakkalın yaptığı sahtekârlık yanına kâr kalmamış, yaptığı hile ona geri dönmüş ve ----. Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar Hoca'nın etrafını sarmışlar. Hepsi de Hoca'ya birer düdük ısmarlamış ama para veren olmamış. Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiş. Çocuklardan yalnız biri, elinde para olduğu hâlde, Hoca’ya şunları söylemiş: — Şu parayla bana bir düdük getirir misin? Hoca akşama doğru pazardan dönmüş. Yolunu bekleyen çocuklar, hemen Hoca’nın etrafını sararak düdüklerini istemişler. Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çıkarıp kendisine para veren çocuğa uzatmış. Ötekiler bağırmaya başlamışlar: — Ya bizim düdükler nerede? Hoca’nın cevabı kısa ve anlamlı olmuş:
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

5. Sınıf Türkçe Meb Yayınları Çalışma Fasikülü 5. Ünite Cevapları Sayfa 7 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.