12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınevi Sayfa 142 ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 142 Cevapları Anka Yayınevi

Boş teldolap, boş torbaların yığıldığı yeşil sandık gözünün önüne geldi: “Ah, nasıl oldu? Nasıl olur?” diye dişlerinin arasından mırıldandı. Yumrukları imkânsızlıkla sıkıldı. Hiçbir çare yoktu; hayatları belki daha kötüleşecek, fakat asla daha iyi olmayacaktı. Yusuf, sırtında ne büyük bir mesuliyet taşıdığını şimdi yavaş yavaş anlamaya başlıyor ve bunun altında eziliyordu. Aşağıdan doğru mırıltılar duydu. Şahinde’nin perde perde yükselen sesinin yanında Muazzez’in yalvarmaya benzeyen sözleri duyuluyordu. Fakat konuşulanlardan bir şey anlamaya imkân yoktu. Yusuf kapıya yaklaşınca Muazzez’in: “Anneciğim, Allah aşkına sus!” dediğini işitti. Eliyle kapıya sarılarak dişlerini sıktı: “Ah bu kadın!..” dedi. Sonra ona kızmaya hakkı olmadığını, Şahinde’nin böyle yapmakta büsbütün haksız sayılmayacağını düşündü. Kadın, damadının evi doyurmasını pek tabii olarak ister ve kızını böyle bir kocaya verdiği için elbette üzülürdü. Alıştığı hayatı yaşatabileceğini aklı kesmeden bir kaymakam kızını, hem de kaçırmak suretiyle, alan erkek, kaynanasının her türlü iğnelemesine layıktı. Yusuf: “Ne yapmalı?” diye düşündü. Bu sefer bu “ne yapmalı?” suali bir bardak zehir gibi kafasından vücuduna doğru döküldü. Bir müddet evvel gene onu işgal eden düşünceler bugünkü dertlerinden çok farklıydı. Bugün ilerisini, hayatının alacağı istikameti, mesleğinin kendine uygun olup olmadığını düşünmüyordu. Bugün çaresi bulunması icap eden şeyin bir gün beklemeye bile tahammülü yoktu. Fakat ortada yapılacak bir şey de yoktu. Yusuf bütün vücudunun demir çemberlerle sarıldığını zannederek kımıldadı. Yüzü, pis bir şeyin üzerine tükürüyormuş gibi, tiksinen bir ifade almıştı. Bütün bu sıkıntıları kendine layık bulmuyordu. Sanki içinde ayrıca yaşayan bir başka Yusuf vardı ve o, bu ekmek parası için çırpınan, fakir köylülerden vergi almak için bağırıp çağıran zavallıya istihfafla bakıyor ve ondan iğreniyordu. Gitgide artan ve gitgide maddileşen bir bulantıyı geçirmek için Yusuf tekrar geriye, odaya döndü ve pencerelerden birini açtı. Bu aralık aşağıdan Muazzez’in sesi duyuldu: “Yusuf, sofraya gel!” Ağır ağır merdivenleri indi. Havalar serinlediği için, iki yerde ateş yanmasın diye yemeği mutfakta yiyorlardı. Bakır sininin ortasında bulgur pilavı tenceresi duruyordu. Herkesin önüne birer parça kuru ev ekmeği konmuştu. Yusuf: “Ben geldiğim zaman birkaç kaşık pilav yemiştim, iştahım kapanmış!” dedi. Şahinde garip bir gülüşle: “Aç olsan da, bugünkü yemeklerimiz iştah açacak gibi değil!” dedi. Muazzez gözlerini sitemli, fakat keskin bir bakışla annesine çevirdi. Şahinde gene aynı garip tebessümü muhafaza ederek: “Bugün geleceğini bilmiyorduk da, bir şey hazırlayamadık!” dedi. Muazzez: “Buna da lüzum yoktu, her şeyi biliyor!” demek isteyerek tekrar annesine baktı. Yusuf gözlerini önüne dikmişti. Bir kaşık pilav alıyor, sonra dakikalarca elindeki kaşığı süzüyordu. Sofranın yanına, alçak bir iskemlenin üzerine konan lamba, Muazzez’in ince ellerini sapsarı gösteriyordu. Yusuf’un gözleri bunlara ilişince, içini bir korku kapladı. Yavaşça başını kaldırarak Muazzez’e baktı. Bakışları karşılaştı. Muazzez’in yüzünü tatlı, fakat yorgun bir gülümseme kapladı. Yusuf kaşığını önüne bırakarak:
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır. 

12. Sınıf Anka Yayınevi Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 142 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.