“11. Sınıf Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 69 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 69

Soru: Metni, kaynakları ve görseli inceleyerek 70. sayfadaki soruları cevaplayınız.

Türklerin hukuk anlayışı, Türkistan'daki töre geleneğinden başlayarak OsmanlI Devleti'nde yazılı ve merkezî bir hukuk sistemine dönüşmüştür. Bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri, kanunnamelerdir. Osmanlı Devleti'nde kanunname, padişahın iradesine dayanan ve devletin işleyişini düzenleyen yazılı hukuk metinleri olarak ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle kanunnameler, İslam hukukundan ziyade Türk devlet geleneğinin devamı niteliğindedir.Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmed, biri reayanın hak ve yükümlülüklerini diğeri devlet teşkilatının düzenini belirleyen iki önemli kanunname yayımlayarak merkezî ve sistemli bir hukuk düzeni kurmuştur. Bu adım, Türklerin hukuk sisteminde töre temelli anlayışın devlet eliyle yazılı hukuka dönüşmesinde önemli bir basamaktır. Osmanlı Devleti'ni bir cihan devleti hâline getiren Kanuni Sultan Süleyman, çıkardığı kanunnameyle hukukta düzeni güçlendirmiştir. Bu nedenle Sultan Süleyman "Kanuni" ünvanıyla anılmıştır. Türklerin hukuk sisteminde yaşanan bu gelişmeler; sözlü gelenekten yazılı hukuka, yerel uygulamalardan merkezî otoriteye ve Türkistan'dan Türkiye'ye uzanan tarihsel bir sürekliliği açıkça ortaya koymuştur.

XV. yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı hükümdarlarının yalnızca kendi yetkilerine dayanarak hukuki düzenlemeler yaptıkları bilinmektedir. Bu uygulamalar özel hukuktan çok kamu hukuku alanında görülmektedir. Kanunların ise ‘Sultanın emri, sultanın kanunudur.’ anlayışını yansıttığı ve ferman şeklinde yayınladığı bilinmektedir. Osmanlı uygulamasında ferman nişancı tarafından üzerine konulan tuğra ile doğruluğu belirlenen hükümdar emrini ifade etmektedir.

Osmanlı Devleti’nde yürürlüğe konulan kanunları üç kategori içinde değerlendirmek imkânı vardır. Birinci olarak hükümdarın özel konularda çıkardığı fermanlar görülmektedir. Dağınık nitelik taşıyan bu kurallar zaman zaman bir araya getirilmiş ve kanunname adı verilen metinler oluşmuştur, ikinci olarak belirli bir bölgeyi ya da gurubu, örneğin belli bir sanatı icra edenleri ilgilendiren emirnameler vardır. Üçüncü kategoriyi bütün imparatorlukta uygulanan genel kanunnameler oluşturmaktadır. (...) Osmanlı kanunlarının başında çoğu zaman şu ifade bulunuyordu: ‘(...) bu kanun atam ve dedem kanunudur ve benim dahi ka- nunumdur. Evladı kirâmım neslen ve badeneslen bununla âmil olalar. (...)’ Bu ibare Osmanlı kanunlarının hükümdarın iradesini yansıttığını; kanunlarda devamlılık ilkesinin de aynı kanunların değişik hükümdarlar tarafından benimsenmesi suretiyle uygulanmakta olduğunu göstermektedir.”

B “Devlet kurucu belli başlı Türk hükümdarlarının bir kanunnâme çıkarmış olması bir rastlantı değildir. Eski Türk geleneklerini kuvvetle yansıtan eski Osmanlı rivâyetlerine göre, Osman Gazi bağımsızlığını ilân ettikten sonra kanunlar koymuştur. Osmanlı imparatorluğunun gerçek kurucusu Fâtih Sultan Mehmed biri reâyâ için, diğeri devlet teşkilâtı için iki kanunnâme çıkarmıştır. Nihayet, imparatorluğu bir cihan imparatorluğu durumuna getiren Kanunî Süleyman bir kanunnâme yaymıştır. Bu kanunnâmeler, sırf sultanın iradesine dayanan kanunlar mecmuası, yasadır ve Şerî’atle bir ilgisi yoktur; başka deyimle, ancak Türk devlet geleneğinin bir uzantısı sayılmalıdır.”

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Meb Yayınları Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Sayfa 69 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.