11. Sınıf Türk Kültür ve Medeniyet Ders Tarihi Kitabı Cevapları Sayfa 33
“11. Sınıf Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 33 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 33
Soru: Metinleri ve kaynağı inceleyerek soruyu cevaplayınız.
İslamiyet öncesi Türk devletlerinden Türk-İslam devletlerine geçiş süreci, Türk devlet geleneğinin temel taşlarını korurken İslamiyet'in getirdiği yeni kurum ve anlayışların da sentezlendiği bir dönem olmuştur. Bu değişim sadece dinî değil hukuki, siyasi ve sosyal yapıyı da derinden etkilemiştir. Yüzyıllardır devam eden ve sözlü hukuk olarak gelişen töre, İslamiyet'in kabulüyle birlikte köklü bir değişime uğramış ama bu süreçte tamamen yok olmamıştır. Töre kuralları ve İslami kurallar kaynaşarak birlikte kullanılmaya devam edilmiştir. İslamiyet, Karahanlılar zamanında hızla yayılmıştır. İslamiyet'in kabulüyle Türkistan'da çok sayıda âlim yetişmiş, dinî eserlerin sayısı artmış ve İslami hukuk kuralları yönetimde uygulanmaya başlanmıştır.
Türkler Müslüman olduktan sonra da dinî kurallarla çatışmayan eski töreleri, İslâmî kurallarla birlikte, devlet hayatını düzenlemeye devam ettiler. Bu dönemde dinî kurallar ve Türk toplum ve devlet töresi, hâkimiyeti sınırlayan, devlet kudretini ellerinde tutanların hareket ve fiillerini sınırlandıran amillerdi. Bazı noktalarda töre-din çatışması görüldü ise de, hanlar ve beyler aile ve askerlik işlerinde töreyi tatbikten vazgeçmediler. Uluğ Bey gibi İslâm bilgini olan bir hükümdarın ‘birçok işlerde yasa, türeye ihtiyacımız vardır’ demesinin sebebi de budur. Ayrıca, İslâm hukuku, ulûl-emre, belli konularda yasama yetkisi tanımıştır. Dolayısıyla OsmanlI Hukukundaki mevzuat hükümleri iki kısımdır; Birincisi, doğrudan doğruya Kur’an-ı Kerîm ve Sünnete dayanan ve fikıh kitaplarında tedvin edilmiş bulunan hükümlerdir ki, bunlara şer’î hükümler, şer’î şerif veya şer’î hukuk denilmektedir. İkincisi, şer’î hükümlerin tanıdığı sınırlı yasama yetkisine veya içtihad esasına dayanılarak, özellikle idare hukuku, malî hukuk, askerî hukuk ve benzeri âmme hukuku dallarına ait hukukî düzenlemeler ile temelini örf-âdet kaideleri, âmme maslahatı gibi İslâm hukukunun kabul ettiği tali hukuk kaynaklarını teşkil eden içtihadî hükümlerdir ki, bunlara da örfi hukuk, siyaset-i şerîye, kanun, kanunnâme vb. isimler verilmiştir. (...)”
Selçuklular, Türk devlet geleneklerini İslamiyet'in hukuk kurallarıyla sentezlemeyi başarmış ve yönetim alanında örfi hukuk ile şeriatı bir arada kullanmışlardır. Kişisel ve dinî meseleleri kapsayan evlenme, boşanma, miras, vakıf, borçlar gibi konular şer'i hukuk kapsamında kabul edilmiş ve bu konulardaki davalara kadılar bakmıştır (Görsel 1.6). Devletin işleyişi, kamu düzeni, vergi sistemi ve orduyu ilgilendiren konular ise örfi hukuka tabi olmuştur. Şeriatın kesin hükümlerinin bulunmadığı veya devlet idaresinin esneklik gerektirdiği alanlarda örfi hukuk uygulanmıştır. Büyük Selçuklu Dev- leti'yle birlikte yerel bir yapı olmaktan çıkan Türk-İslam devlet teşkilatlanması, imparatorluk düzeyinde bir bürokrasiye ve kurumsallaşmaya dönüşmüştür.
- Cevap:
Soru: İslamiyet’i kabul ettikten sonra Türklerin töreyi tamamen terk etmemesi, devlet anlayışı açısından nasıl yorumlanabilir? Tartışınız.
- Cevap:
11. Sınıf Meb Yayınları Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Sayfa 33 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.